Ana içeriğe geç
Sözlük

ciddi ile cümle

ciddi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Sonradan bana bir düzeltme için geri döndü, Süreçte yaptığım ciddi bir hatayı bulmuştu."Позже я осознала, что совершила ужасную ошибку».
Bu dönemde ciddi olarak bir yazarlık kariyerine girmeyi de düşündü.Однако он серьёзно думает о карьере писателя.
Öte taraftan Scipio ciddi şekilde yaralanmıştı ve orduyu kumanda edemiyordu.Но тут Шереметев получил тяжелое ранение и не смог руководить боем.
Fransızların ne ciddi bir kaybı ne de ciddi bir kazancı oldu.Французы понесли тяжёлые потери, а потери американцев были незначительны.
Filmin pek çok ciddi yönü var.Как следствие, в фильме использовано очень много крупных планов.
Alevîler son yüzyıllarda ilk kez inanç bakımından bu kadar ciddi bir ayrışmaya tanık olmuşlardır.Измена впервые изведала твердость веры.
Lehistan ve Rusya ile anlaşmazlık çok ciddileşmişti.Отношение к карелам и русским было различным.
Kariyerinin zirvesindeyken ciddi sakatlıklar yüzünden erkenden futbolu bırakmak zorunda kaldı.Из-за тяжёлых травм ему пришлось рано завершить игровую карьеру.
1991'de Finlandiya ekonomisi ciddi bir durgunluğa düştü.В 1999 напряжение Холодной Войны окончательно спало.
İsviçre bu konuda da ciddi bir sorun yaşadı.Особая ситуация существует в Швейцарии.
Güvenlik ve teknoloji konusunda ciddi geliştirmeler yapılmıştır.Плодотворно занималась внедрением новой техники и технологии.
Van Gogh ciddi ve saygılı bir çocuktu.Кара был активным и рассудительным мальчиком.
Ana karakteri çok ciddi olduğu için amca diye çağrılan Fedor, altı yaşında bir çocuktur.Главным героем был шестилетний мальчик, которого звали дядей Фёдором за то, что он был очень самостоятельным.
Bunun üzerinde ciddiyet ve kesinlikle durmaya mecburuz.К этому подходят серьёзно и с большой ответственностью.
5 Haziran 1960'ta bir araba kazasında bacaklarından ciddi bir şekilde yaralandı.5 июля 1941 года он получил ранение в ногу.
NAT'ın ciddi sonuçları (Sakıncaları, Avantajları) vardır.Но у NAT есть и недостатки.
"Yo gittikçe ciddileşiyor". webrazzi.com."Искусство обязано оскорблять" JugoSlovo.com.
Ancak kollektivizasyon politikasının uygulanmasında yaşanan zorluklar ciddi bir sorun yarattı.Однако, реализация утверждённой идеи вызвала затруднения.
Ancak bu çatışmalarda ciddi kayıplara uğradı.Особенно тяжелы были потери в этих боях.
“Eğer olay meydana geliyorsa ciddiyet”in önemli bir bileşeni “kime ciddiyet?”tir.Если сущность определяется вопросом: «Что есть сущее?», то бытие вопросом: «Что значит, что сущее есть?».
Beş genç erkek tarafından dövüldü, fakat ciddi bir şekilde yaralanmadı.Пятый был жив, но серьезно ранен.
Entegrasyon yanlısı görüşlerinden dolayı Jones, Indiana’da ciddi eleştirilere maruz kalmıştı.Джонс обладал подавляющим преимуществом по ударам, как показала статистика.
Yok etmek için bir Hortkuluk çok ciddi zarar görmelidir ki sihirle telafisi mümkün olmasın.Благодаря этому заклинанию можно добиться необходимого, лишившись при этом самого дорогого.
Av yapma sırasında attan düşmüş ve ciddi olarak yaralanmıştır.Он упал с лошади и сильно разбился.
Lucien komadadır ve durumu hayata dönmesini imkânsızlaştıracak kadar ciddidir.Карл находится в коме, и остаётся неясно, сможет ли он выжить.
24 Ocak 1980 ekonomik tedbirlerinin alınması aşamasında ciddi görevler üstlendi.Основан 24 февраля 1992 года для защиты экосистем национальной важности.
Bu yüzden Ladino ciddi bir yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır.Дэгуан находился под реальной угрозой гибели.
Bu ödemeler kuşkusuz ki söz konusun toplumların geçim durumunu ciddi biçimde etkileyecektir.И удивляется той свирепой неблагодарности, которой отплатил ему народ.
1659 yılında Pascal ciddi anlamda hastalanmıştır.В 1957 году Джейн серьёзно заболела.
Zaten Osmanlı ordusundaki reform çalışmaları ciddi anlamda devam etmekte ve yeniden düzenleme sağlanmakta idi.Вооружённые силы Сербии прошли долгий путь реформирования и переустройства.
Çarpışmalar devam etti ve daha ciddileşti.Отношения ухудшились и обострились.
Güç" hata olarak bilinen ciddi bir hata oldu."КАК ТРУДНО ПРИЗНАТЬ ОШИБКУ...
Böylece bu bir isyandan daha ciddileşip bir iç savaş görünümü almış oldu.Это убийство спровоцировало восстание, переросшее в гражданскую войну.
Bu yaralanmalardan ikisi oldukça ciddi yaralanmalardır.В Крайот два человека получили тяжёлые ранения.
Marx'ın babası Mayıs 1838'de öldü; bu aile için ciddi bir gelir kaybı anlamına da geliyordu.توفى والد ماركس في مايو 1838، مما تسبب في تلاشي دخل العائلة.
Kriz, birçok komşu ülkenin ekonomileri üzerinde ciddi etkiler yarattı.كان للأزمة آثار خطيرة على اقتصادات العديد من البلدان المجاورة.
Sol tarafında ciddi yanıklar oluşan adam, geceyi Hiroşima'da geçirmiştir.وقد أصيب بحروق خطيرة على جانبه الايسر، وأمضى الليل في مدينة هيروشيما.
Bu köklü reformlar sonucunda insan hakları konusunda ciddi gelişme kaydedildi.أسفرت هذه الإصلاحات الجذرية عن حدوث تطور جدي بشأن حقوق الإنسان.
1859 yılında Marx Ekonomi Politiğin Eleştirisine Katkı, isimli ilk ciddi iktisat çalışmasını yayınladı.وفي عام 1859 قام ماركس بنشر اسهام في نقد الاقتصاد السياسي، الذي يعد أول أعماله الاقتصادية الحقيقية.
1836 yaz ve sonbaharını Trier'de geçirdikten sonra Marx öğrenimi ve hayatı hakkında daha ciddi kararlar aldı.قَضى ماركس الصيف والخريف في ترير عام 1836، وسرعان ما أصبح أكثر جدية حول دراسته وحياته.
Kuzey Kore dışından radyo veya televizyon yayınlarını almak ciddi bir suçtur.ويعد التلاعب بالأجهزة وتلقي البث الإذاعي أو التلفزيوني من خارج كوريا الشمالية من الجرائم الجنائية الخطيرة.
Japonya 1970'lerin ortasında ciddi sorunlarla karşılaştı.واجهت اليابان تحديا اقتصاديا حادا في منتصف 1970s.
Erken başarılarına rağmen, kuantum alan teorisi birçok ciddi teorik zorluğa boğuldu.بالمقابل، وبالرغم من نجاحها المبكر، اعترضت نظرية الحقل الكمي العديد من الصعوبات النظرية.
Uyarılmış ısırık da canlı yılanınki kadar ciddi olabilir.واللدغة الناجمة يمكن أن تكون لدغة شديدة على هذا النحو من حياة الثعبان.
Yine de Melbourne'deki Castle Hotel'de stand-up yapmaya başlayana kadar bu mesleği ciddi olarak düşünmedi.لم يفكر بجديه في هذة المسئلة حتى بدا بتمثيل مشهد في فندق القلعة في ملبورن .
12 Eylül öncesi ülkede ciddi bir güvenlik sorunu vardı.لم يكن من الخطأ أن يكون هناك موقف أمني كبير في 11 سبتمبر من العام الماضي ...
Bununla birlikte, genel olarak, ciddi bir durum değildir.ولكن بشكل عام هذه ليست مشكلة.
Yanık önleme programları ciddi yanıkların oranını önemli ölçüde azaltmıştır.عملت برامج الوقاية من الحروق على خفض معدلات الحروق الخطيرة بشكل كبير .
Yan etkiler nadiren ciddidir ve herhangi bir kalıcı sakatlığa neden olmaz.ونادرا ما تكون الآثار الجانبية لهذا النوع خطيرة، ولا تسبب أي عاهات مستديمة.
Eğitimler konusunda oldukça ciddidir.تدريبها مهم جداً.
Bu potansiyel olarak ciddi sağlık tehlikelerini önlemek için takip edilmesi gereken bir dizi rutinleri içerir.ويشمل هذا عدداً من الطرق التقليدية والتي يجب إتباعها لتجنب التعرض لأية مخاطرٍ صحيةٍ حادةٍ محتملةٍ.
Fakat gece, hemen kendilerini toplamışlar daha ciddi tedbirler almışlardı.فأتى بهما الوليد وأمهلهما ليلة لمبايعة يزيد، فلاذا بمكة لكيلا يبايعا.
Gazze'ye uygulanan abluka şehrin su ve kanalizasyon sisteminde ciddi bir kısıtlamaya neden olmuştur.بسبب القيود الشديدة التي فُرضت على إمدادات المياه في غزة، ونظام الصرف بها.
Bu şekilde isyan çok ciddi bir tehdit aldı.وبالتالي، رفض هو تهديد كبير.
Birçok kez çok ciddi şekilde yaralandı.وقد أُصِيب الكثير إصابات بليغة.
Fakat ciddi bir içme suyu sıkıntısı vardır.وكان هناك نقص حاد في مياه الشرب النقية.
Ünü, ciddi drama aktrisi olarak gelişti ve "Kutsal Sarah" takma adını aldı.طورت نفسها بأستمرار كممثلة دراما أيضا، وعرفت بعد ذلك بلقب "سارة المقدسة".
Çin'de, insan kaçakçılığı ve ciddi yolsuzluk davaları ölüm cezası ile sonuçlanabilir.وفي الصين، ينفذ حكم الإعدام في جرائم مثل الاتجار بالبشر وكذلك في جرائم الفساد الخطيرة.
Bu gruplar kendi içlerinde ciddi tartışmalara da girmektedirler.ويرد عليهم أَيْضًا في مسألة إنكارهم لعلم الله تعالى بالجزئيات.
Onlardan daha fazla ciddiye almak gerekir.لكن يبدو أن البعض أخذ الأمر بجدية أكثر من اللازم.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod