Ana içeriğe geç
Sözlük

ciddi ile cümle

ciddi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Ciddi ve kararlıdır.Czujne i zdecydowane.
Onun da ciddi bir beyni var.Miały też niewielkie mózgi.
White, ciddi tehditler alıyordu.Dla Briana stanowili istotne zagrożenie.
Birsel'in dördüncü kitabı Velev ki Ciddiyim!Herb powiatu bocheńskiego to tarcza czwórdzielna w krzyż.
Charles de Gaulle'ün iktidara dönüşüne ve 1958 Anayasası'nın kabulüne ciddi derecede karşı çıkmıştır.Był przeciwnikiem powrotu do władzy de Gaulle'a w roku 1958.
Sadece ciddi hasar durumunda beyinde etkinlik göstermeyen bölgeler oluşur.Tylko w przypadkach poważnych uszkodzeń mózg posiada „ciche” regiony.
1994'te araç ciddi bir revizyondan geçirildi.W 1994 roku auto przeszło facelifting.
Ciddi dövüşler nadir görülür.Rzadko jednak dochodzi do prawdziwych walk.
20 yaşında ciddi olarak şarkı söylemeye başladı.W wieku 7 lat zaczął intensywnie śpiewać.
Aynı zamanda sıkıcı ve ciddi olmak istemiyoruz ve eğlenmek istiyoruz.Byliśmy jednocześnie zszokowani, zafascynowani i ubawieni.
MD-90'ın en ciddi rakipleri Airbus A320 ve Boeing 737-800 idi.Głównymi konkurentami MD-90 są: Airbus A320 i Boeing 737.
Ünü, ciddi drama aktrisi olarak gelişti ve "Kutsal Sarah" takma adını aldı.Bernhardt wyrobiła sobie opinię poważnej dramatycznej aktorki zyskując tytuł Boskiej Sarah.
Şah Abbas için Türkmen aşiretleri ciddi bir sorun olarak görülmüştür.Poważnym problemem dla rządu al-Badżahdżiego stały się nowe niepokoje w irackim Kurdystanie.
Son zamanlarında sağlık problemleri ciddiyetini artırdı.Ostatnimi czasy zaczął znacznie podupadać na zdrowi.
Eğitimler konusunda oldukça ciddidir.Jest bardzo krytyczna w stosunku do systemu oświaty.
Dolayısıyla söylediklerini ciddiye almamıza gerek yoktur.Ta jednak nie bierze jego słów na poważnie.
Kıç güvertesindeki patlama ciddi bir hasar vermemişti.Ostrzał okrętów Unii nie wyrządził żadnych poważnych strat.
Fakat savaşın başlamasından birkaç gün sonra ciddi bir şekilde yaralandı.Niedługo po bitwie został ciężko ranny.
Ancak bu çatışmalarda ciddi kayıplara uğradı.W trakcie tych walk poniosła ciężkie straty.
Katalan shawm ve tabalesin ritmiyle dans eden kişiler ciddi ve ağırbaşlı bir yüz takınırlar.Zarówno Cygan jak i Siuda Baba mają dokładnie wysmarowane sadzą dłonie i twarze.
Bu durum Roma'nın müttefiklerini ciddi biçimde kızdırdı ve çoğu Roma'ya karşı birbirleriyle ittifaka girdi.Rozwścieczyło to większość sprzymierzeńców, którzy zawarli sojusz przeciwko Rzymowi.
9 Eylül'deki çatışmada ciddi şekilde yaralandı ve hastanede birkaç ay geçti.Ranny 2 września w nalocie bombowym, zmarł po kilku dniach w szpitalu.
Raziye'ninse düşüğe Nadir'in sebep olduğu konusunda ciddi şüpheleri vardır.Nagi zaczyna się obawiać, że problemem jest jego płeć.
Ayrıca gardiyanların yaşayacağı tereddütlerin ciddi bir tehlike doğuracağı vurgulandı.Müller podkreślił przy tym, że jakiekolwiek wahanie ze strony strażników stanowić będzie niebezpieczeństwo.
Sene 2003, Nu Metal'in popülaritesinde ciddi bir azalma oldu.W ostatnich latach jednak ma miejsce poważny rozkwit sceny folk metalowej w Polsce.
Acil durum, hemen müdahale ya da reaksiyon gerektiren, beklenmeyen ve ciddi olay ya da durum.Stosowany, gdy coś dzieje się zbyt szybko lub niespodziewanie.
Aynı zamanda köyde ciddi anlamda Kuşburnu, Madımak ve Isırgan yetişmektedir.Oprócz tego, we wsi zaczynają bieg drogi do Kleszczyna, Ugoszcza i Żałego.
Bu sayede verimde ciddi artışlar sağlandı.Wiązała się z tym znacząca podwyżka uposażenia.
1024-1029 döneminde Filistin ve Suriye'de gayet ciddi Bedevi Arap aşiretleri isyanları çıkmıştı.W latach 1024-1029 w Palestynie trwał bunt Beduinów.
Ayrıca subaylar arasında da giderek ciddi bir hoşnutsuzluk baş gösterdi.Między parą policjantów zaczyna się rodzić nieśmiałe uczucie.
Yoğun zayiat nedeniyle ölen askerlerin defnedilmesi her iki taraf adına da ciddi bir soruna dönüşmüştü.Sytuacja armii atakowanej z obu skrzydeł była poważna.
Daha sonra aldığı bu eğitimden sıkılan Évariste, 14 yaşında matematiğe ciddi bir ilgi göstermeye başladı.Zainteresowało go podnoszenie ciężarów, które zaczął trenować w wieku 14 lat.
İngiltere, Portland yakınlarında çalışırken ciddi bir ateş (ya da yangın gerçekleşti) aldı.W dramatycznej sytuacji w obozie wybuchł jeszcze pożar (zapaliły się stogi siana).
Hatta bu konuda ilk ciddi bisiklet dergisini çıkartmışlardır.Wtedy też do kraju trafiły pierwsze publikacje biblijne Badaczy Pisma Świętego.
Buna karşılık baş gösteren ciddi konut sıkıntısı tam anlamıyla giderilemedi.Życie na ziemi pełne niepokoju wydaje się dla niej nie mieć żadnego sensu.
Gebelerde sadece ciddi durumlarda kullanılmalıdır.Można go jednak wykonać tylko w sytuacji skrajnego niebezpieczeństwa.
Ciddi krupa nadiren rastlanmaktadır (< %1).Allvarlig krupp är sällsynt (<1 %).
Fakat gece, hemen kendilerini toplamışlar daha ciddi tedbirler almışlardı.De var aktiva på natten och hade insekter som främsta föda.
Penguin'in başarısı ciddi kitaplar için büyük kitlelerin ilgilendiğini göstermiştir.Penguins framgångar visade att det fanns stort intresse för seriösa böcker.
Öyle ciddi değişiklikler olmuştur ki, arkadaşları ona artık "bizim Gage" diyememektedirler.Effekterna var så stora att hans vänner "inte längre såg honom som Gage".
Birçok kez çok ciddi şekilde yaralandı.Han var många gånger svårt sårad.
Ciddi vakaların %0,5-6’sında şuur seviyesinde düşüş görülür.En sänkt medvetandenivå uppträder i 0,5–6 % av de allvarliga fallen.
Ciddi bir kuraklık keçi sürülerinin % 90'ını öldürdü.En svår torka dödade 90 procent av deras boskap.
Son yıllarda kaçak avlanma ve Kongo İç Savaşı, vahşi yaşam nüfusuna ciddi şekilde zarar vermiştir.På senare år har tjuvskytte och inbördeskriget hårt drabbat parkens viltbestånd.
Onlardan daha fazla ciddiye almak gerekir.De tar allting mycket mer seriöst.
Ancak bu kez durum daha da ciddidir.Denna gång är det riktigt illa.
Kentin çok yüksek olan nüfus artış hızı ciddi sorunlar doğurmaktadır.Stadens fortsatta stora befolkningstillväxt ledde till stora problem.
İlk ciddi grubu sonradan Peyton Bond adını alacak olan The 18th Fairfield Walk adlı pub grubuydu.Han gick med ett band som hette "The 18th Fairfield Walk" och som senare blev känt som Peyton Bond.
Pnömoni ciddi ise, hastalığa yakalanan kişi genellikle hastaneye yatırılır.Om lunginflammationen är allvarlig, blir den drabbade i allmänhet inlagd på sjukhus.
Ciddi şekilde hasta olan kız kardeşine bakmakla yükümlü kalmıştı.Detta för att kunna bota sin allvarligt sjuka mamma.
Özellikle su sorunu ciddi bir problem oluşturmaktadır.Vattenföroreningar är dock ett allvarligt problem.
Bu parçalar George Bush ve Tony Blair hükumetini ciddi bir biçimde eleştirmektedir.I låtarna kritiserar han både Bush och Storbritanniens Tony Blair.
Dünyanın soyu ciddi tehdit altında bulunan 25 primat türünden biridir.Arten räknas som en av de 25 mest hotade primaterna i världen).
Bununla birlikte içeriği resmi, sembolik ve ciddiyetli Noh tiyatrosuna benzemez.Dess innehåll har emellertid ingen som helst likhet med den formella, symboliska och högtidliaga nō-teatern.
Hastalanan insanların yaklaşık %5’i (her 100 kişiden 5’i) daha ciddi şekilde hastalanmaktadır.Cirka 5 % (eller 5 av 100) av de som infekteras blir mer allvarligt sjuka.
Anafilaksi aniden başlayan ve birçok vücut sistemini etkileyen ciddi bir alerjik reaksiyondur.Anafylaxi är en allvarlig allergisk reaktion som startar plötsligt och påverkar flera olika kroppsfunktioner.
Bu yaralanmalardan ikisi oldukça ciddi yaralanmalardır.Två av dem fick lättare skador.
Bu hareket ciddi mali sıkıntılar yaşayan şirkete 51 milyon £ kazandırdı.På så sätt kunde företaget, som då hade svåra ekonomiska problem, inbringa 51 miljoner pund.
Kulübün ciddi mali sorunları varsa.Klubben fick ekonomiska problem.
Bunlar genellikle yaşlı hastalarda daha ciddi sonuçlar verir.Det senare är mer vanligt förekommande hos äldre patienter.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod