Ana içeriğe geç
Sözlük

ciddi ile cümle

ciddi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Zaten Norman ve Sam ciddi bir şekilde birbirlerine benzemektedirler.Dock så är Judy och Monica väldigt lika varandra.
Bazı ilaçlar, halihazırda bazı hastalıklara sahip bireylerde ciddi yan etkilere sebep olabilir.Några existerande läkemedel kan sannolikt ha en viss effekt på livslängden.
Durumu çok ciddi olarak hastahaneye kaldıldı.Han rapporterades vara allvarligt sjuk.
Ayrıca çok ciddi bir kuramsal bir yaklaşım sergiledi.Slutligen tog han fram en speciell överdrivningsmetod.
Öte taraftan Scipio ciddi şekilde yaralanmıştı ve orduyu kumanda edemiyordu.Eftersom Scipio var svårt skadad fick han i stort sett ensam kontroll över hela armén.
Bunların az miktarları ciddi zarara veya ölüme sebep olur.Följden av detta kan innebär svåra skador eller död.
Ayrıca birden fazla ısırmalarında ciddi yaralanmalara yol açabilirler.De kan i värsta fall leda till skador.
Ancak çoğu durumda hastalığın ciddiyeti ileri seviyede değildir.I de flesta fall finns ingen bakomliggande allvarlig sjukdom.
Mesleğini çok ciddiye alır ve en büyük amacı çocuklara elinden geldiğince çok şey öğretmektir.Jag är ärlig mot mig själv och jag gör mitt bästa och riktigaste kraftansträngningar i skolarbetet.
Ablası ve dayısı ciddi şekilde yaralanır.Hennes mor blev svårt skottskadad.
Ciddi şekilde ameliyat sonrası ağrı görülür ve iyileşme genelde 2–4 hafta gibi bir zaman alır.Det är förknippat med betydande postoperativ smärta och kräver vanligtvis 2–4 veckors återhämtning.
Yapının bir bölümü ciddi hasar almıştır.Byggnadens övriga struktur skadades allvarligt.
Beş genç erkek tarafından dövüldü, fakat ciddi bir şekilde yaralanmadı.Minst 15 personer skadas, men ingen allvarligt.
Aynı zamanda Irak'ta kurulmuş olan hükümete karşıda ciddi eleştirileri bulunmaktadır.Även utanför Pakistan är bygget kontroversiellt.
Son zamanlarda sırtından çok ciddi bir şekilde rahatsızlanmıştı.Med tiden drabbades han av svåra ryggbesvär.
Çünkü babası onun aşırı ciddi bir müzik eğitimi almasını istemiyordu.Hans far ville emellertid inte tillåta honom att studera musik.
Bununla birlikte, genel olarak, ciddi bir durum değildir.Det är i allmänhet inte falsifierbart.
Bu nedenle muhataplarımız tarafından pek ciddiye alınmazdık.Och vi kommer självklart att ta dessa bekymmer på allvar.
Quistis Trepe, ciddi ve görevine bağlı bir eğitmendir.Quistis Trepe, en ung instruktör som är seriös och tålmodig.
1991'de Finlandiya ekonomisi ciddi bir durgunluğa düştü.2004 hamnade koncernen i en svår ekonomisk situation.
Malaki'nin üzerinde durduğu bu nokta durumun ciddiyetini göstermektedir.Lamacq ställde bland annat frågor om bandets seriositet.
Ama bu hiçbir zaman ciddi bir prodüksiyon şeklini almadı.Någon produktion i större skala blev det emellertid aldrig.
Av yapma sırasında attan düşmüş ve ciddi olarak yaralanmıştır.Regementschefen von Post föll av sin häst och skadades allvarligt.
Ciddi ve kararlıdır.Kraftigt och effektivt.
Çarpışmalar devam etti ve daha ciddileşti.Strejker utbröt, och situationen förvärrades ytterligare.
O anda ciddi bir politik uyum düşünülmemiştir.Den var för sin tid knappast politiskt korrekt.
Onun da ciddi bir beyni var.Han hade även ett förstorat hjärta.
Ciddi bir akciğer yaralanması geçirdi.Kvar var ett enda blödande sår.
Çok sayıda projenin iptali nedeniyle şirket 2012'de ciddi bir finansal krize girdi.Efter många år av finansiella problem lämnade THQ in en konkursansökan i december 2012.
Ekim 1953'te İbn Suud, kalp hastalığından dolayı ciddi şekilde hastalandı.I november 1911 blir Anna Ivanovna allvarligt sjuk i lunginflammation.
Aynı zamanda sıkıcı ve ciddi olmak istemiyoruz ve eğlenmek istiyoruz.Skräckblandad förtjusning – Att både glädja sig och oroa sig för något.
Hurricane kasırgaları periyodik olarak ekonomiye ciddi ölçüde zarar vermektedir.Deflation ses vanligtvis som skadligt för ekonomin i sin helhet.
Ciddi anlamda, insanları rahatsız eder.För andra betydelser, se Caño Gente.
İş ve çalışma hayatını engelleyen ciddi bir problem bulunmamaktadır.Det blir svårt på att sätta gränsen för vad socialt arbete är och inte är.
Hükümet bile bu ayaklanma girişimini pek ciddiye almayıp yerel bir durum olarak görüyordu.Den romerska statsledningen såg ursprungligen inte upproret som särskilt allvarligt.
Patlamalar, tapınağa ciddi biçimde zarar vermiştir.Branden orsakade stora skador på turbinbyggnaden.
Sertleşme sorunu milyonlarca erkeği etkileyen ciddi bir sağlık sorunudur.Det rör sig om ett folkhälsoexperiment riktat mot miljontals barn...
Bu ciddi kaza nedeniyle sezonu kapatmak zorunda kaldı.Den efterföljande säsongen blev inställd på grund av en lockout.
Oscar Castillo (Raúl Castillo): New York'ten gelen ciddi ve başarılı bir şarkı sözü yazarı.Рауль Кастільо у ролі Оскара Кастільо: успішний автор пісень із Нью-Йорка.
Üstelik aracın ciddi bir onarıma ihtiyacı vardır.Будівля явно потребувала серйозного ремонту.
Bu kuasar hâlâ civarındaki 3C 273 gibi quasarlardan ciddi biçimde aydınlıktır.Однак, цей квазар все одно яскравіший, ніж сусідні квазари, як наприклад 3C 273.
Ciddi sıcaklık dalgalarında, iklimlendirme yaşlıların hayatını kurtarabilir.У серйозну тривалу спеку кондиціювання може врятувати життя людей похилого віку.
White, ciddi tehditler alıyordu.Нерон сприйняв погрози серйозно.
(Ölüm, yaralanmadan daha ciddi bir durumdur.)(Зараз хвороба набагато менш смертельна.)»
Anafilaksi aniden başlayan ve ölüme neden olabilen ciddi bir alerjik reaksiyondur.Анафілаксія — серйозна алергічна реакція, яка починається дуже швидко та може призвести до смерті.
Güvenlik ve teknoloji konusunda ciddi geliştirmeler yapılmıştır.Плідно займалась впровадженням нової техніки і технології.
Kaya balığı Ukrayna'da ciddi bir ticari öneme sahiptir.В Україні бичкові риби мають промислове значення.
56 yaşındaki yönetmen ciddi olarak bir değişiklik yapmayı düşündü.А в 50 років вирішили кардинально змінити своє життя.
Kulübün ciddi mali sorunları varsa.Парк має великі фінансові проблеми.
Aynı zamanda, Araplar Ege'de ilk ciddi akınlarına başlamışlardır.Тим часом араби почали свої перші серйозні набіги в Егейському морі.
Latince edebiyat başlangıcından itibaren Yunan yazarlardan ciddi biçimde etkilenmiştir.Латинська література із самого початку знаходилася під впливом грецької.
Hayati durumu ciddiyetini korumaktadır.Історія зажила своїм життям.
Bundan sonra Lancasterlilerin Yorklulara karşı ciddi olarak direnişe de ortadan kalktı.З цієї причини він міг наслідувати Ланкастерам теж вельми умовно.
Atmosfer efektleri, teleskobun kararlılığını ciddi seviyelere kadar yok edebilir.Вплив атмосфери може сильно погіршити роздільну здатність телескопа.
Dolayısıyla söylediklerini ciddiye almamıza gerek yoktur.Не варто розраховувати, що тут ви можете серйозно підкріпитися.
Yanık önleme programları ciddi yanıkların oranını önemli ölçüde azaltmıştır.Програми профілактики опіків значно зменшили частку серйозних опіків.
İlk ciddi grubunu on beş yaşındayken kurmuştur.Перші вірші надрукувала у 15 років.
Anafilaksi aniden başlayan ve birçok vücut sistemini etkileyen ciddi bir alerjik reaksiyondur.Анафілаксія — серйозна алергічна реакція, яка діє швидко та порушує роботу багатьох систем органів.
Sağlıklı ve iyi beslenen çocukların ciddi olarak hastalanmasıysa daha olasıdır.Діти мають більше шансів серйозно захворіти, якщо вони добре харчуються і здорові.
Fındıkoğlu ilk ciddi rahatsızlığını 16 Aralık 1971 günü yaşar.Перший злочин Бірюков скоїв 16 вересня 1977 року.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod