coşku ile cümle
coşku kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
İnsanlar şarap özlemiyle sokaklarda bağrışıyor, Sevinçten eser kalmadı, Dünyanın coşkusu yok oldu.Jadikovanje zaradi vina je po ulicah; zatonilo je vse veselje, izginila je radost zemlje.
İnsanlar şarap özlemiyle sokaklarda bağrışıyor, Sevinçten eser kalmadı, Dünyanın coşkusu yok oldu.포도주가 없으므로 거리에서 부르짖으며 모든 즐거움이 암흑하여 졌으며 땅의 기쁨이 소멸되었으며
İnsanlar şarap özlemiyle sokaklarda bağrışıyor, Sevinçten eser kalmadı, Dünyanın coşkusu yok oldu.Man jamrer over Vinen på Gaden, bort er al Glæde svundet; landflygtig er Landets Fryd.
İnsanlar şarap özlemiyle sokaklarda bağrışıyor, Sevinçten eser kalmadı, Dünyanın coşkusu yok oldu.Man klagt um den Wein auf den Gassen, daß alle Freude weg ist, alle Wonne des Landes dahin ist.
İnsanlar şarap özlemiyle sokaklarda bağrışıyor, Sevinçten eser kalmadı, Dünyanın coşkusu yok oldu.Nárek bude na uliciach pre víno, zatemnená bude všetka radosť, odstehuje sa veselosť zeme.
İnsanlar şarap özlemiyle sokaklarda bağrışıyor, Sevinçten eser kalmadı, Dünyanın coşkusu yok oldu.Naříkání bude na ulicích pro víno, zatemněno bude všeliké veselí, odstěhuje se radost země.
İnsanlar şarap özlemiyle sokaklarda bağrışıyor, Sevinçten eser kalmadı, Dünyanın coşkusu yok oldu.Narzekanie będzie na ulicach dla wina; zaćmione będzie wszelkie wesele, a przeniesie się radość ziemi.
İnsanlar şarap özlemiyle sokaklarda bağrışıyor, Sevinçten eser kalmadı, Dünyanın coşkusu yok oldu.Người ta kêu la trong đường phố vì cớ rượu; mọi sự vui đều trở nên tăm tối; sự mừng rỡ trong xứ đi đâu rồi!
İnsanlar şarap özlemiyle sokaklarda bağrışıyor, Sevinçten eser kalmadı, Dünyanın coşkusu yok oldu.Người_ta kêu_la trong đường_phố vì cớ rượu ; mọi sự vui đều trở_nên tăm_tối ; sự mừng_rỡ trong xứ đi đâu rồi !
İnsanlar şarap özlemiyle sokaklarda bağrışıyor, Sevinçten eser kalmadı, Dünyanın coşkusu yok oldu.On crie dans les rues, parce que le vin manque; Toute réjouissance a disparu, L`allégresse est bannie du pays.
İnsanlar şarap özlemiyle sokaklarda bağrışıyor, Sevinçten eser kalmadı, Dünyanın coşkusu yok oldu.På gatene lyder klagerop over vinen; all glede er borte, landets fryd er blitt landflyktig.
İnsanlar şarap özlemiyle sokaklarda bağrışıyor, Sevinçten eser kalmadı, Dünyanın coşkusu yok oldu.Per le strade si lamentano, perché non c'è vino; ogni gioia è scomparsa, se ne è andata la letizia dal paese
İnsanlar şarap özlemiyle sokaklarda bağrışıyor, Sevinçten eser kalmadı, Dünyanın coşkusu yok oldu.Pe uliţe se strigă după vin; s'a dus orice desfătare, nu mai este nicio veselie în ţară.
İnsanlar şarap özlemiyle sokaklarda bağrışıyor, Sevinçten eser kalmadı, Dünyanın coşkusu yok oldu.Viinistä on kaduilla valitus, kaikki ilo on mennyt mailleen, riemu maasta paennut.
İnsanlar şarap özlemiyle sokaklarda bağrışıyor, Sevinçten eser kalmadı, Dünyanın coşkusu yok oldu.Κραυγη ειναι εν ταις οδοις δια τον οινον πασα ευθυμια παρηλθεν η χαρα του τοπου εφυγεν.
İnsanlar şarap özlemiyle sokaklarda bağrışıyor, Sevinçten eser kalmadı, Dünyanın coşkusu yok oldu.Вик има по улиците за виното; Всяка радост се помрачи: веселието на земята е отишло в плен.
İnsanlar şarap özlemiyle sokaklarda bağrışıyor, Sevinçten eser kalmadı, Dünyanın coşkusu yok oldu.Плачут о вине на улицах; помрачилась всякая радость; изгнано всякоевеселие земли.
İnsanlar şarap özlemiyle sokaklarda bağrışıyor, Sevinçten eser kalmadı, Dünyanın coşkusu yok oldu.צוחה על היין בחוצות ערבה כל שמחה גלה משוש הארץ׃
İnsanlar şarap özlemiyle sokaklarda bağrışıyor, Sevinçten eser kalmadı, Dünyanın coşkusu yok oldu.صراخ على الخمر في الازقة. غرب كل فرح. انتفى سرور الارض.
İnsanlar şarap özlemiyle sokaklarda bağrışıyor, Sevinçten eser kalmadı, Dünyanın coşkusu yok oldu.在 街 上 因 酒 有 悲 歎 的 聲 音 . 一 切 喜 樂 變 為 昏 暗 . 地 上 的 歡 樂 歸 於 無 有
İnsanlar şarap özlemiyle sokaklarda bağrışıyor, Sevinçten eser kalmadı, Dünyanın coşkusu yok oldu.在 街上 因 酒 有 悲歎 的 聲音 . 一切 喜 樂變為 昏暗 . 地上 的 歡樂歸 於 無有
İnsanlar şimdi coşkulu olduğumu, mutlu bir insan olduğumu biliyorlar.""Agora os outros sabem que sou animada, "que sou uma pessoa feliz."
İnsanlar şimdi coşkulu olduğumu, mutlu bir insan olduğumu biliyorlar."Ahora la gente sabe que soy entusiasta, que soy una persona feliz".
İnsanlar şimdi coşkulu olduğumu, mutlu bir insan olduğumu biliyorlar."Bây giờ mọi người hiểu rằng tôi là người lạc quan, rằng tôi là một người vui vẻ."
İnsanlar şimdi coşkulu olduğumu, mutlu bir insan olduğumu biliyorlar."Folk vet att jag är entusiastisk, att jag är en glad person."
İnsanlar şimdi coşkulu olduğumu, mutlu bir insan olduğumu biliyorlar."Jetzt wissen die Menschen, dass ich enthusiastisch bin, dass ich ein fröhlicher Mensch bin."
İnsanlar şimdi coşkulu olduğumu, mutlu bir insan olduğumu biliyorlar."사람들은 이제 제가 열의가 있고 행복한 사람이라는 것을 압니다."
İnsanlar şimdi coşkulu olduğumu, mutlu bir insan olduğumu biliyorlar."La gente ora sa che sono entusiasta, che sono una persona allegra."
İnsanlar şimdi coşkulu olduğumu, mutlu bir insan olduğumu biliyorlar."Les gens savent maintenant que je suis enthousisate, que je suis heureuse."
İnsanlar şimdi coşkulu olduğumu, mutlu bir insan olduğumu biliyorlar."Lidé vědí, že jsem zapálená, a že jsem šťastná osoba."
İnsanlar şimdi coşkulu olduğumu, mutlu bir insan olduğumu biliyorlar."Ludzie wiedzą teraz, że jestem entuzjastyczna, że jestem szczęśliwą osobą."
İnsanlar şimdi coşkulu olduğumu, mutlu bir insan olduğumu biliyorlar."Mensen weten nu dat ik enthousiast ben, dat ik een gelukkig mens ben. "
İnsanlar şimdi coşkulu olduğumu, mutlu bir insan olduğumu biliyorlar."Oamenii știu acum că sunt entuziastă, că sunt o persoană fericită."
İnsanlar şimdi coşkulu olduğumu, mutlu bir insan olduğumu biliyorlar.""Люди знають, що я повна енергії, щаслива людина."
İnsanlar şimdi coşkulu olduğumu, mutlu bir insan olduğumu biliyorlar.""Теперь людям понятно, что я - энтузиаст и счастливый человек".
İnsanlar şimdi coşkulu olduğumu, mutlu bir insan olduğumu biliyorlar."Хората вече знаят, че съм жизнерадостен и щастлив човек."
İnsanlar şimdi coşkulu olduğumu, mutlu bir insan olduğumu biliyorlar."אנשים יודעים עכשיו שאני נלהבת, שאני אדם שמח".
İnsanlar şimdi coşkulu olduğumu, mutlu bir insan olduğumu biliyorlar."يعرف الناس الآن أني متحمسة، أني سعيدة".
İnsanlar şimdi coşkulu olduğumu, mutlu bir insan olduğumu biliyorlar."分かってくれてるの」 十代で整形すれば こんな違いを獲得できます
İşimden memnun değildim, çünkü tasarımcıydım, ama bana coşku vermiyordu.Ik was niet blij met mijn baan, ik ben ontwerpster werd niet echt gestimuleerd.
İşimden memnun değildim, çünkü tasarımcıydım, ama bana coşku vermiyordu.그때는 제 직업에 만족하지 못했어요 전 디자이너였는데 일에 별로 흥미가 없었습니다
İşimden memnun değildim, çünkü tasarımcıydım, ama bana coşku vermiyordu.Mon travail ne me plaisait pas, parce que j'étais designer, mais ça ne me stimulait pas.
İşimden memnun değildim, çünkü tasarımcıydım, ama bana coşku vermiyordu.Nebyla jsem spokojená v práci, byla jsem designér, ale nebyla jsem stimulovaná.
İşimden memnun değildim, çünkü tasarımcıydım, ama bana coşku vermiyordu.Nie byłam zadowolona z pracy, byłam projektantką, ale to nie było to co chciałam robić.
İşimden memnun değildim, çünkü tasarımcıydım, ama bana coşku vermiyordu.No estaba contenta con mi trabajo, porque era diseñadora pero no tenía ninguna motivación.
İşimden memnun değildim, çünkü tasarımcıydım, ama bana coşku vermiyordu.Nu eram multumita de slujba mea, pentru ca am fost designer, dar nu eram stimulata cu adevarat.
İşimden memnun değildim, çünkü tasarımcıydım, ama bana coşku vermiyordu.Завърших специалност английски.
İşimden memnun değildim, çünkü tasarımcıydım, ama bana coşku vermiyordu.לא הייתי מרוצה מהעבודה שלי, מפני שהייתי מעצבת, אבל לא הייתי באמת מגורה.
İşimden memnun değildim, çünkü tasarımcıydım, ama bana coşku vermiyordu.ولم أكن وقتها سعيدة بعملي، لأني كنت أعمل كمصممة، لكني لم أكن متحفزة للحقيقة.
İşimden memnun değildim, çünkü tasarımcıydım, ama bana coşku vermiyordu.そこまで刺激を受ける事ができず 仕事に満足していませんでした 大学では英文学を専攻しました それを活用することは全くできませんでしたが
(Kalabalık çoşkulu bir halde alkışlıyor)(aplausos)
(Kalabalık çoşkulu bir halde alkışlıyor)El nos dice, que cosa es posible, no solo en las páginas,
(Kalabalık çoşkulu bir halde alkışlıyor)[歓声]
Kısa süre içinde isyancıların bir kısmı sarhoş ve coşkulu bir hâldeydi, aynı zamanda da silahlıydılar.Muy pronto, una parte de los soldados de la rebelión estaban ebrios, exaltados y armados.
Merak, ilgi, masumiyet ve coşku, bilim yapmak için en temel ve en önemli şeyler.Ciekawość, zainteresowanie, niewinność i zapał to najbardziej podstawowe i najważniejsze rzeczy w nauce.
Merak, ilgi, masumiyet ve coşku, bilim yapmak için en temel ve en önemli şeyler.Curiosità, interesse, innocenza e zelo sono le cose più basilari e più importanti per fare scienza.
Merak, ilgi, masumiyet ve coşku, bilim yapmak için en temel ve en önemli şeyler.Curiozitate, interes, inocenţă şi zel sunt cele mai de bază, și mai importante lucruri pentru ştiinţă.
Merak, ilgi, masumiyet ve coşku, bilim yapmak için en temel ve en önemli şeyler.호기심과 흥미 순수함과 열정은 과학을 하는데 있어 가장 기본적이고도 중요한 일입니다.
Merak, ilgi, masumiyet ve coşku, bilim yapmak için en temel ve en önemli şeyler.La curiosidad, el interés, la inocencia y el fervor es lo elemental y lo más importante para la ciencia.
Merak, ilgi, masumiyet ve coşku, bilim yapmak için en temel ve en önemli şeyler.Neugier, Interesse, Unschuld und Begeisterung sind die Basis und das Wichtigste in der Wissenschaft.
İlgili Sayfalar