Ana içeriğe geç
Sözlük

cinayet ile cümle

cinayet kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bu katil, cinayetleri dünyayı yedi ölümcül günahtan temizlemek için işlemektedir.Los detectives empiezan a investigar una serie de asesinatos relacionados con los siete pecados capitales.
Günümüzde zehirlenmelere cinayet sebebi ile sık rastlanmıyor.En los niños la intoxicación es causa frecuente de muerte.
Polise, çözemediği vakalarda (çoğunlukla cinayet vakaları) yardım eder.Los crímenes se suceden y la policía no logra resolver el rompecabezas.
Menajerleri gelip Gayoung’un cinayete kurban gittiğini söyler.Ellos son informados por su manager que Gayoung fue asesinada por un intruso.
Bunlar böyle tür vahşetin her üç olağan tipi, yani cinayet, işkence ve tecavüz'den oluşuyordu. "Consistieron en los tres tipos más usuales de atrocidad: tortura, violación sexual y asesinato.
Ve yılbaşı gecesi başlarına cinayetten doğuma kadar türlü olaylar gelir.Me acusaban de todo, hasta del crimen de la semana que viene.
Şam Yahudi cemaati dini cinayet işlediği gerekçesiyle suçlandı.El jurado encontró a Shore culpable de asesinato capital.
Jeffrey Dahmer, 17 cinayetten yargılansa da, sonradan bu sayı 15'e düşürüldü.Fernando Henrique sufrió diecisiete denuncias que, si comprobadas, podrían llevarlo al impeachment.
Binlerce çocuk cinayetlerde rol oynamaktadır.Miles de vidas están en juego.
Çok sayıda cinayet ve diğer zulümlerden sorumluydu.Se le atribuían asesinatos y otros métodos desagradables.
İşlenen bir cinayetin şüphelisi olarak tutuklanarak cezaevine gönderilmiştir.Marido de mujer desaparecida arrestado bajo sospecha de asesinato.
Panorama Kapitalizm Öldürür: İlgili haftaya ait iş cinayetlerine yer verilen bölüm.Celebración de Muertos: Este apartado abordó el Día de Muertos.
Film kurgusal karakter Jason Voorhees'in işlediği cinayetleri konu alır.Es una de las armas con las que se identifica Jason Voorhees en el juego.
18 Şubat, 1878, Tunstall cinayete kurban gitti.Il 18 febbraio 1878 Tunstall fu assassinato.
Leydi Macbeth bu cinayeti sonuçlandırır.È Lady Macbeth che deve quindi completare l'opera criminale.
Bu cinayettir, bu bir vahşettir." dedi."Sai cos'è uno stupro?"
Kur'an'da cinayetin ne şekilde işlendiğine dair bir açıklama yoktur.Non vi fu alcun segno di fastidio all'annuncio.
Oyun, baş karakter, CSB ajanı Ethan Thomas'ın bir cinayet mahalline gelmesi ile başlar.Il gioco inizia mentre l'agente Ethan Thomas raggiunge la scena di un crimine molto violento.
1. cinayet (Mary Ann Nichols) Frengi olabileceğini göstermektedir.31 agosto: viene assassinata Mary Ann Nichols.
Bir cinayet işlemiş olan katil, öldürülen kişinin eşinin oanyıyla idam cezasının yerine köle olabilirdi.Un assassino condannato a morte poteva, dietro richiesta della moglie della vittima, diventare suo schiavo.
Bir süre sonra kızın okulunda bir cinayet işlendiği öğrenilir.Il giorno dopo si viene a sapere che una ragazza del college è stata assassinata.
Ramirez 20 Temmuz'da iki cinayet daha işledi.Il 20 luglio Ramirez colpì addirittura due volte nello stesso giorno.
Cinayeti kabul etmedi, fakat birkaç hırsızlık ve mezar yağmacılığından sorumlu olduğunu itiraf etti.Quando fu arrestato negò gli omicidi ma ammise alcuni reati di furto e di violazione di tombe.
Hitchcock bu filmi için, "Cinayet ve şiddeti evlerimize, gerçekten ait oldukları yere geri getirdi." demiştir.Lo stesso Hitchcock ebbe a dire, riguardo alla serie: «Essa riporta il crimine in casa, dove esso risiede».
Pek çok kişi bu cinayetin İttihat ve Terakki tarafından yapıldığını düşünmektedir.Molti ora credono che l'attacco potrebbe essere stato intenzionale.
Orada da cinayetlerine devam etti.Da questo momento in poi continuò a compiere omicidi.
Cinayet kurbanlarından ikisi hayatta kalmıştır.Due tra le vittime dell'attentato morirono.
Kral Manuel, cinayetlerde yer alanları şiddetli bir biçimde cezalandırdı.Re Manuele punì severamente gli abitanti della città.
Cinayetleri çözümlemede kendine özgü yöntemler kullanır.Naturalmente utilizza i suoi poteri per commettere crimini.
Cinayet mahalinde tespit edilmiş olan ayak izleri de Jesse'nin ayak izlerine uymaktaydı.Emergono inoltre i passi in avanti fatti dalla polizia che potrebbe essere sulle tracce di Jesse.
Mahmut Kemal İnal'a göre bütün bunlar su-i tesadüf değil su-i idareydi ki cinayet addine layıktı.Il capitano Anceschi crede che non si tratti di incidente ma di omicidio premeditato.
Film, Pakistan'da Wall Street Journal'ın muhabiri Daniel Pearl'ün kaçırılışı ve cinayetini konu ediyordu.È considerato come il responsabile del rapimento e dell'assassinio del giornalista Daniel Pearl.
Yetkililer Kuzey Irak'ta Aswad cinayeti ile ilgisi olan 4 kişiyi tutuklamıştır.Le autorità nord-irachene arrestarono quattro persone implicate nell'assassinio.
Cinayetler evde peşlerini bırakmaz.Dopo gli omicidi, gli assassini rimasero nella casa.
Cinayete bir kaza süsü verecektir.Il delitto dovrà sembrare un incidente.
Bu bir cinayettir! "È suicidio!».
Şöhreti, cinsel taciz ve cinayet sanığı Robert John Bardo'nun ilgisine neden oldu.Per il suo omicidio è stato condannato all'ergastolo Robert John Bardo, suo fan.
Cinayet gecesi iki erkekle bardan ayrıldı.Furono uccisi al bar Two.
İtalya'nın kuzeyinde bir kilisede cinayet işlenir.In una regione dell'Italia del sud vengono uccisi alcuni magistrati.
Cinayet bürosunda baş komiserdir.È il capo dell'ufficio forense.
Görünüşe göre bir cinayete kurban gitmişti.La donna però sembra essere stata vittima di un rapitore.
Onun cinayetten hüküm giymesine inanılmaktaydı.Pensa che lo accuseranno dell'omicidio.
On Emir Ahlaki yasalar - cinayet, hırsızlık, dürüstlük, zina vb.Essa contiene: Dieci comandamenti Leggi morali (omicidio, furto, onestà, adulterio ecc.)
Üç Perdelik Cinayet.Tre delitti indipendenti?
14 Nisan 1979 yılında evinde uğradığı ve henüz aydınlanmamış bir cinayet sonucunda yaşamını yitirdi.Morì di morte naturale il 19 settembre ad assedio non ancora concluso.
Cinayetten suçlu bulunmuştur.È accusato di omicidio.
Oysa cinayeti işleyen Thomas genç ve seçkin bir sanayicidir.L'altro figlio, Peter il Giovane, fu un abile incisore e stampatore.
1901'de 31 cinayeti itiraf etmiştir.Finì assassinato nel 1901.
1891’de tutuklandı ve cinayetten yargılandı.Nel 1849 fu arrestato e indagato.
Bir aşk cinayeti mi?Si tratta di omicidio?
Bu cinayetlerin ortak noktası ise katilin maktulü öldürdükten sonra parmaklarını kesmesidir.Sono immuni ai normali attacchi e l'unico modo per ucciderli è tagliare loro la testa dopo averli storditi.
Bölüm Lance Henrikse'nin cinayetle sarsılmasını konu alıyor.Grazie al commissario Engelhardt l'assassino verrà fermato.
Bu dönemde birçok Dada faili meçhul cinayetlere kurban gitti.Secondo l'uso dell'epoca un gran numero di animali vennero uccisi durante le battute di caccia.
Cinayetlerini motorlu testere ile işler.Rinforzi nell'abbigliamento tecnico per motociclisti.
Slager çelişkili polis raporu ardından cinayetle suçlandı.L'agente Slager è stato incriminato con l'accusa di omicidio di Stato.
Babası iki defa cinayetten hüküm giydi.Venne condannato a morte due volte in contumacia.
Cinayet Yöntemleri.Sistemi Criminali.
İnsan Hakları İzleme Örgütü ve Uluslararası Af Örgütü cinayetle ilgili tarafsız bir soruşturma istemişlerdir.Human Rights Watch e Amnesty International invitarono le autorità a condurre un'indagine imparziale.
Güçlüden yana olan kasaba halkı, elbirliği ile bu cinayeti örtbaseder.Questi aiutanti che stanno al suo fianco hanno il compito di uccidere.
Jason'ın ortaya ilk çıkıp cinayet işlemeye başladığı filmdir.L'FBI viene informata degli ultimi avvistamenti di Jason e inizia a dargli la caccia.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod