Cinayetler evde peşlerini bırakmaz.Die anderen wurden zu Hause nicht angetroffen.
Cinayet kurbanlarından ikisi hayatta kalmıştır.Unter den Opfern dieses Menschenhandels befinden sich nur zwei Überlebende.
Bu cinayetin sebebi, Zerdüştlükçiliğe dönüşmeyi reddettiği ve Hıristiyan kalmak istediği idi.Sie erhielt jedoch die Antwort, dass sie dafür zum Christentum konvertieren müsste, was sie ablehnte.
Çok sayıda cinayet ve diğer zulümlerden sorumluydu.Zudem sind sie für zahlreiche Morde und Vertreibungen verantwortlich.
Cinayetleri çözümlemede kendine özgü yöntemler kullanır.Er hat ein ungewöhnliches Gespür bei der Lösung von Mordfällen.
Heartland'de Cinayet.Mord im Lichthof.
Birçoğu mükemmel cinayeti işlemeye kendilerini adamışlardır ve asla yakalanamayacaklarını düşünürler.Manche nehmen generell eine absolute Fixschuld an und meinen, die Arbeit könne nie nachgeholt werden.
Filmde cinayet nedeniyle, esas olarak 6 kişi sorgulanır.Relativ früh im Spiel werden sechs der Gäste ermordet.
İlk filmi 1952 tarihli İpsala Cinayeti idi.Sein erster Film war 1952 Murder in the Cathedral.
Orada da cinayetlerine devam etti.Dann ging das Morden weiter.
Oxford Cinayetleri (The Oxford Murders) 2008 yılı yapımı polisiye-romantik ve gerilim örneği sinema filmi.Städtische Kunstsammlungen Salzgitter 2008 Love and Hate.
Cinayetleri işleme sebebi ise basittir.Die Suche nach dem Täter gestaltet sich schwierig.
Suçlu bulunduğu 48 cinayet yüzünden ömür boyu hapis yatmakta.Alex wird wegen Mordes zu 14 Jahren Gefängnis verurteilt.
West Port (Batı Limanı) cinayetleri olarak da anılır.Das gleiche denken auch die Fans in Port Said.
Polisler cinayeti araştırdı.Les policiers ont inspecté le crime.
Tom'un cinayetin şüphelileri arasında olduğuna şaşırmıştım.J'étais étonné que Tom soit parmi les suspects du meurtre.
1901'de 31 cinayeti itiraf etmiştir.Elle a avoué 31 meurtres en 1901.
Bu bir cinayettir! "Un meurtre!".
Kayıtlara geçen ilk cinayetini ise 1974 yılında 27 yaşındayken işledi.Ses premiers homicides documentés sont commis en 1974, à l’âge de 27 ans.
Bir cinayet gerçekleşir.Survient un meurtre.
Bond’a göre “5 cinayet hiç şüphesiz aynı kişi tarafından işlenmiş.Il écrivit : « Il ne fait aucun doute que les cinq assassinats sont de la même main.
Buna karşın PKK bu cinayeti üstlenmemiştir.Le PKK dément toute responsabilité dans cet attentat.
Kasten öldürme Suikast CinayetKiller Killers Les Tueurs Le Tueur
1985 yılının başlarında grup ikinci albümlerini yayınlamıştır: Meat Is Murder (Et Cinayettir).En 1985, le groupe publie son deuxième album, Meat Is Murder.
Bu olay işlediği ikinci cinayetten sonra ortaya çıktı.Il semble avoir commis son deuxième meurtre.
Bu cinayettir, bu bir vahşettir." dedi.Ça a été un carnage, un massacre ».
Uğur Mumcu Cinayeti.Le Crime de la momie.
Bir cinayet işlemiş olan katil, öldürülen kişinin eşinin oanyıyla idam cezasının yerine köle olabilirdi.Un homicide condamné à mort pouvait, à la suite d'une demande de la femme de la victime, devenir son esclave.
2003'te, Galler Bölgesinden Jeffrey Gafoor, Lynette White'ın 1988 cinayetinden suçlu bulunuştur.En 2003, le Gallois Jeffrey Gafoor a été convaincu du meurtre de Lynette White quinze ans plus tôt.
Bunu başka cinayetler de takip eder.D’autres crimes suivront.
Leydi Macbeth bu cinayeti sonuçlandırır.Le cas de Lady Macbeth est significatif.
Cinayetler, besbelli, çoğalacak.Très vite, les meurtres se multiplient.
Daha sonra kasabada peşpeşe cinayetler başlar.C'est alors que débute une course poursuite dans la ville.
Orada da cinayetlerine devam etti.Il continue les délits.
Bazıları da cinayetten şüphelendi.Plusieurs individus ont été suspectés du crime.
Her cinayetin cezası vardır.Elle est applicable à tout meurtre.
Bu cinayetin ABD istihbarat örgütü CIA tarafından işlendiği iddia edildi.Cette opération appelée « US Secret War » a été financée par la CIA.
Tora'daki On Emir cinayeti yasaklar.De la façon la plus évidente, les Dix Commandements dans la Torah interdisent le meurtre.
Örneğin İstanbul'da haftada en az bir namus cinayeti işlenmektedir.Chaque semaine, au moins un braquage est commis dans la région bruxelloise.
"'Ufak Tefek Cinayetler'"."Les Petits crevés".
Öldürme eyleminin kasıtlı olarak işlenmesi halinde fiil cinayet olarak da tanımlanır.Son exécution sommaire est considérée par eux comme un véritable assassinat.
Film kurgusal karakter Jason Voorhees'in işlediği cinayetleri konu alır.Cette série n'a rien à voir avec le personnage Jason Voorhees.
Pek çok kişi bu cinayetin İttihat ve Terakki tarafından yapıldığını düşünmektedir.Certains disent qu'on l'a noyé, et qu'il s'agit d'un crime.
Bu durumda doğması imkânsızlaşır, o halde cinayeti nasıl işleyebilir?Mais est-ce bien un assassinat ? et si oui, comment aurait-il commis ce meurtre impossible ?
Bu cinayetin başka bir yerde işlendiği ve vücut parçalarının buraya atıldığı farz edilmiştir.Selon toutes apparences, le meurtre était survenu ailleurs et les membres du corps avaient été dispersés,.
Kusursuz cinayete dair ebedi arayış.Un meurtre parfait sans mobile.
Cinayet aydınlatılamadı.Le meurtre n'est pas élucidé.
Mesajda bir cinayet işleneceğinden söz edilmektedir.D'après Un meurtre sera commis le...
Draco'nun yasalarından korunan tek şey, eski yasanın cinayetle ilgili bölümleriydi.Les lois de Dracon sont abandonnées, à l'exception de celle sur le meurtre.
Cinayetler devam eder ancak polis herhangi bir ipucuna ulaşamamaktadır.La police ouvre une investigation mais toutes les traces sont sans issue.
Chucky 2 günde 2 cinayet işler.Vichy agit en deux temps.
Polis cinayetle ilgili iki kişiyi tutukladı.La police recherche au moins deux autres hommes impliqués dans le meurtre.
İnsan Hakları İzleme Örgütü ve Uluslararası Af Örgütü cinayetle ilgili tarafsız bir soruşturma istemişlerdir.Les ONG Human Rights Watch et Amnesty International ont demandé une enquête impartiale.
Duruşmada ilk cinayetini anlatırken soğukkanlıydı.Il fut accusé de meurtre au premier degré.
İki, cinayet nerede ve ne zaman gerçekleşmiştir?Pourquoi et comment le délit a-t-il été commis ?
Birçok delilden anlaşılır ki, cinayeti işleyen kapıcıdır.On apprend dans la série qui est le meurtrier.
Bir aşk cinayeti mi?S'agit-il d'un suicide ?
6 yaşındayken ilk büyük belaya bulaşır ve bir baltayla ilk cinayetini işler.À l'âge de douze ans, il commit sa première infraction en volant une voiture.
Bir cinayete "cinayet" derim, bir katile "katil" derim."Je n'ai jamais appelé 'meurtrier' celui qui tue un nègre.
Görünüşe göre bir cinayete kurban gitmişti.Une personne témoin d'un meurtre.