Ana içeriğe geç
Sözlük

ciddi ile cümle

ciddi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Ciddi şekilde ameliyat sonrası ağrı görülür ve iyileşme genelde 2–4 hafta gibi bir zaman alır.ويترافق مع ألم شديد بعد الجراحة، وعادةً ما يتطلب من 2 إلى 4 أسابيع للتَعافي.
Entegrasyon yanlısı görüşlerinden dolayı Jones, Indiana’da ciddi eleştirilere maruz kalmıştı.تلقى جونز انتقادات كبيرة في ولاية انديانا لآرائه اندماج.
Jesse: Ciddiyim.حقا!!
"Onlar onu pek ciddiye almadılar ve o bunu amacı için kullandı."لا يبدو لي أنه بلغ هدفه، وقد حاولت معالجته بشكل مغاير".
Ablası ve dayısı ciddi şekilde yaralanır.ولم يتعرض الرجل أو كلبه لإصابات خطيرة.
I. Dünya Savaşında Fransa saflarında savaşa katıldı ve ciddi biçimde yaralandı.وتطوع في الحرب العالمية الأولى إلى جانب الجيش الفرنسي وقد أصيب خلالها بجروح بليغة.
Bazı enfeksiyonlar tedavi edilmedikleri takdirde ciddi komplikasyonlara yol açabilirler.النساء اللاتى يتركن هذه الاعراض دون علاج قد تحدث مضاعفات خطيرة.
Ancak bu kez durum daha da ciddidir.ولأنه غدا أكثر جدية..
Onlara göre; edebiyat, çok ciddi bir uğraştır.ووفقا لاراءهم ان الادب هو تعما جدي جدا.
Dolayısı ile hayatı ciddi tehdit eden bir durumdur.الشعور بالخطر وأن حياته مهددة بالخطر.
1996 - Saddam Hüseyin'in oğlu Uday Hüseyin, bir suikast girişiminde ciddi şekilde yaralandı.1996 - عدي نجل الرئيس العراقي صدام حسين يتعرض لمحاولة اغتيال أدت إلى إصابته بجرح بليغ.
Aynı zamanda sıkıcı ve ciddi olmak istemiyoruz ve eğlenmek istiyoruz.يعاني من الملل واليأس ويندفع نحو القمار.
X-Men ile savaşırken Wolverine pençelerini gövdesine saplayınca Magneto ciddi olarak yaralandı.فيقوم بصعق وول-ي عند محاولته حماية النبتة، مصيبا إياه بإصابات خطيرة.
Daha sonra bu üç virüs türünden birini kapması halinde, ciddi sorunlar yaşaması olasıdır.وسوف تكون المذنب الوفاء كل ثلاثة من هذه المعايير سيكون بالتأكيد مذهلة.
Bunların az miktarları ciddi zarara veya ölüme sebep olur.تؤدي الإصابات الشديدة إلى الغيبوبة او الموت .
Hoppa ise ciddi yaklaştı.وماج الدود ثم جرى حثيثاً .....
Ne var ki, bu adaylığın ciddi olup olmadığı tartışma konusudur.من المثير للجدل ما إذا كان الإنهاض عملية شائعة أو مهمة.
Ciddi ve düzeyli bir sohbet, neredeyse yasaklanmış gibiydi.كان صخمًا بسيط الشكل قليل الكلام متلعثم وكان عدوانيًا في الحديث ويكاد يكون بلا لباقة على الإطلاق.
Fransızların ne ciddi bir kaybı ne de ciddi bir kazancı oldu.كانت المشاركة الفرنسية حاسمة، لكن فرنسا حققت مكاسب قليلة وتكبدت ديوناً كبيرة.
Onun başbakanlığı döneminde enflasyona karşı ciddi bir mücadele başladı.قال رئيس الوزراء لحكومته بأنهم في مرحلة حرجة في النضال إلى القضاء على الإرهاب.
Ve bu ayaklanma ilk ciddi Sosyalist ayaklanmaydi.هذا التحالف كان البادئ الثورة العربية الكبرى .
Bu ciddi kaza nedeniyle sezonu kapatmak zorunda kaldı.تعرض هذا المعلم إلى اضرار كبيرة بسبب الفيضان.
Durumu çok ciddi olarak hastahaneye kaldıldı.وتم نقله إلى المستشفى في حالة حرجة.
Sultan, karşısına çıkan bu delidolu insanı ciddiye almadı ve talebini reddetti.فكان مُتملقاً للسلطان لا يرفض له طلباً ولا يُخالف له رأياً.
O işini büyük bir ciddiyetle sürdürür.إنه لشرف كبير له وهو يأخذ الأمر بجدية بالغة.
Kulüp içerisinde ciddi bir yapılandırma başlatmıştır.كان هناك صراع حاد على كيفية إدارة النادي.
Direk dansı çok ciddi güç, esneklik ve kondisyon gerektirmektedir.وتتطلب المبارزة بهذا السيف الكثير من التركيز والدقة والسرعة.
Grace Hacıları bundan daha ciddi bir konu oldu.كانت قضية مهاجرو الرحمة مسألة أكثر خطورة.
Hastalık belirtileri hafif ya da ciddi olabilir.أعراض الأنفلونزا يمكن أن تكون خفيفة أو قوية جدا.
Tilki Andrei, sniper tüfeğiyle Raskoln'un kafasına sıkar ve beyninde ciddi hasarlar oluşmasına yol açar."طلقة كرونلين" هي عبارة عن جرح من طلقة سريعة للغاية في الرأس تتسبب في نزع الأحشاء من الدماغ.
Yaralanmanın ciddiyetinin farkında varmadı, sadece bir bandaj sardı ve çalışmaya devam etti.فغير جرح اللحاظ يندمل سمعت بالوصل ثم همت به ...
Mayıs 2004'te ikinci kitabı Hâlâ Ciddiyim yayımlandı.Em maio de 2004, publicou o seu segundo livro, Hâlâ Ciddiyim.
"Onlar onu pek ciddiye almadılar ve o bunu amacı için kullandı."Eles não o levavam muito a sério, e ele usava isso para total efeito".
Bu yerlerin arasında, Madagaskar en ciddi olarak tartışılan opsiyondu.Dessas áreas, Madagascar foi o mais seriamente discutido.
Ancak Sovyet komutanların Alman planları konusunda ciddi endişeleri vardı.No entanto, os comandos Soviéticos tinham preocupações consideráveis sobre os planos alemães.
Van Gogh ciddi ve saygılı bir çocuktu.Van Gogh era uma criança séria e pensativa.
Rick çılgına döner ve ciddi bir şekilde yaralanmış olan oğluna doğru koşar.Rick freneticamente corre na direção de seu filho gravemente ferido.
Şehirde ciddi bir su sorunu vardır.Há um problema grave de água na cidade.
Simülasyon argümanı özellikle transhümanizm alanında ciddi akademik tartışmalara konu olmuştur.A hipótese da simulação é assunto de sério debate acadêmico no campo do transumanismo.
İmza töreni ciddi bir olaydı ve çok sayıda insanın huzurunda gerçekleştirildi.A cerimônia de assinatura foi um evento solene e foi realizado na presença de numerosas pessoas.
Sol tarafında ciddi yanıklar oluşan adam, geceyi Hiroşima'da geçirmiştir.Ele ficou gravemente queimado em seu lado esquerdo e passou a noite em Hiroshima.
Harekâta komuta eden General Wenck, 17 Şubat'ta bir trafik kazasında ciddi biçimde yaralandı.Em 17 de fevereiro, o general Wenck, comandante da ofensiva, foi gravemente ferido em um acidente de carro.
Ayrıca çok ciddi bir hastalık geçirdi ve hayatta kalabilmek için ameliyat olması gerekti.Ele também ficou doente e teve que passar por uma operação para sobreviver.
Başlarda, Hasidik olan ve olmayan Yahudiler arasında ciddi bir hizipleşme yaşanmıştır.Algum tempo antes, tinha havido um sério cisma entre os judeus chassídicos e não-chassídicos.
Hastalık belirtileri hafif ya da ciddi olabilir.Os sintomas podem ser ligeiros ou graves.
Japonya 1970'lerin ortasında ciddi sorunlarla karşılaştı.O Japão encarou um grande desafio econômico em meados da década de 1970.
Bununla birlikte, genel olarak, ciddi bir durum değildir.Geralmente, no entanto, não é uma condição séria.
Grubun uyarısı ciddiye alınmadı.Os avisos do grupo foram ignorados.
Bu hareket ciddi mali sıkıntılar yaşayan şirkete 51 milyon £ kazandırdı.Esta ação arrecadou £51 milhões para a empresa, que estava a enfrentar dificuldades financeiras.
1902 : "Nilüferler" tablo serisinin ciddi olarak yapılmaya başlanması.1902: início de facto da série Os Nenúfares.
Ünü, ciddi drama aktrisi olarak gelişti ve "Kutsal Sarah" takma adını aldı.Conquistou uma fama de atriz dramática, em papéis sérios, ganhando o epíteto de "A Divina Sarah".
Bu, genellikle, ebeveyn türün yaşam alanları içinde ciddi çevre değişiklikleri olduğunda gerçekleşir.Geralmente isso ocorre quando há alguma mudança drástica no ambiente da espécie parental.
Morley, The Age dergisine yaramaz bir öğrenci olduğunu ve isleri ciddiye almadığını söylemiştir.Morley disse que nessa idade ele era um aluno desobediente e não levou as coisas a sério.
Yakında, Sejm kralın yetkilerini ciddi ciddi sınırlamaya başladı.Os Sejms severamente limitavam o poder do rei.
Havadaki 10−7 g/m³ kadar düşük OsO4 bile akciğerde, deri ve gözde ciddi hasarlara yol açabilir.As concentrações no ar tão baixas quanto 10−7 g/m³ podem causar congestão nos pulmões, danos a pele e olhos.
Michael Keaton ücretinde 10 milyon dolar gibi ciddi bir artış olması sebebiyle geri döndü.Michael Keaton retornou depois que seu roteiro foi aumentado para US$10 milhões.
2011'de ciddi bir trafik kazası geçirmiştir.Morreu em 2011 em um acidente de trânsito.
Viral virülans faktörleri enfeksiyona neden olurlar ve meydana gelen viral hastalığın ciddiliğini belirlerler.O fator de virulência viral determina se a infecção ocorre e o quão graves são os sintomas da doença viral.
Sonuçta, isyanın orduya ya da Anadolu'ya ciddi bir etkisi olmadı.Deste modo, a revolta não afetou seriamente o exército nem a maior parte da Anatólia.
Bunu çok ciddiye almamalısınız."Ele não se leva muito a sério."
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod