Bu iki dere birleşip sonrasında Kızılırmak'a dökülmektedir.After that they separate, and Antti gets caught.
Ve pul pul dökülmek zorundayım.- And I have to exfoliate.
Çünkü iniltim ekmekten önce geliyor, Su gibi dökülmekte feryadım.For my sighing comes before I eat. My groanings are poured out like water.
Çünkü kanım adak şarabı gibi dökülmek üzere. Benim için ayrılma zamanı geldi.For I am already being offered, and the time of my departure has come.
Başlarının üstünden de kaynar su dökülmektedir.Boiling water will be poured down over their heads
Kurbağalıdere Kalamış Koyu'na dökülmektedir.Kurbağalıdere flows into Kalamış Bay.
Şelalenin üzerinde bulunduğu dere, Çavuşlu'dan denize dökülmektedir.Denn er hat ihn über den Meeren gegründet und über den Wassern bereitet.
Gümüşhane'nin Çimen Dağları'ndan kaynaklanıp Yeşilırmak'a katılıp Karadeniz'e dökülmektedir.Die Regenbogenschlange schafft Berge und Täler und ist in ihnen verborgen.
Bu iki dere birleşip sonrasında Kızılırmak'a dökülmektedir.Die beiden geraten dadurch in Streit mit Laure.
Mahallede sulama amaçlı küçük bir göl ve kanal vardır, kanaldan geçensu dereye dökülmektedir.Ein Netz von kleinen Bächen und Kanälen durchzieht das Gebiet.
Keçili deresi, Küpeli ve Patır'dan gelip, Çiğdem'e, oradan da Yapalı'daki baraja dökülmektedir.Mets sur lui des pierres rugueuses, et aigües, enveloppe-le de ténèbres, et qu'il demeure là à perpétuité.
Gümüşhane'nin Çimen Dağları'ndan kaynaklanıp Yeşilırmak'a katılıp Karadeniz'e dökülmektedir.Il toponimo deriverebbe dalle vaste selve che ammantavano (e ammantano tuttora) le colline circostanti.
Sürgünleri yeşil, genç sürgünleri ise beyaz tüylü olmakla beraber bunlar daha sonra dökülmektedir.Seppur associate al verde, se ne trovano anche di altri colori (eccetto il bianco).
Bir melek heykelinin bulunduğu bahçede yapraklar dökülmektedir.I punti di salvataggio sono rappresentati dalla statua di un angelo.
Gümüşhane'nin Çimen Dağları'ndan kaynaklanıp Yeşilırmak'a katılıp Karadeniz'e dökülmektedir.Кое-где над плоской поверхностью возвышаются глинистые холмы — телли и зольные — ишаны.
Nehir, Korsa'dan başlayarak Inari Gölü'ne dökülmektedir.Река берёт своё начало из озера Корпи.
Rusya'dan getirilen mayınlar, İzmir ve İzmit Körfezi'ne dökülmek üzere biriktirilmekte idi.الألغام التي جائت من روسيا خزنت لكي تزرع في أزمير و خليج أزميت.
Başkent Bangkok şehri üzerinden Tayland Körfezine dökülmektedir.Atravessa Bangkok, a capital da Tailândia.
Şelalenin üzerinde bulunduğu dere, Çavuşlu'dan denize dökülmektedir.Wie dat geheim bezit, bezit de macht over de zeeën.
Gümüşhane'nin Çimen Dağları'ndan kaynaklanıp Yeşilırmak'a katılıp Karadeniz'e dökülmektedir.Nad stawem górują szczyty Osterwy (od wschodu), Popradzka Grań (od północy) oraz Grań Baszt (od zachodu).
Boztepe yamaçlarından gelen iki küçük dere obruk içindeki göle dökülmektedir.Дві маленькі постаті намагаються витягти суху застряглу деревину.
Çakmak Barajından gelen Abdal Deresi, Çınarlık'tan denize dökülmektedir.Дим від труб цементних заводів вже стелеться в бік моря.
Nehir, Karelya Kıstağı üzerinden Finlandiya Körfezi'ne dökülmektedir. ^ a b "Река Сестра (Рая-Йоки)" (Rusça).Jernbanebroen over den finsk-sovjettiske grænse. (på russian)Река Сестра (Рая-Йоки).
Köyün çöpü boş arazilere dökülmektedir.Mod syd ligger kommunen Uplengen i Landkreis Leer.
Bu iki dere birleşip sonrasında Kızılırmak'a dökülmektedir.'Aqqa wi¢lidayhi, artinya jika ia memutus (tali silaturahmi) keduanya.
Şelalenin üzerinde bulunduğu dere, Çavuşlu'dan denize dökülmektedir.オウター星の海の主の涙から生成される。
Batısında Bada Deresi denize dökülmektedir.报之何时,精禽大海。
Sakarya Nehri de Marmara Bölgesi sınırları içinde denize dökülmektedir.Cesta kraj rijeke Markarfljót je na nekim mjestima poplavljena.
Çünkü iniltim ekmekten önce geliyor, Su gibi dökülmekte feryadım.Albowiem kiedy mam jeść, wzdychanie moje przychodzi, a rozchodzi się jako woda ryczenie moje;
Çünkü iniltim ekmekten önce geliyor, Su gibi dökülmekte feryadım.Così, al posto del cibo entra il mio gemito, e i miei ruggiti sgorgano come acqua
Çünkü iniltim ekmekten önce geliyor, Su gibi dökülmekte feryadım.Denn wenn ich essen soll, muß ich seufzen, und mein Heulen fährt heraus wie Wasser.
Çünkü iniltim ekmekten önce geliyor, Su gibi dökülmekte feryadım.For mine sukk er blitt mitt daglige brød, og mine klager strømmer som vannet.
Çünkü iniltim ekmekten önce geliyor, Su gibi dökülmekte feryadım.Gantinya makan aku mengeluh, tiada hentinya aku mengaduh
Çünkü iniltim ekmekten önce geliyor, Su gibi dökülmekte feryadım.Ik kan niet eten, want mijn keel zit dicht van het zuchten, mijn klachten vloeien als water over mijn lippen.
Çünkü iniltim ekmekten önce geliyor, Su gibi dökülmekte feryadım.나는 먹기 전에 탄식이 나며 나의 앓는 소리는 물이 쏟아지는 것같구나
Çünkü iniltim ekmekten önce geliyor, Su gibi dökülmekte feryadım.Lebo pred mojím pokrmom prichádza moje vzdychanie, a moje revania sa rozlievajú ako voda,
Çünkü iniltim ekmekten önce geliyor, Su gibi dökülmekte feryadım.Mert kenyerem gyanánt van az én fohászkodásom, és sóhajtásaim ömölnek, mint habok.
Çünkü iniltim ekmekten önce geliyor, Su gibi dökülmekte feryadım.Mes soupirs sont ma nourriture, Et mes cris se répandent comme l`eau.
Çünkü iniltim ekmekten önce geliyor, Su gibi dökülmekte feryadım.Nebo před pokrmem mým vzdychání mé přichází, a rozchází se jako voda řvání mé.
Çünkü iniltim ekmekten önce geliyor, Su gibi dökülmekte feryadım.Pois em lugar de meu pão vem o meu suspiro, e os meus gemidos se derramam como água.
Çünkü iniltim ekmekten önce geliyor, Su gibi dökülmekte feryadım.Porque antes de mi pan viene mi suspiro, y mis gemidos corren como el agua
Çünkü iniltim ekmekten önce geliyor, Su gibi dökülmekte feryadım.Sillä huokaukseni on tullut minun leiväkseni, valitukseni valuu kuin vesi.
Çünkü iniltim ekmekten önce geliyor, Su gibi dökülmekte feryadım.Suckan har ju blivit mitt dagliga bröd, och såsom vatten strömma mina klagorop.
Çünkü iniltim ekmekten önce geliyor, Su gibi dökülmekte feryadım.Suspinurile îmi sînt hrana de toate zilele, şi jalea mi se varsă ca apa.
Çünkü iniltim ekmekten önce geliyor, Su gibi dökülmekte feryadım.Thi Suk er blevet mit daglige Brød, mine Ve råb strømmer som Vand.
Çünkü iniltim ekmekten önce geliyor, Su gibi dökülmekte feryadım.Vì trước khi ăn , tôi đã than siếc , Tiếng kêu vang tôi tuôn tôi như nước .
Çünkü iniltim ekmekten önce geliyor, Su gibi dökülmekte feryadım.Vì trước khi ăn, tôi đã than siếc, Tiếng kêu vang tôi tuôn tôi như nước.
Çünkü iniltim ekmekten önce geliyor, Su gibi dökülmekte feryadım.Zakaj kadar bi imel jesti, mi je zdihovati, in stokanje moje se razliva kakor voda.
Çünkü iniltim ekmekten önce geliyor, Su gibi dökülmekte feryadım.Διοτι προ του φαγητου μου ερχεται ο στεναγμος μου, και οι βρυγμοι μου εκχεονται ως υδατα.
Çünkü iniltim ekmekten önce geliyor, Su gibi dökülmekte feryadım.Вздохи мои предупреждают хлеб мой, и стоны мои льются, как вода,
Çünkü iniltim ekmekten önce geliyor, Su gibi dökülmekte feryadım.Защото вместо ядене, дохожда ми въздишка; И стенанията ми се изливат като вода.
Çünkü iniltim ekmekten önce geliyor, Su gibi dökülmekte feryadım.כי לפני לחמי אנחתי תבא ויתכו כמים שאגתי׃
Çünkü iniltim ekmekten önce geliyor, Su gibi dökülmekte feryadım.لانه مثل خبزي ياتي انيني ومثل المياه تنسكب زفرتي
Çünkü iniltim ekmekten önce geliyor, Su gibi dökülmekte feryadım.我 未 曾 喫 飯 、 就 發 出 歎 息 、 我 唉 哼 的 聲 音 湧 出 如 水
Çünkü iniltim ekmekten önce geliyor, Su gibi dökülmekte feryadım.我 未 曾 喫飯 、 就 發出 歎息 、 我 唉哼 的 聲音湧 出 如水
Çünkü kanım adak şarabı gibi dökülmek üzere. Benim için ayrılma zamanı geldi.Albowiem ja już bywam ofiarowany, a czas rozwiązania mego nadchodzi.
Çünkü kanım adak şarabı gibi dökülmek üzere. Benim için ayrılma zamanı geldi.Căci eu sînt gata să fiu turnat ca o jertfă de băutură şi clipa plecării mele este aproape.
Çünkü kanım adak şarabı gibi dökülmek üzere. Benim için ayrılma zamanı geldi.Car pour moi, je sers déjà de libation, et le moment de mon départ approche.
Çünkü kanım adak şarabı gibi dökülmek üzere. Benim için ayrılma zamanı geldi.Denn ich werde schon geopfert, und die Zeit meines Abscheidens ist vorhanden.
Çünkü kanım adak şarabı gibi dökülmek üzere. Benim için ayrılma zamanı geldi.For jeg ofres allerede, og tiden for min bortgang er forhånden.