Ana içeriğe geç
Sözlük

ciddi ile cümle

ciddi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Korodi, "Balkanlar, ciddi bir yapısal uyumla birlikte sürekli evrim halinde olacaktır."The Balkans are and will be in continuous evolution, with significant structural harmonisation.
AB üyesi olmayan Norveç, İsviçre, Suudi Arabistan ve Türkiye de ciddi miktarlar bağışladılar.Non-EU countries Norway, Switzerland, Saudi Arabia and Turkey also contributed sizeable amounts.
Bu da Kosova halkında ciddi bir güven kaybı yaratabilir.That could well mean a loss of credibility among Kosovars," he said.
SETimes: EULEX ciddi savaş suçu davalarına bakıyor.SETimes: EULEX is prosecuting serious war crimes cases.
Geçen ay patlak veren bir olay, durumun ne kadar ciddi olabileceğini gözler önüne seriyor.A case that erupted last month demonstrates just how serious the challenge can be.
Fakat önünde hâlâ ciddi bir engel var: BM savaş suçları mahkemesiyle işbirliği meselesi.However, a serious obstacle remains: the issue of co-operation with the UN war crimes tribunal.
Yalnızlığa terk edilmiş olmanın dışında, kilisenin bir başka ciddi sorunu daha var.Besides being left in solitude, the church has another serious problem.
SETimes: Sadece psikolojik bir etki mi bu, yoksa durum ciddi mi?SETimes: Is it really just psychological or are things serious?
Saraybosna’da Hırvatların sayısı çok ciddi ölçüde azaldı.In Sarajevo, the number of Croats has declined sharply.
Siyaset ve etnik köken sorunları bir yana, SC’deki mevcut en ciddi sorun ekonomi.Issues of politics and ethnicity aside, the most serious issue in RS is the economy.
Hükümet bu endişeleri ciddiye almış gibi görünüyor.The government seems to have taken such concerns seriously.
Her iki heyetin üyelerine göre de toplantı ciddi, yapıcı ve üretken bir havada geçti.The meeting was serious, constructive and productive, according to members of both delegations.
Yolsuzluğun "devlet bütçesine ciddi zarar verdiği" de belirtiliyor.The fraud caused "considerable financial budget damage", they add.
Bu da filolarına ciddi bir maddi zarar gelmesi demek.This would mean significant financial damage for their fleet.
Sorun Bisevo adası yakınlarında da oldukça ciddi.The problem is also severe on the nearby island of Bisevo.
Mayıs ayı sonunda hikaye, kısmen siyasi bağlamı nedeniyle daha ciddi bir hal almaya başladı.In late May, the story began to take a more serious turn, in part because of its political context.
AK, Sofya'nın ciddi ve organize suçlarla mücadele çabalarını da aynı düzeyde eleştirdi.The EC was equally critical of Sofia's efforts in combating serious and organised crime.
Biljana Petkovska: Makedonya'da gazetecilik ciddi sorunlarla karşı karşıya.Biljana Petkovska: Journalism in Macedonia is facing serious problems.
Şahin, "Entegrasyon konusu daha ciddiye alınmalı."The issue of integration should be taken more seriously.
Etkileyici büyüme hızına rağmen, Türkiye ciddi ekonomik sorunlarla karşı karşıya bulunuyor.Despite impressive growth, Turkey faces serious economic issues.
Öte yandan Kosova, ciddi bir endişe kaynağı olarak durumunu koruyor.On the other hand, Kosovo remains a serious concern.
Davanın 2007 yılında iki Kosovalı Sırpın yer aldığı ciddi bir soygunla ilgili olduğu bildiriliyor.The trial reportedly relates to a serious robbery in 2007 involving two Kosovo Serbs.
Batılı seçim denetmenlerinin bildirdiğine göre, seçimlerde ciddi bir usulsüzlük yaşanmadı.Western election monitors said there were no serious ballot irregularities.
Daha ciddi suçlarda sürücüler yüzlerce avro ceza ödemek zorunda kalabiliyorlar.For more serious offences, drivers risk having to pay several hundred euros in fines.
Gözaltına alınanların ciddiyetle sorgulanması gerekiyor.""These detentions demand a serious investigation."
Program, ciddi suçların yer aldığı davalarla ilgili veritabanına kolay erişim de sağlıyor.The programme also enables easy access to the database related to cases involving serious crimes.
Arnavutluk'taki kamu sağlık hizmetleri ciddi sıkıntılar çekiyor.Public healthcare in Albania suffers from serious deficiencies.
Bu konu, Madrid'de yaşanan 11 Mart terör saldırılarıyla özellikle ciddiyet kazanıyor.The issue is especially serious in light of the 11 March terrorist attacks in Madrid.
Bölge, önümüzdeki yıllarda ciddi ekonomik sorunlarla karşı karşıya kalacak. [Getty Images]The province faces serious economic challenges in the years ahead. [Getty Images]
Ciddi şekilde yaralanan Luciç günlerce kritik durumda kaldı ve defalarca ameliyat edildi.He suffered severe injuries, was in critical condition for days and endured several operations.
Busatlija, bozulmanın devamının Sırbistan'da istikrarı ciddi oranda bozabileceğini söyledi.Further deterioration could seriously destabilise Serbia, he added.
Jeliç geçmişte ciddi kalp rahatsızlıkları geçirmiş ve birkaç yıl önce Houston'da ameliyat olmuştu.He had had serious heart problems in the past, and underwent surgery in Houston a few years ago.
Ancak bu arada SC makamları ciddi bir sorunla karşı karşıya bulunuyorlar.In the meantime, however, RS authorities face a serious problem.
Birlik, ciddi ve gözle görülür bir gelişim evresi geçirdi. [Getty Images]Its development has been visible and dramatic. [Getty Images]
Çok fazla belirsizlik mevcut ve dünya ciddi bir değişim sürecinden geçiyor.There are too many uncertainties around, and the world has been undergoing considerable change.
Atılacak adımlar bu denli belirgin ve ciddi olmayabilir, fakat bu onları daha önemsiz yapmaz.The steps ahead may be less so, but this does not diminish their importance.
Tahmin edileceği üzere genel fiyat düzeyleri ciddi ölçüde daha yüksek.As one would expect, the overall price levels are substantially higher.
Saha çalışması ve analizin maliyeti ciddi boyutlara ulaşabilecek. [Gabriel Petrescu/SETimes]The cost of the fieldwork and analysis can be daunting. [Gabriel Petrescu/SETimes]
Bu sorun, diğer tüm bölge ülkelerinde de aynı derecede ciddiyet arz ediyor.The problem is just as serious elsewhere in the region.
Avrupa'da ciddi bir ekonomik ve sosyal çeşitlilik mevcuttur.Significant social and economic variety exists inside Europe.
Belgrad ise 2009 yılında bu rakamın ciddi biçimde artmamasını sağlama konusunda azimli.Belgrade is intent on ensuring the number does not grow substantially during 2009.
Bir katılım adayı olarak Hırvatistan da ciddi ölçekte bir mali destek bekleyebilir.Croatia, too, can look forward to considerable financial assistance as an accession country.
Bu durum, yolsuzlukla mücadeledeki ciddi engellerden biri oldu hep." dedi.This has been one of the serious obstacles in the fight against corruption," Ilazi told SETimes.
Böyle bir durum da başka sorunların yanı sıra avroyu ciddi şekilde tehlikeye atardı.Such a situation would have seriously jeopardised the euro, among other problems.
Ancak dernek, seçim kurallarıyla ilgili ciddi ihlalleri de bildirdi.However, it reported serious violations of election rules.
Muhalefet partileri hükümete karşı ciddi bir mücadele ortaya koyabiliyorlar mı?Are opposition parties capable of mounting a serious challenge against the government?
Aslında ciddi ilerleme kaydedildi.Indeed, significant progress has been made.
Bu aşılması gereken ciddi bir engeldi ve halledilmesi uzun zaman aldı.It was a major hurdle to overcome, and a long time clearing it.
"Endişelenmek için ciddi nedenlerimiz var."We have serious reasons to worry.
Belgrad'da, Politika Merkezi Müdürü Dragan Popoviç, ciddi çatışmalar beklemediğini söyledi.In Belgrade, Policy Centre Director Dragan Popovic said he does not expect serious clashes.
UKG'ye göre, çabuk ve etkin şekilde harekete geçilmezse bunun sonuçları ciddi olabilir.According to the ICG, the consequences of failing to act promptly and effectively could be serious.
Bütçe ayarlamasında belediye kasaları da ciddi şekilde hedef alınıyor.The budget rebalance also took serious aim at municipal treasuries.
Neyse ki ziyaretçilerin yaşadıkları güçlüklerin çoğu o kadar ciddi değil.Luckily, most of the mishaps experienced by visitors are not so severe.
Gençler arasındaki işsizlik Güneydoğu Avrupa'da ciddi bir sorun haline geliyorYouth unemployment becoming a serious concern in Southeast Europe
Taşıyıcı sütunlar ciddi ağır hasar görmüştü ve asfalt harap haldeydi.The supporting pillars were severely damaged, and the pavement was in disrepair.
Lahey'in en ünlü zanlıları arasında yer almasa da, Hadziç hakkındaki suçlamalar oldukça ciddi.Although he isn't among the most famous Hague indictees, the charges against Hadzic are grave.
Kosova’da uluslararası toplumun yakın gelecekte ciddi biçimde varlık göstermesi bekleniyor. [UNMIK]A strong international presence in Kosovo is expected for the near future. [UNMIK]
Sellerin dışında, eriyen karların yol açabileceği en ciddi sonuçlardan biri de toprak kayması.Apart from the floods, the large consequences of the snow melting would be landslides.
Gruevski'ye göre bu durum ciddi bir zarara yol açmış değil.According to Gruevski, the situation has not caused serious damage.
Gençlerin, nüfusun yarısından fazlasını oluşturduğu düşünülecek olursa, bu oldukça ciddi bir rakam.Given that youth make up more than half the overall population, that's a sobering figure.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod