cik ile cümle
cik kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Hey Tom, dedikodu vasıtasıyla senin Susie ile çıktığını duydum. Tebrikler.Hey Tom, I heard through the grapevine that you and Susie are going out. Way to go!
Belediye binasındaki gösteri kontrolden çıkmaya başladı.The demonstration at City Hall started getting out of hand.
O daha önce hiç yapılmamış bir şeyi yapmak için yola çıktı.He set out to do something that had never been done before.
Açığa çıkartılmayacak hiçbir sır yoktur.There is nothing concealed that will not be revealed.
Kate genellikle TV ekranında çıkan yeni bir şarkıcı için çıldırıyor.Kate is crazy about a new singer who often appears on TV.
Biraz temiz hava almak için yürüyüşe çıktım.I went out for a walk to get some fresh air.
Dışarıda kalmak dışarı çıkmaktan daha kolaydır.It is easier to stay out than to get out.
Onlar bu kasabada 350 yıldır demir çıkardılar.They mined iron in this town for 350 years.
O, kapıdan çıkmadan önce ceketini düğmeledi.He buttoned up his coat before walking out the door.
Yanlış ayakla çıktık.We got off on the wrong foot.
O, randevusunun çıkmasını beklerken bir dergi okumuştu.She perused a magazine while waiting for her date to show up.
Erkek kardeşimle yürüyüşe çıkıyordum.I was taking a walk with my brother.
Tom beş dakika önce çıktı.Tom left five minutes ago.
güneşin çıkmış olmasına rağmen, hava soğuktu.Although the sun was out, it was cold.
Duman ortaya çıktı.Smoke appeared.
Geçmişin sırlarını arkeoloji ortaya çıkarıyor.Archeology reveals the secrets of the past.
Onlar kısa bir tatile çıktılar.They took a brief vacation.
James Cameron film yapmak için yeni bir yol ortaya çıkardı.James Cameron created a new way to make movies.
Onun borcu ile nasıl başa çıkardınız?How would you handle her debt?
Tom Mary'nin söylediğini açığa çıkardı.Tom dismissed what Mary was saying.
Çalışan sayısı on yıl içinde iki katına çıktı.The number of employees doubled in ten years.
Tatile çıkmak istediler.They wanted to escape on vacation.
Asansörle üçüncü kata çıktım.I rode the elevator to the third level.
Güneş çıktı ve buz eridi.The sun came out and the ice melted.
Sigara içmek istiyorsan, dışarı çıkmalısın.You must go outside if you want to smoke.
Mary oğlunun evlenme kararına karşı çıktı.Mary opposed her son's decision to get married.
Birkaç işçi, yöneticinin önerisine karşı çıktı.Several workers opposed the manager's suggestion.
Bu lekeyi çıkarmak zor olacak.It's going to be difficult to remove this stain.
Gaydalar çok garip bir ses çıkarırlar.Bagpipes produce a very strange sound.
Trajik haberleri duyduktan sonra, o yalnız kalmak için dışarı çıktı.After hearing the tragic news, he went outside to be alone.
Mary, arkadaşlarıyla dışarı çıkmasına izin vermeleri için annesini ve babasını zorladı.Mary urged her parents to let her go out with her friends.
Yaşlı kadın yataktan çıkamayacak kadar çok zayıf.The old woman is too weak to get out of bed.
Ben evde kalmak ya da dışarı çıkmak konusunda emin değilim.I'm not sure whether to stay home or go out.
Çoğu genç yetişkin geceleyin dışarı çıkmaktan hoşlanır.Most young adults enjoy going out at night.
O, sokağa çıkma yasağından sonra dışarıda olduğu için göz altına alındı.He was given a detention for being out after curfew.
Bu sabah dışarı çıkarken hava nasıldı?What was the weather like when you went out this morning?
Şimdi kimle çıkıyorsun?Whom are you going out with now?
Sahip olduğunuz ateşten dolayı, evden dışarı çıkamazsın.With the fever that you have you cannot go out of the house.
Yürüyüşe çıkmak ister misin?Would you like to go for a walk?
Yürüyüşe çıkmak ister misiniz?Would you like to go for a walk?
Senin ateşin var ve dışarı çıkmaman gerekir.You have a fever and should not go out.
Çantadan hiçbir şey çıkarmayın.Don't take out anything from the bag.
Yarın hava güzel olursa yürüyüşe çıkalım.If the weather is good tomorrow, let's go on a hike.
Dışarı çıkmak üzereyim.I'm about to go out.
Tren yakında yola çıkıyor.The train is leaving soon.
Buradan çıkın! Hepiniz!Get out of here! All of you!
Hiç kimse olanların sorumluluğu üstlenmek için ortaya çıkmadı.No one has come forward to claim responsibility for what happened.
O da çikolata sever.She likes chocolate, too.
Bu öğleden sonra dışarıya çıkacağım.I'm going to go out this afternoon.
Her sabah alışverişe çıkarım.I go shopping every morning.
Yerdeki delikten iğrenç bir koku çıktı.A putrid smell came up out of the hole in the ground.
Düşünün ki bir savaş var ve hiç kimse ortaya çıkmıyor.Imagine there's a war and no one shows up.
O sevgililer gününde biraz koyu çikolata ekledi.She enclosed a little dark chocolate in her valentine.
Bütün çikolata kutusunun dışında kiraz likörleri onun gözdeleridir.The cherry cordials are her favorites out of the whole chocolate box.
Ben akşamleyin arkadaşlarla sık sık dışarı çıkarım.I often go out with friends in the evening.
Davranışını haklı çıkar, haydi, bunların hepsi olduğunda orada olmanı haklı çıkar.Justify your attitude, come on, justify being there when it all happened.
Televizyon seyretmek yerine, dışarıya çıkıp biraz temiz hava al.Go out and breathe some fresh air instead of watching TV.
Televizyon izlemek yerine dışarı çık ve biraz temiz hava al.Go out and breathe some fresh air instead of watching TV.
TV izlemek yerine dışarı çık ve biraz temiz hava al .Go out and get some fresh air instead of watching TV.
Sırtlanın havlaması kahkaha gibi ses çıkarıyor.The hyena's bark sounds like laughter.