Ana içeriğe geç
Sözlük

ciddi ile cümle

ciddi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Arnavut kökenli pek çok önemli kişinin modern Türkiye'ye ciddi katkıları olmuş.Many important people of Albanian ancestry have had a significant influence on modern Turkey.
İktidar partisi AKP de ciddi hatalar yaptı", diyor.The ruling AKP government also made significant mistakes."
Ciddi bir alternatif arıyorlar", diyor.They are looking for a serious alternative."
Lajcak, "Siyasi liderlerden daha fazla ciddiyet beklerdim."I expected more seriousness by the political leaders.
Bu durumun sonuçları ise oldukça ciddi.The repercussions have been serious.
Üniversiteler ciddi miktarda akademik personel kaybetti. [Arşiv]Universities have seen major losses of academic staff. [File]
Romanya'da internet bağlantısının hızı ciddi bir şekilde arttı.Internet connection speed is up sharply in Romania.
Köklü değişikliklere karşı her düzeyde ciddi ölçüde bir direnç görülüyor.Considerable resistance remains at all levels to bringing about real change.
Geçtiğimiz yıl Türkiye, "basın özgürlüğünün ciddi şekilde gerilediği" sekiz ülkeden biriydi.Turkey was among eight countries with "significant declines in press freedom" last year.
Yetkililer örgütün ortaya çıkışını ciddi bir tehdit olarak görüyorlar.Authorities say its emergence poses a serious threat.
Bu teknik değil, ciddi anlamda siyasi ve insani bir mesele.That is not a technical, but rather a serious political and human issue.
Romanya'nın devlet idaresindeki sağlık ağı ciddi mali zorluklarla karşı karşıya bulunuyor.Romania's state-run medical network faces serious financial difficulties.
Hırvatistan'ın bu sandalye için en ciddi rakibi Çek Cumhuriyeti.Croatia's most serious rival for the spot is the Czech Republic.
Moldova'da basın özgürlüğüyle ilgili ciddi sorunlar devam ediyor. [Reuters]Serious media freedom issues persist in Moldova. [Reuters]
Finans sektöründe de ciddi eğilimler görülüyor.Significant trends have also been seen in the financial sector.
Ancak, Prijedor'un eski belediye başkanı, en ciddi suçlama olan soykırımindan beraat etti.However, the former mayor of Prijedor was acquitted of genocide, the most serious charge.
ABD'nin politika hamleleri, dünya genelinde ciddi sonuçlara neden oluyor.US policy moves produce big externalities worldwide.
Lence Sofronievska: Makedon Yargı Sisteminde Ciddi Bir Reforma İhtiyaç VarLence Sofronievska: Macedonian Judiciary Needs Serious Reform
Türkiye'nin dış politikadaki "sıfır sorun" yaklaşımı Libya kriziyle zaten ciddi bir sınavdan geçti.Turkey's "zero problems" approach to foreign policy has already been tested by the Libya crisis.
Otomobil kirliliği Arnavutluk'ta ciddi bir sorun. [Getty Images]Automobile pollution is a serious problem in Albania. [Getty Images]
Kotalar Sırbistan'ın AB pazarına olan ihracat potansiyelini ciddi düzeyde kısıtladı.The quotas severely restricted Serbia's potential for exports to the EU market.
SETimes'a konuşan Sejdiu, hükümetin sektörü ciddiye almadığını belirtti.He tells SETimes the government is not taking the sector seriously.
Yüksek temsilcinin bu güçleri ne ölçüde kullanacağı, BH’de ciddi bir tartışma konusu oldu.The extent to which he will use these powers is a subject of considerable interest in BiH.
AGİT bu bilgiyi ciddiye aldı mı?Does the OSCE take this information seriously?
Karadağ ekonomisi ciddi sorunlarla karşı karşıyaMontenegro's economy faces serious problems
Anlaşma olmasa Türkiye, AB'ye katılımda çok ciddi bir engelle karşılaşacaktı.Without it, Turkey would have faced a serious obstacle to joining the EU.
Makedonya'nın en ciddi sorunlarından biri olan işsizlik yine yükselişe geçti.Unemployment, one of the most serious problems in Macedonia, is rising again.
Bunlar temel hedefler, ancak görüşmeler kapsamında ciddi meselelerle de karşı karşıya kalacağız.Those are the main goals, but we will come upon serious issues in the talks as well.
Yabancı yatırım eksikliği, çok büyük oranlarda işsizliğe ve ciddi toplumsal gerilime yol açabilir.The absence of foreign investment can lead to great unemployment and serious social tensions.
Bu göz yumulamayacak kadar ciddi bir sonuç.That is a severe consequence that cannot be ignored.
Sular geri çekildiğinde ise ciddi bir salgın tehlikesi söz konusu olacak.Even after floods recede, there is a serious danger of contagious disease.
İstanbul Ciddi Suçlar Mahkemesi13. şubesi davayı görmeyi kabul etti.The 13th branch of the Istanbul Court for Serious Crimes agreed to hear the case.
Kurşunlardan biri Miletiç'in kalçasına saplanmasına karşın yarası ciddi değil.One bullet struck him in the thigh, though the wound was not serious.
Bunların yanında, en ciddi rakipleri Avustralyalılar olacak.Besides these, the main challenger will be the Australians.
Halk sağlığına yönelik ciddi bir tehlikeyle karşı karşıya kalan yetkililer harekete geçiyor.Faced with a serious public health challenge, authorities are taking steps.
Solana Raporu: EUPM Ciddi İlerleme KaydettiSolana Report Notes Significant EUPM Progress
AB üyeliğine yönelik destek ise son iki yılda ciddi oranda azaldı.Support for EU membership has dropped sharply in Turkey over the past two years.
Ancak hükümet hangi devlet hukuk fakültelerini destekleyeceğini çok ciddi düşünmelidir.However, the government should seriously consider which public law faculties it will support.
Son on yıldır, Arnavutluk'ta yaşam enerji sıkıntılarından ciddi ölçüde etkilendi.Over the last decade, life in Albania has become seriously affected by energy shortages.
Raporda, "Yolsuzluk ciddi bir sorun olmaya devam ediyor."Corruption remains a serious problem.
Sırbistan'da şiddet ciddi kaygılara yol açıyorViolence in Serbia raises serious concerns
Ancak yerel medyanın durumu çok ciddi.However, the situation with local media is very serious.
Feith: Sayın Marty'nin raporu ciddiye alınmalıdır.Feith: Mr Marty's report should be taken seriously.
Bir milyon sigara tiryakisinin olduğu bir ülkede, çoğu Hırvat yasayı ciddiye almıyor.With one million smokers in the country, many Croatians do not take the laws seriously.
Vardarlı’ya göre, “Türkiye’de Balkan kökenli ciddi bir nüfus var."There is a significant Balkan community in Turkey.
Bir iş vinci kazara alana kaydı, ama yaralanma veya ciddi bir hasar meydana gelmedi.A working crane accidentally slid in the field but caused no injuries or serious damage.
Koha Ditore Yazı İşleri Müdürü Agron Bayrami'ye göre hâlâ ciddi sorunlar var.According to Koha Ditore Editor-in-Chief Agron Bajrami, there is considerable frustration.
Ancak bizim için, seçim sürecinde yaşanan ciddi usulsüzlükler olumsuz bir sürpriz oldu." dedi.But for us, the serious irregularities during the election process were a negative surprise."
Makedon yargı sisteminin kesinlikle ciddi bir reforma tabi tutulması gerekiyor.I am certain that the Macedonian judiciary needs a thorough reform.
ABD'nin Makedonya Büyükelçiliği de olaylardan duyduğu ciddi kaygıları dile getirdi.The US Embassy in Macedonia also expressed serious concern over the incidents.
Inzko: BH, Dayton sonrası en ciddi sorunla karşı karşıyaInzko: BiH facing most serious post-Dayton crisis
Joseph: Bu, Makedonya açısından çok ciddi bir mesele.Joseph: This is a very serious question in Macedonia.
Sırbistan, ülkedeki radikal hareketlerin başını daha küçükken ezme yönünde ciddi adımlar atıyor.Serbia takes serious steps to break up the country's radical movements in their infancy.
Bulgaristan Polisi Fuhuş ve Cinsel Sömürüye Karşı Ciddi Önlemler AlıyorBulgarian Police Crack Down on Prostitution, Sexual Exploitation
Bu miktarın 2003 yılında ciddi ölçüde artması bekleniyor.This figure is expected to rise sharply in 2003.
Bu sayının 2003 yılında ciddi olarak artması bekleniyor.That figure is expected to rise sharply in 2003.
Yatırımla birlikte ciddi ölçüde altyapı iyileştirme çalışmaları da gerçekleştirilecek.The investment will bring massive infrastructure improvements.
Gleni, sonucun Balkanlar'da ciddi sorunlar yaşanmasını önleme amaçlı bir girişim olduğunu belirtti.The result, he said, was an attempt at avoiding serious problems in the Balkans.
Her iki mesele de oldukça ciddi zorluklar içeriyor.Both present serious challenges.
Sırbistan, yüksek işsizlik oranı gibi ciddi ekonomik sorunlar yaşamaya devam ediyor. [AFP]Serbia continues to face serious economic problems, including high unemployment. [AFP]
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod