Kış mevsimi yapraklarını döker.В зимний период мех седеет.
Yemeklere dökerler, çok güzel lezzetler elde ederler.Мы выпускаем продукцию, этим вкусам полностью соответствующую.
Dişiler 20.000 yumurta döker.Самка откладывает до 30 000 яиц.
En son kızarmış tereyağı dökerek sıcak servis yapın.КТО ПОДАСТ ПОСЛЕДНИЙ БИФШТЕКС?
Dişiler 3000-5000 yumurta döker.Самка откладывает 3000—4000 яиц.
Çoğunlukla uzun yolculuklara çıkardı ve bu yüzden Freya kırmızı altın gözyaşları dökerdi.وقد هرب أودر بعيدا، وبكته فرييا كثيرا، ولكن دموعها كان الذهب الأحمر.
Tırtılları beş kez deri döker.احتفظوا بخمس الغنائم لأنفسهم.
Ayrıca Hindular, ölüleri yakarak küllerini Ganj Nehri'ne dökerler.أصبح يساعد على حمل الموتى من الهنود المحليين إلى المحارق ليتم نثر رمادهم على نهر الغانج.
II. Wilhelm ise, yönetimine bir iç savaşta kan dökerek başlamak niyetinde değildi.فأجابه فيلهلم بأنه لا يريد بدء فترة حكمه بمعركة دموية ضد رعاياه.
Resmi siyasal kurumları kalıba dökerken imparatorluğa bağımlıydılar.Quando eles começaram a forjar instituições políticas formais, eram dependentes do império.
Dişiler 3000-5000 yumurta döker.As fêmeas põem de 3000 a 4000 ovos.
Bahar yaz sonu üreme yapıp 15 – 18 000 yumurta döker.No verão, a fêmea coloca de 12 a 18 ovos.
Başına şeker dökerler.Polvilham-se com açúcar.
Çoğunlukla uzun yolculuklara çıkardı ve bu yüzden Freya kırmızı altın gözyaşları dökerdi.Consequentemente não fica muito em Asgard, fazendo com que sua esposa Freya chore lágrimas de ouro.
Dökmek istesem dökerim.Eu quero é gastar .
Fazla tüy döker.E faz muitas travessuras.
Özellikle Tayland'da bu kutlama su dökerek gerçekleşir.Vooral in Catania wordt dit feest uitbundig gevierd.
Ne şair yaş döker ne âşık ağlar.Men bespot geen dichter dien men eert en liefheeft.
Yumurta dökerek ürerler.Hardgekookte eieren!
Daha sonra Daniel O'Grady kutuya benzin döker.Dan O'Grady heeft daarom de kabouter in zijn kelder opgesloten.
Bahar yaz sonu üreme yapıp 15 – 18 000 yumurta döker.De spinnen paren in de herfst waarna het vrouwtje een eierzak spint en 400-1500 eitjes legt.
Fazla tüy döker.Te veel berekenen.
Avrupa Birliği izleyeceği politikaları yaptığı antlaşmlarla resmiyete döker.Deze publiceert de door de Autoriteit erkende Europese politieke partijen.
Ayrıca Hindular, ölüleri yakarak küllerini Ganj Nehri'ne dökerler.Ook: Wie zijn gat verbrandt, moet op de blaren zitten.
Yaprağını dökerler.Przenikają przez skórę.
Dişiler 20.000 yumurta döker.Jedna samica może złożyć nawet 20 tysięcy jajek.
Şarjörlü tabanca ateş ettikçe patlamış fişek kovanlarını etrafa döker.Han kan kasta eldbollar när han snurrar.
Yılda bir tüy dökerler.Den lägger bara en kull om året.
Çoğunlukla uzun yolculuklara çıkardı ve bu yüzden Freya kırmızı altın gözyaşları dökerdi.Він часто подовгу подорожував, тоді Фрейя плакала сльозами зі щирого золота.
Çoğunlukla uzun yolculuklara çıkardı ve bu yüzden Freya kırmızı altın gözyaşları dökerdi.Jejím manželem byl Ód, který však odešel na dalekou cestu a Freya ho oplakávala slzami z rudého zlata.
Makaroni penguenleri, varolan bütün tüylerini değiştirecek şekilde yılda bir defa tüy döker.Taxisův příkop se dnes skáče jen jednou v roce při Velké pardubické.
Eğer çok sulanırsa çiçeklerini döker.Při velkém přetížení opadávají květy.
Yediği her şeye zeytin yağı döker, kalanını üstüne başına sürerdi.Ty mu každé jídlo sežraly a co zbylo, pokálely.
Dökmek istesem dökerim.Pověste mě vejš.
Üreme döneminden sonra sekiz hafta boyunca erişkinler tüm tüylerini dökerek değiştirir.Până în septembrie a anului următor juvenilii își schimbă toate penele.
Ana madde: Saç kaybı Kellik irsî bir neden olup yeniden çıkmayacak şekilde saçları döker.Pleșuvul : câte fire de păr trebuie să lipsească unui cap pentru a fi numit pleșuv?
Çoğunlukla uzun yolculuklara çıkardı ve bu yüzden Freya kırmızı altın gözyaşları dökerdi.Amikor Odr elindul hosszú és kalandos útjaira, Freyja bánatában vörös arany könnyeket hullat.
Yumurta dökerek ürerler.Husvéti tojások.
Kızlar da bu süreçte lokma dökerek genç çocukları beklerler.Szerinte a gyerekek még túl fiatalok az ilyesfajta nyomásokhoz.
Dişiler yumurtalarını Haziran ayında döker.Viimeiset pesueet munitaan kesäkuussa.
Yumurta dökerek ürerler.Kuoriutuvia munia.
Ayrıca Hindular, ölüleri yakarak küllerini Ganj Nehri'ne dökerler.Samasta syystä monet haluavat tuhkansa ripoteltavan jokeen.
Makaroni penguenleri, varolan bütün tüylerini değiştirecek şekilde yılda bir defa tüy döker.Aikuinen pajulintu vaihtaa siis kaikki höyhenensä kahdesti vuodessa.
Fazla tüy döker.Ἄκουε πολλά.
Yemeklere dökerler, çok güzel lezzetler elde ederler.Έτσι, μπορεί κανείς σε ένα γεύμα, να δοκιμάσει διαφορετικές γεύσεις.
Dişiler yumurtalarını Haziran ayında döker.I maj-juni lægges æggene.
Yılda bir tüy dökerler.Der bliver påsat en ring pr. år.
Üreme döneminden sonra sekiz hafta boyunca erişkinler tüm tüylerini dökerek değiştirir.Innen åtte uker etter avslutningen av forhandlingene må arbeidstakeren ta ut stevning.
Binaları değil ama çiçek saksılarını benzin dökerek ateşe verirler.Boligen hans lyses ikke opp med vanlig ild, men av skinnende gull.
O zaman bu göle şarap döker, içen atlar sarhoş olurlar.Di halaman ini dahulu ada sumur untuk memberi minum kuda.
Son anda Egeus kılıcı ve sandaletleri görerek Theseus'un oğlu olduğunu anlar ve zehiri döker.Pada saat itulah, Aigeus melihat pedang Theseus dan mengenali bahwa Theseus adalah putranya.
Dişiler 3000-5000 yumurta döker.Ikan betina melepas telur-telurnya yang berjumlah 5.000 hingga 30.000 telur.
II. Wilhelm ise, yönetimine bir iç savaşta kan dökerek başlamak niyetinde değildi.Wilhelm II trả lời rằng ông không muốn bắt đầu thời đại trị vì của mình bằng một cuộc tắm máu.
Her yıl bir defa tüylerini dökerler ve bu sonbahar göçü esnasında başlar.Chúng được cắt lông một lần trong năm vào mùa xuân.
Yumurta dökerek ürerler.ナヌカザメの卵。
Dişiler yumurtalarını Haziran ayında döker.卵は6月に孵化する。
(Mezmurlar, 146/4) ^ “Toprağa dönünceye dek ekmeğini alın teri dökerek kazanacaksın.第3章19節:(省略)あなたが大地に戻るまで、あなたは顔に汗して、食物を得ることになろう。
Başına şeker dökerler.手上總拿著棒棒糖。
Dökmek istesem dökerim.如夷夏之辨。
Daha sonra Daniel O'Grady kutuya benzin döker.בשנת 2370, או'בריאן עבד במרכז לעיבוד עופרת של התחנה.