cik ile cümle

cik kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Onun aniden ortaya çıkması hepimizi şaşırttı.His sudden appearance surprised us all.
Onun, odadan çıktığını duydum.I heard him go out of the room.
Onun her yıl yurt dışına çıktığı doğrudur.It is true that he goes abroad every year.
Eğer o masumsa bundan şu sonuç çıkar ki onun karısı suçlu.If he is innocent, it follows that his wife is guilty.
Onun ayakta durması herkesin odadan çıkmaya başlama işaretiydi.His standing up was the signal for everybody to start leaving the room.
O, ebeveynlerine karşı çıkmış olamaz.He cannot have gone against his parents.
Onunla bir anlığına yalnız kaldığında, ona çıkma teklif etti.When he got her alone for a moment, he asked for a date.
Mahallenizde bir yangın çıkarsa, ne yaparsın?If a fire should break out in your neighborhood, what would you do?
Onun sorunla başa çıkmak için yeterli deneyimi yoktu.He didn't have enough experience to cope with the problem.
Artanını ona bıraktım ve dışarı çıktım.I left the rest to him and went out.
Onun arzularına karşı çıkma.Don't go against his wishes.
Onun yüzünde bir isilik ortaya çıktı.A rash appeared on his face.
Onun ayakkabıları o kadar eskiydi ki parmakları onlardan dışarı çıkıyordu.His shoes were so old that his toes were sticking out of them.
Onun planlarından bir şey çıkmaz.Nothing will come of his plans.
Köpeği kapının arkasından çıktı.His dog appeared from behind the door.
Onun söylediğinin bir yalan olduğu ortaya çıktı.What he had said turned out to be a lie.
Yeni romanı gelecek ay piyasaya çıkacak.His new novel will come out next month.
Yeni romanı ne zaman çıkacak.When will his new novel come out?
Yeni kitabı önümüzdeki ay çıkacak.His new book is going to come out next month.
Onun yeni kitabı gelecek ay çıkacak.His new book will appear next month.
Onun yeni kitabının önümüzdeki ay piyasaya çıkması planlanıyor.His new book is planned to appear next month.
Onun tahmininin doğru olduğu ortaya çıktı.His guess turned out to be right.
Onun çabaları boşa çıkar.His efforts come to nothing.
Sonunda gizli yaşamı açığa çıktı.His secret life came to light at last.
Onun sırrı yakında ortaya çıkarılacak.His secret will be disclosed soon.
Onun sağlığı hakkında endişeli olduğu için, annesi onun dışarı çıkmasını engelledi.His mother prevented him from going out because she was anxious about his health.
Onun raporunun yirmi kopyasını çıkarır mısın?Would you run off twenty copies of his report?
O benimle kavga çıkardı.He picked a fight with me.
Onun adı aklımdan çıkmış.His name has slipped my mind.
Onun tahminleri doğru çıktı.His predictions have come true.
Onun hikayesinin düzmece olduğu ortaya çıktı.His story turned out to be false.
Onun hikayesinin gerçek olduğu çıktı.His story turned out to be true.
Cebinden madeni bir para çıkardı.He took out a coin from his pocket.
O senin dışarı çıkman için izin verecek.He will grant permission for you to go out.
O, adeta, sudan çıkmış balık gibi.He is, so to speak, a fish out of water.
Şapkasını çıkardı.He took off his hat.
O, birkaç dakika önce dışarı çıktı.He went out a few minutes ago.
Beşten biraz önce dışarı çıktı.He went out a little before five o'clock.
O, saat 8:00 'de evden çıktı.He left home at 8:00.
O, dün Amerika için yola çıktı.He started for America yesterday.
O biraz para çıkardı.He took out some coins.
O, insanlara her zaman bir sürü sorun çıkarıyor.He is always giving people a lot of trouble.
O, kabuğundan çıktı.He has come out of his shell.
O, paltosunu çıkardı.He took off his overcoat.
Perdenin arkasından çıktı.He came out from behind the curtain.
Öfkeyle dışarı çıktı.He went out in anger.
O dün bir yolculuğa çıktı.He set out on a trip yesterday.
O, kulüpten çıkarıldı.He was excluded from the club.
O, cebinden bir madeni para çıkardı.He took a coin out of his pocket.
O paltosunu çıkardı.He took off his coat.
O, burada karışıklık çıkarmaya çalışıyor.He's here trying to stir up trouble.
O, bisiklete binmenin keyfini çıkardı.He enjoyed cycling.
O, Jane'i akşam yemeğine çıkardı.He took Jane out for dinner.
O, şoktan çıktı.He recovered from the shock.
Oldukça kolay şekilde kontrolden çıkar.He loses his temper quite easily.
O, çabucak odadan çıktı.He quickly went out of the room.
O, eve girenleri ve çıkanları izledi.He watched those who went in and out of the house.
O plana karşı çıktı.He opposed the plan.
O ankete dayalı sonuçlarını çıkardı.He drew his conclusions based on that survey.
O, dil bilgisi kitabından pek çok örnek çıkardı.He has extracted a great many examples from the grammar book.

İlgili Sayfalar