cik ile cümle
cik kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Evde kalmaktansa dışarı çıkmayı tercih ederim.I would rather go out than stay at home.
Birçok genç yaz tatilinde yurt dışına çıkar.Many young people go abroad during summer vacation.
Yazın, Avrupalı insanlar uzun tatilin keyfini çıkarıyor.In summer, European people enjoy long holidays.
Ben mümkünse dünyanın etrafında bir geziye çıkmak istiyorum.I want to go on a journey around the world if possible.
Yakında birçok türde çiçek çıkacak.Many kinds of flowers will come out soon.
Ne zaman çıkış yapmalıyız.When should we check out?
Onunla başa çıkabileceğimi düşünüyorum.I think I can handle it.
Aylardır onunla çıkıyorum.I've been going out with her for months.
Savaş çıksa ne yaparsın?What would you do if war were to break out?
Prens uzun bir yolculuğa çıktı.The prince has set out on a long journey.
Bacadan siyah duman çıktı.Black smoke came out of the chimney.
Bir insanın hayatının inişleri ve çıkışları vardır.A man's life has its ups and downs.
Bulutlar olmasa güneşin tadını çıkaramayız.If there were no clouds, we could not enjoy the sun.
Söylenti yanlış çıktı.The rumor turned out false.
Söylenti gerçek çıktı.The rumor turned out true.
Yağmurda dışarı çıkmaktansa evde kalmayı tercih ederim.I would rather stay at home than go out in the rain.
Yağmurda dışarıya çıktığı için soğuk aldı.He caught a chill because he went out in the rain.
Yağmurdan dolayı dışarı çıkamadım.Because of rain, I could not go out.
Yağmur dışarı çıkmamızı engelledi.The rain kept us from going out.
Yağmura rağmen dışarı çıktı.He went out in spite of the rain.
Yağmura rağmen, dışarı çıktım.In spite of the rain, I went out.
Yağmur dışarı çıkmamı engelledi.The rain prevented me from going out.
Yağmur bizi dışarı çıkmaktan vazgeçirdi.The rain discouraged us from going out.
Yine de, yağmur durduğunda dışarı çıkabilirim.At any rate, I can go out when it stops raining.
Yağmur durur durmaz güzel bir gök kuşağı çıktı.No sooner had it stopped raining than a beautiful rainbow appeared.
Yağmur durmazsa dışarı çıkmayız.We won't go out unless it stops raining.
Yağmur yağmazsa ben de dışarı çıkacağım.Unless it rains, I will go, too.
Yağmur yağıyorken dışarı çıkmayı sevmem.I don't like to go outside when it's raining.
Yağmur yağıyor ama dışarı çıkmak istiyorum.It's raining, but I would like to go out.
Yağmur yağıyorsa bu gece dışarı çıkmam.If it is raining, I won't go out tonight.
Yağmur yağmasına rağmen, dışarı çıktı.Though it was raining, she went out.
Sağnak yağmura rağmen, o dışarı çıkmaya karar verdi.In spite of the heavy rain, he decided to go out.
Yağmur durduktan sonra, yürüyüş için dışarı çıktı.Since it stopped raining, he went out for a walk.
Yağmur durduğundan dolayı, yürüyüş için dışarı çıktı.Since it stopped raining, he went out for a walk.
Yağmur yağmazsa dışarı çıkalım.Let's go out unless it rains.
Yağmur durduğunda yürüyüşe çıkarız.When the rain stops, we'll go for a walk.
Sağ kulağımdan irin çıkıyor.Pus is coming out of my right ear.
Bir seferde dışarıya kaç kitap çıkarabilirim?How many books can I take out at one time?
Yaşlı bir adam ortaya çıktı.An old man came along.
Sitede bir adam ortaya çıktı.A man appeared at the site.
Bir ağacın arkasından bir kadın çıktı.A woman appeared from behind a tree.
Benimle balığa çıkmaya ne dersin?What do you say to going fishing with me?
Bir saat içinde listeyi çıkarabileceğini düşünüyor musun?Do you think you can make out the list in an hour?
Grup dağa çıkmayı başaramadı.The party did not succeed in climbing the mountain.
Doktor bana uzun bir tatile çıkmamı tavsiye etti.The doctor advised me to take a long holiday.
Doktor dışarı çıkmama izin vermedi.The doctor didn't allow me to go out.
Karanlıktan bir soyguncu ortaya çıktı.The robber emerged from the darkness.
Karanlıktan sonra onun dışarı çıkmasına izin verme.Don't let her go out after dark.
Karanlıktan sonra dışarı çıkma.Don't go out after dark.
Hava karardıktan sonra dışarı çıkmayı sevmiyorum.I don't like to go out after dark.
Kötü havadan dolayı dışarı çıkamadım.I couldn't go out on account of the bad weather.
Kötü hava planlarımızı boşa çıkardı.The bad weather frustrated our plans.
Kötü hava yola çıkmamı engelledi.Bad weather prevented me from setting out.
Eski arabamı elden çıkardım.I parted with my old car.
Bu çıkmazdan kurtulmaya çalışmalıyız.We must try to break the deadlock.
Kahvaltıdan sonra biraz iş yaptım ve dışarı çıktım.I did some work after breakfast and went out.
Onun ismi tamamen aklımdan çıkmış.His name has completely gone out of my mind.
Rusya ikinci bir süper güç olarak ortaya çıkmıştı.Russia had emerged as a second superpower.
Raporun bu bölümü çıkarılabilir.This part of the report may be left out.
Restoran bana parti için 250.000 yenlik bir fatura çıkardı.The restaurant billed me 250,000 yen for the party.