cila ile cümle
cila kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Tırnak cilasının özel bir yeri vardır, tırnaklarda egzama yapmaz, ama göz kapaklarında yapar.אין לצלול עם מסיכה אשר כוללת את העיניים בלבד ללא האף.
Büyük kardeşi Tamaz Çiladze de yazardır.Най-големият му брат също става писател.
Güneydoğu Avrupa'da bulunan bir Cilalı Taş Devri arkeolojik kültürüdür.Хр.) е неолитна археологическа култура в Европа.
1990 yılında, örtücü cila, zamanın standartlarına uygun akrilik bir emülsiyon ile değiştirilir.Površina je bila leta 1990 nadomeščena z akrilno emulzijo, kar ustreza trenutnim standardom.
Renkleri solmuş ve cilaları sönükleşmiştir.Barve so zelo svetle, obrisi pa zamegljeni.
Allmusic albüme biraz daha olumlu yaklaştı, albümü "cilalanmış prodüksiyon" olarak adlandırdı.Allmusic je ta album ocenil bolje kot prejšnja dva, saj je napisal, da je »bujen z večplastno proizvodnijo«.
Bütün Crash zilleri parlak ciladır.Visi perukai yra šviesūs.
Eski cilacılar üç, yeni cilacılar ise yedi çeşit taş kullanırdı.Tai sena mažalapė liepa, turinti septynis kamienus.
Çiladze’nin yapıtları pek çok dile çevrildi.Daugelis gvachibų kalbų tebėra gana gausiai vartojamos.
Apple Store ayrıca cilalı paslanmaz çelikten yapılmış 4 GB model önerdi.Samuti tuli müügile 4 GB mudel, mille korpus on tehtud poleeritud roostevabast terasest.
Çiladze aynı zamanda çok sayıda şiir ve oyun yayımladı.Ta on avaldanud ka poeesiat ja mitmeid näidendeid.
Çiladze’nin yapıtları pek çok dile çevrildi.Yangi lugu on palju ümber jutustatud.
ABD markasına biraz cila iyi gelir.Agli USA farebbe bene una ripulita.
ABD markasına biraz cila iyi gelir.A ideia que se tem dos EUA precisa de mais brilho.
ABD markasına biraz cila iyi gelir. Biliyor musunuz?僕もUSAブランドのファンだからね
ABD markasına biraz cila iyi gelir.Brändi USA tarvitsisi hieman kiillotusta.
ABD markasına biraz cila iyi gelir.Die Marke USA könnte etwas Politur gebrauchen.
ABD markasına biraz cila iyi gelir.미국산 제품은 품위를 나타내지요.
ABD markasına biraz cila iyi gelir.La marca Estados Unidos se le podría pulir.
ABD markasına biraz cila iyi gelir.Les marques américaines auraient bien besoin d'un coup de jeune.
ABD markasına biraz cila iyi gelir.Marce USA przydałoby się trochę polerki
ABD markasına biraz cila iyi gelir.Mărcii americane nu i-ar lipsi nişte îmbunănătățiri?
ABD markasına biraz cila iyi gelir.Merk-VS kan wel een oppoetsbeurt gebruiken.
ABD markasına biraz cila iyi gelir.Η φίρμα Η.Π.Α. χρειάζεται λίγο γυάλισμα.
ABD markasına biraz cila iyi gelir.Бренду США не помешала бы небольшая полировка.
ABD markasına biraz cila iyi gelir.Трябва да се поработи върху марката САЩ
ABD markasına biraz cila iyi gelir.לא יזיק לעשות קצת פוליש ל "תוצרת ארה"ב".
ABD markasına biraz cila iyi gelir.العلامة التجارية الامريكية يمكن ان تستخدم بعض التلميع.
Aralarında cilalı bir katman vardır bu da suyu iter.Dazwischen ist eine wachsartige Schicht, die Wasser abweist.
Aralarında cilalı bir katman vardır bu da suyu iter.Di antara mereka ada bagian berlilin, yang menolak air.
Aralarında cilalı bir katman vardır bu da suyu iter.Entre eles há um revestimento de cera, que repele a água.
Aralarında cilalı bir katman vardır bu da suyu iter.Entre ellas hay un acabado de cera que repele el agua.
Aralarında cilalı bir katman vardır bu da suyu iter.Entre elles il y a une sorte de vernis qui repousse l'eau.
Aralarında cilalı bir katman vardır bu da suyu iter.Ertussenin zit een wassen afwerklaag, die water afstoot.
Aralarında cilalı bir katman vardır bu da suyu iter.Giữa các bướu đó là một lớp vỏ sáp không thấm nước.
Aralarında cilalı bir katman vardır bu da suyu iter.Între ele este un finisaj ceros, care respinge apa.
Aralarında cilalı bir katman vardır bu da suyu iter.그 돌기 사이는 밀납을 먹은 것 같이 물을 밀어내는 부분입니다.
Aralarında cilalı bir katman vardır bu da suyu iter.Közöttük viaszos felület van, ami taszítja a vizet.
Aralarında cilalı bir katman vardır bu da suyu iter.Mellan bulorna är det vaxade ytor som stöter ifrån sig vatten.
Aralarında cilalı bir katman vardır bu da suyu iter.Pomiędzy nimi jest woskowe wykończenie, które "odpycha" wodę.
Aralarında cilalı bir katman vardır bu da suyu iter.Sono divise da strati impermeabili che respingono l'acqua.
Aralarında cilalı bir katman vardır bu da suyu iter.Ανάμεσά τους, υπάρχει ένα κέρινο τελείωμα που απωθεί το νερό.
Aralarında cilalı bir katman vardır bu da suyu iter.Между ними находится восковое покрытие, которое отталкивает воду.
Aralarında cilalı bir katman vardır bu da suyu iter.Между тях има восъчно покритие, което отблъсква водата.
Aralarında cilalı bir katman vardır bu da suyu iter.ביניהם ישנו ציפוי שעווה, הדוחה מים.
Aralarında cilalı bir katman vardır bu da suyu iter.وفي نهاياتها مواد شمعية .. مما يحجز الماء
Aralarında cilalı bir katman vardır bu da suyu iter.そして効果はというと
Atmosfere, ince bir kat cila, dendiğini duymuştuk.Am auzit despre atmosferă ca fiind descrisă ca un strat de lac.
Atmosfere, ince bir kat cila, dendiğini duymuştuk.Ci è stato detto che l'atmosfera è come un sottile strato di vernice.
Atmosfere, ince bir kat cila, dendiğini duymuştuk.Hallottuk, hogy a légkör egy vékony lakkréteg.
Atmosfere, ince bir kat cila, dendiğini duymuştuk.Hemos oído hablar de la atmósfera como una delgada capa de barniz.
Atmosfere, ince bir kat cila, dendiğini duymuştuk.Já ouvimos falar da atmosfera como uma fina camada de verniz.
Atmosfere, ince bir kat cila, dendiğini duymuştuk.Kita mendengar atmosfir sebagai lapisan pernis yang tipis.
Atmosfere, ince bir kat cila, dendiğini duymuştuk.대기를 두고 얇은 니스칠 한 것 같다고들 하죠.
Atmosfere, ince bir kat cila, dendiğini duymuştuk.Nous savons que l'atmosphère est comme une fine couche de vernis.
Atmosfere, ince bir kat cila, dendiğini duymuştuk.Saimme kuulla ilmakehästä ohuena lakkakerroksena.
Atmosfere, ince bir kat cila, dendiğini duymuştuk.Slyšeli jsme o atmosféře jako o tenké vrstvě laku.
Atmosfere, ince bir kat cila, dendiğini duymuştuk.Słyszeliśmy, że atmosfera przypomina cienką warstwę lakieru.
Atmosfere, ince bir kat cila, dendiğini duymuştuk.We hoorden over de atmosfeer als een dunne laag vernis.
Atmosfere, ince bir kat cila, dendiğini duymuştuk.Wir hörten von der Atmosphäre als eine dünne Lackschicht.