Bu durum Alman kuvvetleri açısından ciddi bir tehdit oluşturmaktaydı.Dieser Bedrohung entschieden entgegenzutreten, gehört zur Verantwortung jedes Deutschen.
Bu sonuç Robert Kubica'nın kariyerinin ilk ciddi başarısıdır.Die schnellste Zeit erzielte Robert Kubica.
Artık Karşıyaka'nın koltuğu ciddi anlamda sallanmaktadır.Die Sitzposition der Tityras ist relativ aufrecht.
Ciddi şekilde hasta olan kız kardeşine bakmakla yükümlü kalmıştı.Mittlerweile ist bekannt, dass es sich um seine ernsthaft erkrankte Schwester handelt.
Parkta ciddi miktarda kutup tilkisi mevcuttur.Im Park gibt es eine Reihe von Kalksteinklippen.
Resimi, mayıs ayının başlarında ciddi hastalığından iyileştiği zaman yaptı.Erst Mitte Januar hatte sie sich weitgehend von dieser Krankheit erholt.
Setler yapılmış hatta ciddi rakamda test çekimleri yapılmıştı.Mit Brolin waren sogar schon Probeaufnahmen aufgezeichnet worden.
Tipik kıl kurdu enfeksiyonları ciddi sorunlara neden olmaz.Der normale soziale Kontakt zwischen Katzen führt nicht zu einer Ansteckung.
22 Ekim 2006 tarihinden itibaren Celeron işlemci fiyatlarında ciddi indirimlere gidileceği duyuruldu.Laut Ankündigung können seit dem 22. August 2011 Treibstoffpreise zu einem Standort abgefragt werden.
Nüfusun ciddi bir bölümü mevsimlik işçi olarak dışarı gitmektedir.Ein großer Teil verdingte sich auswärts als Saisonarbeiter in der Landwirtschaft.
Diplomasi alanında çok ciddi çalışmalarda bulunmuştur.Sein wahres Interesse lag auf diplomatischem Gebiet.
Ev sahibi ve konuklar bu törenin ayrıntılı kurallarına büyük bir ciddiyetle uyarlar.Der Hof und die italienischen Gäste fordern eine harte Strafe für den Narren.
Fakat Page ciddi bir hastalığa (enfeksiyöz mononükleoz) yakalandı ve grubu bırakmak zorunda kaldı.Thomas war bereits mit einer grippeartigen Erkrankung angereist und musste vor Ort abgemeldet werden.
Elektrifikasyonun pek çok avantajı vardır, ancak ciddi yatırım harcaması gerektirir.Viele Rohstoffe können nur unter Einsatz von erheblichen Investitionen gewonnen werden.
Ancak, son zamanlarda Değişken denge kuramının önemine dair ciddi eleştiriler olmuştur.Diese Ansätze stehen wegen der häufigen Bedeutungswechsel in der Kritik.
Son zamanlarda sırtından çok ciddi bir şekilde rahatsızlanmıştı.Danach war sie längere Zeit ernsthaft krank.
Vücudunda çok ciddi olmayan yanıklar vardır.Im Ort gibt es keine nennenswerten Sehenswürdigkeiten.
Yunanistan'ın İstanköy Adası'nda ciddi hasarlar meydana geldi.Schwere Schäden gab es auch in den Häfen der Insel.
1991'de Finlandiya ekonomisi ciddi bir durgunluğa düştü.Dadurch traf die Weltwirtschaftskrise 2007 Finnland besonders stark.
Ciddi dövüşler nadir görülür.Kämpfe sind jedoch ausgesprochen selten.
Bu Yuliya'nın kariyerinin ciddi olarak başladığı andır.Mit diesem Schritt begann Chérets eigentliche Karriere.
Bu kuasar hâlâ civarındaki 3C 273 gibi quasarlardan ciddi biçimde aydınlıktır.Beispielsweise ordnet man die Quelle rechts oben dem Quasar 3C 279 zu.
Calder, ciddi bir heykeltıraş olarak kariyerine başladı.Lencastre begann eine steile Karriere als ernste Theaterschauspielerin.
Bu açıdan hiçbir şekilde ciddi bir çatışmalar meydana gelmedi.Dabei kam es zu keinen ernsthafteren Kampfhandlungen.
Birsel'in dördüncü kitabı Velev ki Ciddiyim!Der Bertelsmann-Chef legt sein viertes und persönlichstes Buch vor.
Bu yaralanmalardan ikisi oldukça ciddi yaralanmalardır.Beide überlebten mit schweren Verletzungen.
Av yapma sırasında attan düşmüş ve ciddi olarak yaralanmıştır.Er stürzte von seinem Pferd und verletzte sich dabei schwer.
En azından bir kişi hayati tehlikesi olmasa da ciddi şekilde yaralanmıştır.Zum Glück wird sie dabei nicht lebensgefährlich verletzt.
Ciddi komplikasyon riski taşıyan birkaç cerrahi tedavi vardır.Chirurgische Eingriffe sind mit einem hohen Komplikationsrisiko verbunden.
Bu, daha ciddi sorunlara yol açabilirdi.Cela pourrait créer de sérieux problèmes.
Ciddi görünüyor.Il a l'air sérieux.
Artan nüfus bu ülkede ciddi bir sorun haline gelmiştir.L'augmentation de la population est devenu un problème sérieux dans ce pays.
Oğlunu daha ciddi çalışması için teşvik etti.Il encouragea son fils à étudier plus sérieusement.
Bu tez üzerine ciddi itirazlar var.Il existe plusieurs objections sérieuses à cette thèse.
Onları ciddiye almıyorum.Je ne les prends pas au sérieux.
Sanat ciddi bir şeydir.L'art est une chose sérieuse.
Hobi, bu ciddi değil.La distraction, ça n'est pas sérieux.
Dan durumun ciddi olduğunu anlayamadı.Dan ne pouvait comprendre l'ampleur de la situation.
25 Şubat 1992 yılında Elif Hacıyev ve ekibi sabah saat beşe kadar düşmana ciddi direnç gösteriyorlar.Le 25 février 1992, Alif Hajiyev et son équipe résistèrent à l’ennemi jusqu’à cinq heures du matin.
1659 yılında Pascal ciddi anlamda hastalanmıştır.En 1659, Pascal tombe sérieusement malade.
Bu olayı ciddi organizasyon sorunlarına ve gecikmelere neden oldu.Cela causa de sérieux problèmes d'organisation et de graves retards.
Ciddi krupa nadiren rastlanmaktadır (< %1).Le croup sévère est rare (< 1 %).
Kadınların Suudi Arabistan'da özgürce seyahat etme veya hareket etme yeteneği ciddi şekilde kısıtlıdır.La possibilité pour les femmes de se déplacer en Arabie saoudite est sévèrement restreinte.
Bu gruplar kendi içlerinde ciddi tartışmalara da girmektedirler.Mais ceux-ci sont publiés dans le désordre.
Sözleri ciddi ve doğrudandı.Ses paroles sont sérieuses et directes.
Japonya 1970'lerin ortasında ciddi sorunlarla karşılaştı.Le Japon fait face à un grave défi économique au milieu des années 1970.
1984 civarında , Morello tekrar ciddi anlamda gitar çalışmaya başladı.Vers 1984, Morello commence à étudier la guitare.
Başka bir 20'li yaşlarda erkekte ciddi bir şekilde yaralandı.Une autre policière, d'une vingtaine d'années, a été grièvement blessée.
Jesse: Ciddiyim.George : C'est vrai ?
Şikâyetler ciddi bir incelemeden sonra onaylanmaktadır.Ce statut est accordé après une évaluation approfondie.
Bu kuasar hâlâ civarındaki 3C 273 gibi quasarlardan ciddi biçimde aydınlıktır.Cela est encore beaucoup plus lumineux que les quasars tout proches tels que 3C 273.
Monica'nın ilk ciddi ilişkisi kendisinden 21 yaş büyük, aile dostları Richard Burke'le olur.Monica aura une relation avec Richard Burke, un ami de longue date de sa famille, de vingt-et-un ans son aîné.
O zor ve ciddi bir filmdi.C'est un film lumineux et fort.
Çin'de, insan kaçakçılığı ve ciddi yolsuzluk davaları ölüm cezası ile sonuçlanabilir.En Chine, l'escroquerie peut être passible de la peine de mort.
18-19 yaşlarına geldiğimizde iş ciddileşti.C'est entre 18 et 19 ans qu'il passe professionnel.
İsviçre bu konuda da ciddi bir sorun yaşadı.Le système suisse connaît des problèmes.
Stalingrad Muharebesi'nde Macaristan İkinci Ordusu çok ciddi kayıplar verdi.Lors de la bataille de Stalingrad, la 2e armée hongroise subit de terribles pertes.
Kulübün ciddi mali sorunları varsa.Mais le club rencontre de gros problèmes financiers.
Araştırmalar birçok gay ve lezbiyenin ciddi ve uzun ömürlü ilişki istediklerini bulmuştur.Des recherches indiquent qu'un bon nombre de lesbiennes et d'hommes gays ont des relations durables.
O işini büyük bir ciddiyetle sürdürür.Elle prend son rôle très au sérieux.