cik ile cümle

cik kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Kahvaltıdan sonra yürüyüşe çıktım.I went for a walk after breakfast.
Kahvaltıdan sonra yürüyüş için dışarı çıktık.After breakfast, we went out for a walk.
Şehrin ortasında yangın çıktı.A fire broke out in the middle of the city.
Soruşturmadan sonra birkaç önemli gerçek ortaya çıktı.A few important facts emerged after the investigation.
Pazar günleri bir ay içinde hiç çikolatalı kekim yoktu.I haven't had any chocolate cake in a month of Sundays.
Uzun tatilin tadını çıkaralım.Let's enjoy the long vacation.
O, balık tutmaya gitmeden önce, yem için yeri kazıp birkaç solucan çıkardı.Before he went fishing, he dug up some worms for bait.
Dışarı çıkabilirsin ve avluda kaldığın sürece oynayabilirsin.You can go out and play as long as you stay in the yard.
Hava müsait olursa, biz güzel manzaranın tadını çıkaracağız.Weather permitting, we will enjoy the beautiful scenery.
Hava iyi olursa, yarın dışarı çıkacağım.If the weather is good, I'll go out tomorrow.
Kötü havaya aldırmadan dışarı çıkmaya karar verdim.Regardless of the bad weather, I decided to go out.
Dükkandan çıkar çıkmaz öğretmenimle karşılaştım.I had no sooner left the shop than I met my teacher.
Telefon görüşmesi onu evden çıkarmak için bir hileydi.The phone call was a trick to get him out of the house.
Yürüyüşçüler Boston'dan yola çıktı ve altı ay sonra San Fransisko'ya vardı.The walkers set out from Boston and reached San Francisco six months later.
Tüm çabalarımın yararsız olduğu ortaya çıktı.All my efforts turned out to be useless.
Lütfen bu otelde kalmanın keyfini çıkarın.Please enjoy your stay at this hotel.
Yakında yola çıkacağız.We will soon take off.
İstatistikler bu şehrin nüfusunun beş yıl içinde iki katına çıkacağını öne sürmektedir.Statistics suggest that the population of this town will double in five years.
Aniden mağazada bir yangın çıktı.All of a sudden, a fire broke out in the department store.
Aniden karşımıza bir ayı çıktı.Suddenly a bear appeared before us.
Birdenbire, 100 işçi işten çıkarıldı.Suddenly, 100 workers were laid off.
Mülteciler ülkeden çıkarıldı.The refugees were excluded from the country.
İki erkekten uzun olanı önce dışarı çıktı.The taller of the two men went out first.
Çık hayatımdan!Get out of my life!
O, nadiren, kırk yılda bir, karanlık çöktükten sonra dışarı çıkar.She seldom, if ever, goes out after dark.
Karanlıktan sonra nadiren, kırk yılda bir, dışarı çıkar.She seldom, if ever, goes out after dark.
Shinji her gün karanlıktan sonra bir yürüyüşe çıkar.Shinji goes for a walk after dark every day.
Hava kararmadan önce işi bitirmek için hepimiz dışarı çıktık.We went all out to finish the work before dark.
Japonya'da insanlar bir eve girdikleri zaman ayakkabılarını çıkarırlar.In Japan people take off their shoes when they enter a house.
Japonya'da bir eve girdiğinizde ayakkabılarınızı çıkarmanız gerekiyor.You are supposed to take off your shoes when entering a house in Japan.
Bir Japon evine girerken ayakkabılarını çıkarmalısın.You must remove your shoes when you enter a Japanese house.
Japon arabalarının yeni modelleri genellikle ilkbaharda çıkar.New models of Japanese cars usually come out in the spring.
Japonya'nın kuzeyinde yaşayan insanlar kışın karda kayak yapmanın tadını çıkarır.The people who live in the north of Japan enjoy skiing in the winter in the snow.
Japonya savaştan beri refahın tadını çıkarıyor.Japan has enjoyed prosperity since the war.
Japonlar eve girerken ayakkabılarını çıkarırlar.The Japanese take off their shoes when they enter a house.
Japon hükümeti sorunla başa çıkamaz.The Japanese government can't cope with the problem.
Girişte ayakkabılarımızı çıkarmamız gerek.We are supposed to take off our shoes at the entrance.
Girişte ayakkabılarımızı çıkarmamız gerekiyor.We are supposed to take off our shoes at the entrance.
Islak elbiselerini çıkar.Take off your wet clothes.
Kedi güneşin keyfini çıkarıyordu.The cat was basking in the sun.
Biraz sıcak çikolata isterim.I'd like to have some hot chocolate.
Yanan evden dışarı çıktığı zaman itfaiyecinin yüzü korkunçtu.The firemen's face was grim when he came out of the burning house.
Aktörler tarihi kostümlerle ortaya çıktılar.The actors appeared in historical costumes.
Uzun boylu adam evden çıktı.The tall man came out of the house.
O çileden çıktı.He exploded with anger.
Ağustos başında İngiltere'ye yola çıktı.He left for England at the beginning of August.
Ben sık sık onun bu çevrede yürüyüşe çıktığını görüyorum.I often see him taking a walk in this neighborhood.
Onun o gün dışarı çıkmadığı kesindir.It is certain that he didn't go out that day.
O, sonunda odadan çıktı.He came out of the room at last.
O, evden çıkar çıkmaz yağmur yağmaya başladı.As soon as he went out of the house, it began to rain.
O, geri döner dönmez çıkalım.Let's leave as soon as he gets back.
O ön kapıdan çıktığında otobüs köşeden geliyordu.When he went out the front door, the bus was just coming around the corner.
O ortaya çıktığında onun hakkında konuşuyorduk.We were talking about him when he appeared.
Onun söylediğinin yanlış olduğu çıktı.What he said turned out to be false.
O, dışarı çıkar çıkmaz, yağmur yağmaya başladı.As soon as he went out, it began to rain.
O dışarı çıktığında yağmur yağmaya başladı.It began to rain when he went out.
Onun dışarı çıkmak için ana nedeni Patty'yi görmekti.His primary reason for going out was to see Patty.
Onun dışarı çıktığını duydum.I heard him go out.
O çıkar çıkmaz, banka kapandı.As soon as he left, the bank closed.
O varır varmaz otobüs yola çıktı.No sooner had he arrived than the bus departed.

İlgili Sayfalar