döl ile cümle
döl kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
7
ORT. KELİME
O, yabancı ülkelerde dolaştı.She has traveled in foreign countries.
Ben beş dolar daha ödemek zorunda kaldım.I had to pay five more dollars.
Selden dolayı dersler ertelendi.Classes have been suspended due to floods.
Gürültüden dolayı uyuyamıyorum.I can't sleep because of the noise.
O beni elli dolar kazıkladı.He stiffed me for fifty bucks.
Amerikan dolarlarımı euro ile değiştirmek istiyorum, lütfen.I would like to change my American dollars to euros please.
Dolaylı çevirileri yorumlarken dikkatli ol. Cinsiyetler değişmiş olabilir.Be careful interpreting indirect translations. Genders may have changed.
Yavaş yemek daha dolgun hissetmenize yardımcı olur.Eating more slowly will help you feel fuller.
Resmi olmayan diksiyon her zaman gizem ve gerçeküstücülükle doludur.Informal diction is always full of mystery and surrealism.
O, zor işittiğinden dolayı, o onunla her zaman yüksek sesle konuşur.She always speaks to him in a loud voice because he's hard of hearing.
Genç kadın ölümcül bir hastalıkla cebelleşiyordu, kalbi umut doluydu.The young woman was fighting the deadly illness, her heart full of hope.
Hastalandığımdan dolayı gelemem.I can’t come because I got sick.
Lafı dolandırma ve benden ne istediğini açıkça söyle.Stop beating around the bush and tell me plainly what you want from me.
Bence bu reçeteyi tekrar doldurmamın tam zamanı.I think it's time for me to refill this prescription.
Söylediğimden dolayı kızgın mısın?Are you angry because of what I said?
Civarda dolaştığın için teşekkürler.Thanks for sticking around.
Tom ne olacağını görmek için etrafta dolanmayı planlıyor.Tom plans to stick around to see what happens.
Tom, birkaç gün daha dolaşmak istediğini söyledi.Tom said he wanted to stick around for a couple of more days.
Beş yaşındaki kızım kreşe her zaman mutlu ve enerji dolu gider.My five year old daughter always goes to kindergarten happy and full of energy.
Bu formu doldurduğunuz için teşekkür ederim.Thank you for completing this form.
Marcel çok sıkı çalışsa da yılda yalnızca 30.000 Kanada doları kazanıyor.Even though Marcel works hard, he only earns 30 000 Canadian dollars per year.
Bir avro 1.5 dolar eder.One euro is one-point-five dollars.
Bu şapka on dolara mal oldu.This hat cost ten dollars.
Dolma kalemim kitabımın olduğu yerde.My pen is where my book is.
Giyecek bir şey için dolabıma baktım.I looked in my closet for something to wear.
Bu sabah erken saatlerden beri yemek yemediğimden dolayı oldukça açım.I'm pretty hungry since I haven't eaten since early this morning.
Sana on milyon dolar verilse, onu nasıl harcarsın?If you were given ten million dollars, how would you spend it?
Bana bir fincan daha kahve doldur ve bir çörek daha yiyeceğim.Pour me another cup of coffee and I'll eat another doughnut.
Yola çıktığımız zaman yanımızda yalnızca 200 dolarımız vardı.When we started out, we had only 200 dollars between us.
Bin dolarlık bir bağış için bana güvenebilirsin.You can count on me for a one thousand dollar donation.
yenilgi söylentileri dolaşıyordu.Rumors of defeat were circulating.
Bahçe sarı çiçeklerle doluydu.The garden was full of yellow flowers.
Bu araba tamamen dolu.This car is fully loaded.
Trafik olduğundan dolayı toplantıya geç kaldım.Because there was traffic, I was late to the meeting.
Birçok kanser hastaları kemoterapiden dolayı saçlarını kaybederler.Many cancer patients lose their hair because of chemotherapy.
İki yüz dolara kaç tane elma alabileceğine şaşıracaksın.You'd be amazed how many apples you can buy for two hundred dollars.
Tayfundan dolayı ebeveynlerim seyahatlarını bir gün erken bitirdiler.Because of the typhoon, my parents ended their trip one day early.
Sıkıldım bu yüzden kasabayı dolaştım.I was bored, so I wandered around town.
O çok çalıştığından dolayı başardı.He succeeded because he worked hard.
Küçük siyah bir elbise olmadan bir kadının dolabı tam değildir.A woman's wardrobe isn't complete without a little black dress.
Kullanılmış arabamı 100 dolara satabildim.I was able to sell my used car for 100 dollars.
O, en fazla sadece yirmi dolar ödeyebilir.He can only pay twenty dollars at most.
Tom, 24 yaşını doldurmadan önce üniversiteden mezun olmak istiyor.Tom wants to graduate from college before he turns 24 years old.
Tom, bir solucan yediğim takdirde bana otuz dolar vereceğini söyledi.Tom said that he'd give me thirty dollars if I ate an earthworm.
Tom, öğle yemeğine sadece üç dolar harcadı.Tom only spent three dollars for his lunch.
Tom öğle yemeği için sadece üç dolar harcadı.Tom only spent three dollars for his lunch.
Tom bir kıyı otelinde çalışarak haftada 900 dolar yapar.Tom makes $900 a week working at a resort hotel.
Tom geçen ay otuz bin dolar kazandı.Tom made thirty thousand dollars last month.
Tom bir dolandırıcı değildir.Tom isn't a crook.
Tom çocuk kaçırmaktan dolayı FBI tarafından aranıyor.Tom is wanted by the FBI for kidnapping.
Tom ümitle dolu.Tom is full of hope.
Tom başarısızlıktan dolayı okuldan atılmamayı umuyor.Tom hopes he doesn't flunk out of school.
Tom'un cebinde üç dolma kalemi var.Tom has three pens in his pocket.
Tom'un bankada üç milyon doları var.Tom has three million dollars in the bank.
Tom o bankaya, üç milyon dolardan fazla para yatırdı.Tom has over three million dollars deposited in that bank.
Tom birkaç dolar daha ödemek zorunda kaldı.Tom had to pay a few more dollars.
O zaman Tom'un cebinde elli doları vardı.Tom had fifty dollars in his pocket at the time.
Tom şişeyi içme suyuyla doldurdu.Tom filled the bottle with drinking water.
Tom boşlukları doldurdu.Tom filled in the blanks.
Tom bardağını su ile doldurdu.Tom filled his glass with water.