Ana içeriğe geç
Sözlük

ciddi ile cümle

ciddi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Herodot'a göre çatışmalar son derece sertti ve her iki taraf için de ciddi kayıplarla sonuçlanmıştır.A batalha, feroz, teria terminado com pesadas perdas para ambos os lados e com o recuo de ambas as forças.
Yunanistan'ın İstanköy Adası'nda ciddi hasarlar meydana geldi.A sua ocorrência na costa noroeste da Grécia é duvidosa.
Çevre kirliliği ciddi boyutlara ulaştı.A poluição tem chegado em alguns lugares a altos níveis.
Ne var ki bu çalışmanın sonuçları deneysel yöntemdeki hatalar sebebiyle ciddi eleştiriler almıştır.Mas, houve insatisfação com os resultados, por causa das limitações nos experimentos.
Bunun üzerinde ciddiyet ve kesinlikle durmaya mecburuz.É bastante silencioso e leva tudo a sério.
Uykusuzluk ciddi bir sorun olmaya başlar, oryantiring çok önemlidir.O intervalo unitário exerce um papel fundamental na homotopia, um ramo importante da topologia.
Bu Kral Krum'un kuşatmayı daha da ciddileştirmesine neden oldu.A morte inspirou Rocky a levar o rap mais a sério.
En ciddi hasar güney Slavonya bölgesinde meydana geldi.Os danos mais severos ocorreram no panhandle da Flórida.
Katil cesedi saklamak için ciddi çabalar sarf etmişti.Dead realmente queria parecer um cadáver.
Dalga geçilecek filmlerin ise kendilerini fazlaca ciddiye alan filmler olması gerekmektedir.Para serem irreversíveis as coisas, teriam certos filmes que ser feitos.
Mark, Marnie'nin cinsellikle ilgili ciddi sorunları olduğunu fark eder.Eles logo percebem que Mark tem graves lesões internas.
Ne var ki, bu adaylığın ciddi olup olmadığı tartışma konusudur.Se eles usaram ou não tal item está em questão.
Marx'ın babası Mayıs 1838'de öldü; bu aile için ciddi bir gelir kaybı anlamına da geliyordu.O pai de Joshua morreu em 1848, deixando então uma grande herança.
Son onyıllarda Çin, ciddi oranda çevre bozukluğu ve kirliliğine maruz kalmıştır.Nas últimas décadas, a China sofreu com a grave deterioração ambiental e poluição de seu território.
O çok ciddiydi.Ele estava muito sério.
Tom ciddi gibi görünüyor.Tom parece estar sério.
Bu rekabet 797/798 yılında ileri gitti ve İrini ciddi şekilde hastalanınca Mayıs 799 tarihinde yoğunlaştı.Deze competitie begon in 797/798. en intensiveerde in mei 799, toen Irene ernstig ziek werd.
Gündüzki çatışmalarda ciddi kayıplara uğranılmıştı.Op de dagen erna waren er nog diverse (zware) naschokken.
Bazı Aspergillus türleri patojendir, insan ve hayvanlarda ciddi hastalıklara yol açabilirler.Sommige Aspergillus-soorten veroorzaken ernstige ziekten bij mensen en dieren.
Cephenin diğer kısımlarında olduğu gibi Sovyet 39. ve 43. Orduları, ciddi bir direnmeyle karşılaştılar.Zoals langs andere delen van het front ontmoetten het 39e en 43e leger grote tegenstand.
5 Şubat 1895'te Dingyuan Japon torpili ve sonrasında top ateşi ile vurularak ciddi hasar görmüştür.Op 5 februari 1895 werd hij zwaar beschadigd door een Japanse torpedo en vervolgens door kanonvuur.
Ekip ciddi bir ters saldırıya uğrar.Het regiment slaagt erin een hevige aanval af te slaan.
Birçok ülkede bu kriz ciddi sorunlar yaratmıştır.Dit heeft in veel landen geleid tot ernstige ontbossing.
Film ciddi bir belgesel olarak tanıtıldı.De film is opgezet als een serieuze documentaire.
Jesse: Ciddiyim.Jabberwacky: Echt waar ?
Bu Rodwell'in ilk ciddi ilişkisi idi.Het was Louises eerste serieuze relatie.
MD-90'ın en ciddi rakipleri Airbus A320 ve Boeing 737-800 idi.De grootste concurrenten van de MD-90 zijn de Airbus A320 en de Boeing 737-800.
Bu rekabet İrini ciddi şekilde hastalandığı Mayıs 799 tarihinde yoğunlaştı.Deze rivaliteit intensiveerde nog toen Irene in mei 799 ernstig ziek werd.
Shaw'ın romanlarının pek çoğu ciddi olmasına rağmen güldürücü tarzı hayranlarınca bilinmektedir.De meeste romans van Shaw zijn serieus, maar onder SF-fans was hij bekend om zijn humor.
Bilgisayar oyunları, mimari gösterimler, ciddi oyunlar, simulasyonlar, televizyon ve Film üretimleri.Computerspellen, architectuur visualisaties, Serious Games, simulaties, televisie en Film producties.
Bunlar genelde ciddi tibbi sorunlardır.Dit zijn meestal persoonlijke vragen.
Anafilaksi aniden başlayan ve birçok vücut sistemini etkileyen ciddi bir alerjik reaksiyondur.Anafylaxie is een ernstige allergische reactie die plotseling begint en vele lichaamssystemen aantast.
Bu konuda yapılmış ciddi bir araştırma yoktur.Solide onderzoek naar dit onderwerp ontbreekt.
Kriminalpolizei ağırlıklı olarak tecavüz, cinayet ve kundaklama gibi ciddi suçlarla ilgileniyordu.De Kriminalpolizei hield zich voornamelijk bezig met ernstige misdaden, zoals moord en verkrachting.
Osmanlı savaş gemileri ise ciddi bir isabet kaydedemiyordu.Geen enkel Amerikaans oorlogsschip was ernstig beschadigd.
(Ağustos 2005) Velev ki Ciddiyim!(Zwijsen) 2005 Krijg nou wat!
Joey’in yeğeni Michael’la ciddi bir çatışması vardır.Ze heeft een oogje op Joeys neefje Michael.
1996 - Saddam Hüseyin'in oğlu Uday Hüseyin, bir suikast girişiminde ciddi şekilde yaralandı.1996 - Oedai Hoessein raakt zwaar gewond bij een moordaanslag.
Bu yaralanmalardan ikisi oldukça ciddi yaralanmalardır.Twee personen raakten daarbij ernstig gewond.
Bu emirlere uymayan askerler ciddi şekilde cezalandırılacaktır.Manschappen die hem ongehoorzaam waren, werden onverbiddelijk gestraft.
Uyarıcı belirtiler genellikle, dang ciddi boyutlara ulaşmadan görülür.Waarschuwingssignalen zijn meestal al waar te nemen voordat ernstige dengue ontstaat.
Bu onun ilk ciddi oyunculuğuydu.Het was zijn eerste serieuze concertcompositie.
Eğitimler konusunda oldukça ciddidir.De opleiding is sterk praktijkgericht.
Son zamanlarında sağlık problemleri ciddiyetini artırdı.Intussen verergerden de gezondheidsproblemen.
Üniversite yönetimi ciddi biçimde eleştiri aldı.Het optreden van de universiteit kreeg kritiek.
Bu parçalar George Bush ve Tony Blair hükumetini ciddi bir biçimde eleştirmektedir.Ik deel volledig de gevoelens van mijn collega Tony Blair.
Çok ciddiyim." dedi.Ik bedoelde het goed.'
Fakat onu ciddiye almazlar ve sunumunu yapması için izin bile vermezler.Ze komt zich verontschuldigen dat ze hem niet serieus nam en haar hulp aanbieden.
Bu ciddi kaza nedeniyle sezonu kapatmak zorunda kaldı.Het seizoen werd overschaduwd door de zware ongevallen.
Hoppa ise ciddi yaklaştı.De klap kwam hard aan.
Dünyanın soyu ciddi tehdit altında bulunan 25 primat türünden biridir.De grijskopmaki behoort tot de 25 meest bedreigde primaten.
Fransızların ne ciddi bir kaybı ne de ciddi bir kazancı oldu.Voor de Fransen kwam het aan als een enorme nederlaag.
Penguin'in başarısı ciddi kitaplar için büyük kitlelerin ilgilendiğini göstermiştir.De boeken van Burroughs hadden zoveel succes dat Hollywood interesse toonde voor verfilmingen van de boeken.
Ancak bu kez durum daha da ciddidir.Ditmaal waren de gevolgen ernstiger.
Ciddi ve kararlıdır.Ze is onafhankelijk en vastbesloten.
Güvenlik ve teknoloji konusunda ciddi geliştirmeler yapılmıştır.Merkt op dat er nog veel werk is inzake veiligheid en stabiliteit.
NAT'ın ciddi sonuçları (Sakıncaları, Avantajları) vardır.Desondanks houden Sarahs nachtelijke problemen aan.
Ted hala ciddi bir ilişki yaşayamamıştır.Ze heeft nog geen enkele serieuze relatie gehad.
Bu bana ciddi durumların bile kendi kendine düzelebildiğini düşündürüyor."Maar ik denk dat hun inzet zo armzalig is dat ik me geneigd voel om het zelf te verbeteren."
Bu ödemeler kuşkusuz ki söz konusun toplumların geçim durumunu ciddi biçimde etkileyecektir.De hoofdregel luidt: loon is al hetgeen uit (tegenwoordige en vroegere) dienstbetrekking genoten wordt.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod