O ciddi bir insandır.She is a serious person.
Sorunun ciddi olduğunu belirtti.She indicated that the problem was serious.
O benim espriyi ciddiye aldı.She took my joke seriously.
O, ciddi bir hastalıktan çekiyor.She's suffering from a serious disease.
O ciddi bir hata üzerinde üzüntüsünü gösterdiShe showed her regret over the serious mistake.
Dikkatsizlik ciddi bir kazaya neden olabilir.Carelessness can lead to a serious accident.
Ona ciddi bir teklif yapacağım.I am going to make him a serious offer.
Ben ciddiyim.I mean what I'm saying.
Eğer sözünü tutmazsan insanlar seni ciddiye almaz.If you don't keep your promises, people won't take you seriously.
Arkadaşım ciddi şekilde yaralandı.My friend is seriously injured.
Ciddi olarak işe koyulmak zorundasınız.You've got to get down to your work.
Bu hafif bir hatanın ciddi yaralanmalara yol açabileceği çok tehlikeli bir spor.It's a very dangerous sport, where a slight mistake can lead to serious injury.
Ciddi misin?Are you serious?
Matematiği İngilizce çalıştığımdan daha ciddi çalışıyorum.I study math more seriously than I study English.
Kişiliğim hiç ciddi değil!My personality is not at all serious!
O, ciddi değildir.He's not serious.
Bu ciddi bir şey değil.It's nothing serious.
Onu, o kadar ciddiye alma.Don't take it so seriously.
”Hayır.” dedi dükkân sahibi. ”Oldukça ciddiyim. Fiyat etiketini gördün.”"No," the shopkeeper replied. "I'm quite serious. You saw the price tag."
Şaka mı yapıyorsunuz yoksa ciddi misiniz?Are you joking, or are you serious?
O, ciddi bir hata yaptı.She made a serious mistake.
Virüsün daha fazla yayılmasını engellemek için ciddi tedbirler alınmalı.Drastic measures must be taken to prevent the further spread of the virus.
Dünyanın kendisi çok saçmayken birisi nasıl bu kadar ciddi olabiliyor!How can one be serious with the world when the world itself is so ridiculous!
Yeğenim ciddi bir kızdır.My niece is a serious girl.
Finansal sorunlarımız ciddi.Our financial problems are serious.
Tom hasta, ama ciddi değil.Tom is sick, but it isn't serious.
O, kadınları ciddiye almayan adam tipidir.He's the type of guy who doesn't take women very seriously.
Onu ciddiye alma. Bir şakaydı.Don't take it seriously. It's a joke.
Onun ciddi olup olmadığını söylemek asla kolay değildir.It's never easy to tell whether he's being serious or not.
Onun diğer talibinin olduğunu öğrendiğinde, ciddi olarak ona kur yapmaya başladı.He began courting her in earnest when he found out that she had another suitor.
İnsanları klonlamak ciddi etik sorunlara neden olur.Cloning people raises serious ethical problems.
Fırtına ürünlere ciddi bir şekilde zarar verdi.The storm severely damaged the crops.
Cümlelerin ciddi olması gerektiğini de kim söylüyor?Who says sentences have to be serious?
O da çok ciddiydi.He also was very serious.
Çok sayıda ciddi hatalar yaptı.He made several serious mistakes.
O vuruldu ve ciddi olarak yaralandı.He was shot and seriously wounded.
1823 Sonbaharında ciddi bir hastalığı vardı.He had a serious illness in the autumn of 1823.
Ciddi gıda ve yakıt sıkıntısı vardı.There were severe shortages of food and fuel.
Araştırmacılar ciddi bir gıda eksikliğinden muzdarip olmaya başladı.The explorers began to suffer from a severe lack of food.
Kuwait ciddi hasar gördü.Kuwait suffered severe damage.
Ciddi olmanın zamanı geldi.Time has come to get serious.
Bu ciddidir.This is serious.
Ciddi olarak, ne hakkında konuşuyoruz?What are we talking about, seriously?
Bunu söylerken şaka mı yapıyorsun ciddi misin?Are you joking or are you serious when you say this?
Sanırım sorumluluklarımı ciddiye almaya başlamamın zamanıdır.I think it's time for me to start taking my responsibilities seriously.
Andrina'nın işleri ciddiye almadığını bilirim ama kendisi harika bir arkadaş.I know Andrina doesn't take things seriously, but she is a wonderful friend.
Sarhoşken araba sürme ciddi bir sorundur.Drunken driving is a serious problem.
Karışmayı ciddi olarak düşünüyor musun?Are you seriously thinking about becoming involved?
O mağazadan bir bilgisayar almayı ciddi olarak düşünüyor musun?Are you seriously thinking about buying a computer from that store?
O eski arabayı satın almayı ciddi olarak düşünüyor musun?Are you seriously thinking about buying that old car?
Boşanmayı ciddi olarak düşünüyor musun?Are you seriously thinking about divorce?
Bütün gece araba sürmeyi ciddi olarak düşünüyor musun?Are you seriously thinking about driving all night?
Onun hepsini yemeği ciddi olarak düşünüyor musun?Are you seriously thinking about eating all that?
Senin yaşında tekrar evlenmeyi ciddi olarak düşünüyor musun?Are you seriously thinking about getting married again at your age?
Gitmeyi ciddi olarak düşünüyor musun?Are you seriously thinking about going?
Bir bebek sahibi olmayı ciddi olarak düşünüyor musunuz?Are you seriously thinking about having a baby?
Ciddi olarak gitmemeyi düşünüyor musun?Are you seriously thinking about not going?
Bir yarış arabası sürücüsü olarak bir kariyeri sürdürmeyi ciddi olarak düşünüyor musun?Are you seriously thinking about pursuing a career as a race car driver?
İşini bırakmayı ciddi olarak düşünüyor musun?Are you seriously thinking about quitting your job?
Bunu eBay'da satmayı ciddi şekilde düşünüyor musun?Are you seriously thinking about selling this on eBay?