Ciddi ve kararlıdır.Врівноважена і тверда.
Herhangi bir ciddi alerjik reaksiyon nadir gelişir.Тяжкі шкірні реакції виникають надзвичайно рідко.
Sonuçta Kızıl Ordu sevk ve idare konusunda ciddi bir sıkıntı içine düştü.У результаті військових дій Дошно зазнало значних руйнуваль та розорень.
Ve bu ayaklanma ilk ciddi Sosyalist ayaklanmaydi.Це було прямим стимулом для початку соціальних бунтів.
9 Eylül'deki çatışmada ciddi şekilde yaralandı ve hastanede birkaç ay geçti.У травні 1944 року був важко поранений і декілька місяців пролежав у лазареті.
Hoppa ise ciddi yaklaştı.Стебла майже прямостоячі.
En azından bir kişi hayati tehlikesi olmasa da ciddi şekilde yaralanmıştır.Як мінімум одна людина зазнала серйозної травми, яка, втім, не загрожувала життю.
Ancak bu yıllarda ciddi bir motosiklet kazası geçirdi.Проте в цьому році він потрапив у серйозну автомобільну аварію.
Soruları çoğu kez Tekeli, büyük bir ciddiyet ve önemle kendisi hazırlamış.Тим не менш він досить часто виступав з гострих та найважливіших питань.
Ancak bu kez durum daha da ciddidir.Але тільки цього разу процес молниносен.
Uyarılmış ısırık da canlı yılanınki kadar ciddi olabilir.Птах-секретар відвіку славиться як умілий винищувач змій.
Ancak bu harç ciddi sorunlara sebep olmuştur.Однак реалізація цього задуму наштовхувалася на великі труднощі.
Araştırmalar birçok gay ve lezbiyenin ciddi ve uzun ömürlü ilişki istediklerini bulmuştur.Сучасні дослідження продемонстрували, що чимало лесбійок і ґеїв хочуть мати гармонійні та міцні стосунки.
O yıllara kadar radyoda ciddi bir şekilde söylenen fasıllar, alkışlı ve eğlenceli söylenmeye başladı.На радіо неодноразово звучали усмішки і гуморески.
Hatta bu konuda ilk ciddi bisiklet dergisini çıkartmışlardır.У її ролі й пройшла перша серйозна Дашина фотосесія.
HIV'li kişiler, ciddi griple ilişkili komplikasyon riskiyle karşı karşıyadır.Небезпека грипу полягає у великій вірогідності післягрипозних ускладнень.
Eğitimler konusunda oldukça ciddidir.Умови навчання значно поліпшились.
Patlamalar, tapınağa ciddi biçimde zarar vermiştir.Особливо сильно пошкоджено сам храм Ціму.
Ama bakın , önümüzdeki günlerde ciddi bir pazar oluşacak.Загальним вихідним днем є неділя.
Not: Kortikosteroidli damlaların ciddi yan etkileri bulunur.Для застосування глюкокортикостероїдів є серйозне підґрунтя.
Mesleğini çok ciddiye alır ve en büyük amacı çocuklara elinden geldiğince çok şey öğretmektir.Вона цікавиться людьми і намагається дізнатися про них якомога більше.
Beş genç erkek tarafından dövüldü, fakat ciddi bir şekilde yaralanmadı.Він стріляв у полісмена разів п'ять, але зумів тільки несерйозно поранити його.
Bu ciddi kaza nedeniyle sezonu kapatmak zorunda kaldı.Це і призвело до трагічних аварій у ході сезону.
1980'lerde kapitalizim ve iş dünyası hakkında ciddi şüpheler edinmeye başladı.В 1920-х роках брав активну участь у культурно-громадському та музичному житті.
Eklamsi bir hipertensif acil durum olup çeşitli ciddi komplikasyonları vardır.Еклампсія — це гіпертензивний криз, який має ряд важких ускладнень.
Onlardan daha fazla ciddiye almak gerekir.Інші проблеми були більш серйозними.
Diğer Simberg tabloları gibi, Yaralı Melek ciddi ve hatta kasvetli bir atmosfer uyandırmaktadır.Окрім гербових екслібрисів були популярні тиснені художні зображення символічного або алегоричного змісту.
Van Gogh ciddi ve saygılı bir çocuktu.Джордж був стриманим, серйозним хлопчиком.
Viral virülans faktörleri enfeksiyona neden olurlar ve meydana gelen viral hastalığın ciddiliğini belirlerler.Вірусні фактори вірулентності визначають, чи інфекція відбувається, і наскільки тяжкі симптоми хвороби.
Ciddi ve düzeyli bir sohbet, neredeyse yasaklanmış gibiydi.Позашлюбні та дошлюбні статеві стосунки були суворо заборонені.
DNA bantlarına ciddi hasar verir.Вони здатні на пряме усунення пошкодження ДНК.
Çoğunlukla kişi bilincini yitirir veya ciddi duyumsal sorunlar yaşar.Їхній інтелект зазвичай знижений, аж до розумової відсталості, або ж у них є психічне захворювання.
Bu onun ilk ciddi oyunculuğuydu.Це була його перша справжня роль.
Ciddi anlamda, insanları rahatsız eder.Поодинці можуть серйозно докучати людям.
İlk yazınsal denemeleri dışında ilk ciddi çalışmaları 1842'ye rastlar.Десь до 1812 року відносяться її власні перші письменницькі спроби.
Birçok kez çok ciddi şekilde yaralandı.Кілька разів отримував серйозні рани.
Sam işi hakkında ciddi.Сем серйозно ставиться до своєї роботи.
Çok ciddi bir sorunumuz var.У нас дуже серйозна проблема.
Ciddiyim! Tamam, şaka yapıyorum.Я серйозно! Гаразд, жартую.
Bizim çok ciddi bir sorunumuz var.У нас дуже серйозна проблема.
Binanın çatısı 1990 yılında çıkan bir yangında ciddi hasar görmüştür.Дах будівлі був серйозно пошкоджений пожежею у 1990 році.
İçlerinden birinin durumu oldukça ciddiydi.Stav jednoho z nich byl vážný.
Sahne arkasında çalışmak ona Paul Scofield gibi ciddi aktörleri çalışırken görme şansı verdi.Práce v zákulisí mu dala příležitost vidět při práci skutečné herce, např. Paula Scofielda.
Ciddi ekonomik ve sosyal sonuçları olan bir sorundur.Je to problém s vážnými ekonomickými a sociálními důsledky.
Ciddi vakaların %0,5-6’sında şuur seviyesinde düşüş görülür.Poruchy vědomí se objevují u 0,5–6 % závažných případů.
10 Haziran 2014'te, beşinci uçan öncül üretim, T-50-5, indikten sonra ciddi bir motor yangınında hasar gördü.10. června 2014 byl pátý prototyp, letounT-50-5, vážně poškozen požárem motoru po přistání.
Yanık önleme programları ciddi yanıkların oranını önemli ölçüde azaltmıştır.Programy na prevenci popálenin výrazně snížily počet případů vážných popálenin.
Ciddi şekilde hasta olan kız kardeşine bakmakla yükümlü kalmıştı.Musela se starat o manžela, který těžce onemocněl.
Bunların arasında en ciddilerinden biri olan Sahil Yolu Katliamı 11 Mart 1978'de gerçekleştirildi.Jeden z největších teroristických útoků, známý jako Masakr na pobřežní silnici, se odehrál 11. března 1978.
Ama 23 Temmuz'da, Sellers ciddi bir kalp krizi ile Dorchester Hotel'deki odasında yıkıldı ve komaya düştü.Ale v poledne 22. července Sellers zkolaboval v hotelu v Dorchesteru a upadl do kómatu.
Pnömoni ciddi ise, hastalığa yakalanan kişi genellikle hastaneye yatırılır.Pokud má choroba závažný charakter, nemocný je obvykle převezen do nemocnice.
Sol tarafında ciddi yanıklar oluşan adam, geceyi Hiroşima'da geçirmiştir.Byl vážně popálen na levé části těla a musel strávit noc v Hirošimě.
Birçok kez çok ciddi şekilde yaralandı.Byl několikrát těžce zraněn.
Ciddi şekilde ameliyat sonrası ağrı görülür ve iyileşme genelde 2–4 hafta gibi bir zaman alır.Je spojeno s výraznou pooperační bolestí a rekonvalescence obvykle vyžaduje 2–4 týdny.
Japon Tarih Ders Kitabı Tartışması Çin'de tarih sahteciliğine karşı ciddi protestolar gerçekleşti.Diskuse japonských učebnic v Číně vedla k hnutí proti narušení dějin v japonských učebnicích.
Hoppa ise ciddi yaklaştı.Pysky těsně přiléhají.
Anafilaksi aniden başlayan ve ölüme neden olabilen ciddi bir alerjik reaksiyondur.Anafylaktický šok je závažnou, rychle nastupující alergickou reakcí, která může způsobit i smrt.
Sanıklar hakkında ciddi bir suçlama yapılamadı.Na vězně nemuselo být vzneseno jakékoliv obvinění.
Şiirle ciddi olarak ilgilenmeye başlaması bu döneme rastladı.V té době se u něho začal projevovat zájem o poezii.
Bununla birlikte, genel olarak, ciddi bir durum değildir.Konkrétně, a přesto obecně.