cik ile cümle
cik kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Mavi gökyüzünü görmek istediğimde çatı katına çıkarım.I go up to the rooftop when I want to see the blue sky.
Koltuktan çıkmak için biraz ayağa kalktım.I half rose to my feet to leave my seat.
Bir zamanlar köyün çıkışında küçük güzel bir ev varmış.Once upon a time, there was a pretty little house way out in the country.
Sabun kiri çıkarmaya yardım eder.Soap helps remove the dirt.
Sabun kiri çıkarmaya yardımcı olur.Soap helps remove the dirt.
Kar dışarı çıkmamızı engelledi.The snow kept us from going out.
Kar dışarı çıkmamı engelledi.The snow prevented me from going out.
Dilinizi çıkarın, lütfen.Put out your tongue, please.
Öğretmen erken çıkmama izin vermedi.The teacher didn't permit me to leave early.
Öğretmen kutuyu açtı ve bir top çıkardı.The teacher opened the box and took out a ball.
O, "nehir boyunca bir yürüyüşe çıkalım." dedi.He said, "Let's take a walk along the river."
Savaş çıktığında o Londra'da yaşıyordu.He was living in London when the war broke out.
Onu yıkasanız bile rengi çıkmaz.Even if you wash it, the color won't come out.
Gemi yakında ortaya çıktı.The ship soon came into view.
Gemi sahil boyunca yola çıktı.The ship sailed along the coast.
Bir adım öne çık ve diğerleri için yer aç.Step forward and make room for others.
Öğrenci birliği yeni kurallara karşı çıkıyor.The student body is opposed to the new rules.
Şehirde sokağa çıkma yasağı konuldu.A curfew was imposed on the city.
Araştırmacılar, bir suikast planını ortaya çıkardılar.Investigators uncovered an assassination plot.
Erken dönmeye söz verdiğin sürece, dışarı çıkabilirsin.You can go out, as long as you promise to be back early.
O er geç ortaya çıkacak.Sooner or later, she will appear.
Başını pencereden çıkarma.Don't put your head out of the window.
Oğlumun ön dişleri çarpık çıktı.My son's front teeth have come in crooked.
Oğlumun bütün ana dişleri çıktı.All my son's adult teeth are in.
Tüm köy onları karşılamaya çıktı.The whole village came out to welcome him.
Birçok kaza dikkatsizlikten ortaya çıkar.Many accidents arise from carelessness.
Çoğu müşteri tüketim vergisine karşı çıktı.Many consumers rose up against the consumption tax.
Güneş bulutların arkasından çıktı.The sun appeared from behind the clouds.
Güneş bulutların ardından çıktı.The sun came out from behind the clouds.
Güneş çıktı.The sun came out.
Güneş ışığı insanları dışarı çıkmaya özendirdi.The sunshine tempted people out.
Ateşim çıktı.I feel feverish.
Zayıflamak için çikolatadan kolayca vazgeçebilirim.I can easily give up chocolate to lose weight.
Teraziye çık.Stand on the scales.
Tartıya çık.Stand on the scales.
Siz beklerken kaydedilmiş bazı müziklerin tadını çıkarabilirsiniz.You can enjoy some recorded music while you wait.
O, ortaya çıkmadan önce, uzun zaman beklemedim.I had not waited long before she turned up.
Ay ortaya çıktığında, uzun süredir beklemiyorduk.We had not been waiting long when the moon appeared.
Çantanın içini dışına çıkar.Turn your bag inside out.
Mutfaktan kediyi çıkart.Chase the cat from the kitchen.
Şiddetli yağmur dışarı çıkmamızı engelledi.The heavy rain kept us from going out.
Şiddetli yağış dışarı çıkmamızı engelledi.The heavy rain prevented us from going out.
Kuvvetli yağış dışarı çıkmama engel oldu.The heavy rain prevented me from going out.
Şiddetli kar dışarı çıkmamı engelledi.The heavy snow prevented me from going out.
Başkan zorluklarla başa çıkabilir.The President is capable of handling the difficulties.
Çoğu Japon, vergi artışına karşı çıktı.Most Japanese opposed a tax increase.
Kimin lider olması gerektiği konusunda bir soru ortaya çıktı.A question arose as to who should be the leader.
Planıma kim karşı çıkarsa çıksın, onu uygulayacağım.Whoever opposes my plan, I will carry it out.
Birisi beni dışarı çıkarsın. İçeride kilitli kaldım.Let me out, somebody. I'm locked in.
Yeni plana karşı çıkan başkaları var mı?Does anyone oppose the new plan?
Herkes ona karşı çıktı fakat buna rağmen Sally ve Bob evlendiler.Everyone opposed it, but Sally and Bob got married all the same.
Kimsenin odadan çıkmasına izin verilmedi.Nobody was allowed to go out of the room.
Kısa vadeli sözleşmeli personel haber vermeden işten çıkarıldı.The short term contract employees were dismissed without notice.
Sıcak olduğu için ceketi çıkardı.He took the coat off because it was warm.
Benim için fiyat etiketini çıkarır mısınız?Could you take off the price tag for me?
Tomoko mutlu şekilde kapıdan dışarı çıktı.Tomoko bounced happily out the door.
Ölümcül hatalar dikkatsizlikten ortaya çıkar.Fatal errors arise from carelessness.
Nakagawa onu aradığımda dışarı çıkmak üzereydi.Nakagawa was on the point of going out when I called on him.
Öğle yemeğinden sonra yürüyüşe çıkmaya ne dersin?How about going for a walk after lunch?
Öğle yemeğini yedikten sonra, dışarı çıkmak için hazırlandı.After she had lunch, she got ready to go out.