cik ile cümle
cik kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Onun geliri, emekli olduktan sonra iki katına çıktı.His revenue doubled after retirement.
Shishir çeviri yapmak için dışarı çıktığı zaman, en iyisi evde kalmaktır.When Shishir comes out to translate, it's best to remain indoors.
Bagajımı buraya olduğu yere bırakabilir miyim ve dışarı çıkabilir miyim?May I leave my luggage here where it is and go out?
Kız arkadaşımın normal olduğunu düşündüm ama onun bir şeytan olduğu ortaya çıktı.I thought that my girlfriend was normal, but she turned out to be a succubus!
Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır.Sweet words bring the snake out of its hole.
Ne kadar çok çikolata yersen o kadar çok şişmanlarsın.The more chocolate you eat, the fatter you'll get.
Dışarı çıkmamalısın.You shouldn't go out.
Canım gerçekten dışarı çıkmak istemiyordu.I didn't really feel like going out.
O, özel bir durum için sakladığı şampanya şişesini çıkardı.She got out the bottle of champagne she'd been saving for a special occasion.
Yağmur duruncaya kadar dışarı çıkmayacağım.I won't go out until it stops raining.
Bu gece çıkıp çıkmayacağını Trang'e sor.Ask Trang if she's going out tonight.
İçeride kalmaktansa dışarı çıkmayı tercih ederim.I would prefer to go out than stay in.
Otomat garip sesler çıkarıyor.The vending machine is making strange noises.
Mary çoktan yola çıktı.Mary has already set off.
Bir Keio öğrencisiyle çıkıyorsun, değil mi?You're going out with a Keio student, aren't you?
O merdivenlerden çıktı.He climbed the stairs.
Ne! Sen benim çikolata ayımı yedim mi?What! You've eaten my chocolate bear?
Diyetime rağmen, bir dilim çikolatalı kek almaktan kendimi alamadım.In spite of my diet, I couldn't help taking a slice of chocolate cake.
Babam Bill ile çıkmama izin vermez.My dad won't let me go out with Bill.
Onun adı aklımdan çıktı.Her name slipped my mind.
Asansörle dördüncü kata çıktım.I took the elevator to the fourth floor.
O odadan ayrıldı ve dışarı çıktı.She left the room and went outside.
Biraz daha çikolata lütfen.A bit more chocolate please.
O, iş yerinde çıkmaza girdi.He got bogged down at work.
Kız arkadaşımla çıkmasan daha iyi olurdu.You'd better not have gone out with my girlfriend.
Lütfen çikolatalı keke buyrun.Please help yourself to the chocolate cake.
Dışarı çıktık ve Adil'i gördük.We went outside and saw Adil.
O, otobüs durağına gitti ve otobüs yola çıktı.He went to the bus stop, and the bus took off.
O otobüs durağına gitti ve otobüs yola çıktı.She went to the bus stop, and the bus took off.
Adı sık sık hafızamdan çıkar.Her name often slips my memory.
Şapkanızı çıkarmanıza gerek yok.You can leave your hat on.
Ondan sonra Saygon'a gitmek için yola çıkacağım.After that, I'll leave for Saigon.
İşe gitmek için çıktığımda senin hala uyuyor olduğunu gördüm.I saw that you were still sleeping when I went off to work.
Gelecek hafta izine çıkabilir miyim?May I take some time off next week?
Bir zamanlar, dışarı çıkardık ve her türlü yasa dışı şeyler yapardık.Back in the day, we'd go out and do all kinds of illegal stuff.
Bu duruma başka bir çıkar yol bulmamız şart.It is imperative that we find another way out of this situation.
Bir çıkar yol bulmam lâzım.I need to find a way out.
Biz bu durumdan başka bir çıkış yolu aramak zorundayız.We're forced to look for another way out of this situation.
İyi iş çıkarıyorsun, aynen devam!Keep up the good work!
Sonunda çekingenliğimi aştım ve ona çıkma teklif ettim.I finally overcame my shyness and asked him out on a date.
Beyaz çikolata sever misin?Do you like white chocolate?
Dedem her sabah yürüyüşe çıkar.My grandfather goes for a walk every morning.
Bu gece dışarı çıkmaya istekli olamam.I can't be bothered to go out tonight.
Hiçbir şekilde kitaplıktaki kitaplardan resim kesip çıkaramazsın.By no means may you cut out the pictures from the books on the bookshelf.
Şu anın tadını çıkar.Seize the day.
Biz ne zaman yola çıkarız?What time do we leave?
Sık sık iş gezilerine çıkar mısın?Do you often take business trips?
Yarın Çin'e gitmek için yola çıkıyor.He's leaving for China tomorrow.
O, ırkçılığa karşı çıkar.He opposes racism.
O, ırksal ayrımcılığa karşı çıktı.He's opposed to racial discrimination.
Irksal ayrımcılığa karşı çıktı.He's opposed to racial discrimination.
Arabadan çık ve ellerini arkana koy.Step out of the car and place your hands behind your back.
Birkaç yıl önce, bu kitap bir dolandırıcılık olarak ortaya çıkmıştır.A couple of years ago, this book was exposed as a fraud.
Dağcı zirve için yola çıktı.The mountaineer set out for the summit.
Yemek yemek için dışarı çıkalım.Let's go out to eat.
Tavuk mu yumurtadan çıkar, yumurta mı tavuktan?Which came first, the chicken or the egg?
Bununla nasıl başa çıkacağımı merak ediyordum.I wondered how I would cope with this.
Bazı çıkartmalar satın almak istiyorum.I'd like to buy some stickers.
General Motors 76.000 işçisini işten çıkarttı.General Motors laid off 76,000 of its workers.
Yağmur yağdığı zamanlar dışında her gün yürüyüşe çıkıyorum.I go for a walk every day, except when it rains.