Hatta o denli yaygın ki, kanıta dayalı tıp uygulamalarına ciddi zarar veriyor.In fact it's so prevalent that it cuts to the core of evidence-based medicine.
Bu teklifi ciddi ciddi düşün.Give it some serious consideration.
Düşünün, bu ciddi bir sorudur.So think, this is a serious question.
Ciddi bir şey değil.It's probably not serious
Sanırım burada kalmak hakkında ciddiydin?So I suppose you're serious about staying here?
Maniyerism, Rönesans'ın mükemmeliyetçilik duygusuna ciddi bir tepki veriyor gibi gözüküyor.Or a sense that there was nowhere to go except to do something really different.
Saçmalıklarını ciddiye almıyorumThis isn't a place for your nonsense.
Onların, insanlık için çok daha ciddi ve önemli görevleri var.They have much more serious and important mission with humanity.
Belki de bu yüzden anlatılmamış bir hikayedir, ciddiyim.And this is perhaps why, and it's an untold story, really -
Ciddi anlamda, Rensink'in denekleri düğmeye 1 saniyeden çok az sonra basıyordu.Indeed, Rensink's subjects took only a little bit more than a second to press the button.
Yani, kanser çok daha ciddi görünüyor.I mean, cancer seems far more serious.
Kalp hastalığı çok daha ciddi görünüyor.Heart disease seems far more serious.
Size erkek çocuklarla bir sorunumuz olduğunu anlatmak için buradayım, ve bu ciddi bir sorundur.So I'm here to tell you that we have a problem with boys, and it's a serious problem with boys.
Öğretmenine bunu söyle, ve sana tüm ciddiyetiyle sorarlar:OK." You tell a teacher that, and they'll ask you, in all seriousness,
Orada ciddi şekilde sıkıştırılmış müfredatın olduğunu görüyoruz.We have a serious compression of the curriculum happening out there.
Ve bu da çok ciddi bir sorundur.And so this is a very serious problem.
Ciddi bir endişe ile bu makine ile röportajı kabul ediyoruz.With considerable trepidation, we undertake to interview this new machine.
Bankalarımızdan, yatırımcılarımızdan hiç kimse Nijerya'ya gitmeyi ciddi anlamda düşünüyor mu?Is anyone -- our banks, our investors -- seriously thinking about going to Nigeria?
Bu yüzden, biz de biraz daha ciddi bir şeyler yaptık.So, we do something a little bit more serious.
Problemin ne derecede ciddi olduğunu anlıyor musunuz?Do you get how serious this problem is?
Şimdi ciddiyim.I'm serious now.
Ciddiyim çocuklar bu şeyin üstünde durmamalıyız.Seriously guys we shouldn't be on this thing
Doğayı ciddiye almak için burada bir koruyucu rolümüz olduğunu düşünüyor musunuz?"Do you think we have a stewardship here, to take the environment seriously?"
Bu deneyi fazla ciddiye alıyorlardı.They were taking this experiment too seriously.
Bu oyunun ciddi bir amacı var.This game has a serious purpose.
Burada gerçekten ciddiyim.I'm dead serious here.
Ciddiyim, eğer yanınızda bir hesap makinesi varsa, elinizi kaldırın, elinizi kaldırın.Seriously, if you have a calculator with you, raise your hand.
Ciddi olmamızı.To be serious.
Gerçekten, gerçekten ciddi olmamızı.To be really, really serious.
Ciddi ol.Be serious.
Bir ciddiyet geni taşıyoruz.We have a serious meme running through.
Bu, ciddi bir gen.It's a serious gene.
Ama hatırlamalıyız ki, büyükanne, 45 yıl boyunca bu ciddi gene maruz kalmıştı.But we need to remember that baba's been infected by the serious meme for 45 years.
Ciddiyet sosyal genine sahibiz biz.We have the serious meme in us.
Yani, siz oynamanın ciddi bir şey olmadığını düşünmediğiniz sürece oynamak anlamsız değildir.So before you start thinking of play as just not serious, play doesn't mean frivolous.
Bir doktor ciddi olabilir, fakat hala gülmek çok önemli bir ilaçtır.A doctor might be serious, but laughter's still a great medicine.
Ciddiyim, birlikte hareket etmeliyiz.Seriously, we need to band together.
Ama sekizinci sınıf matematiği bilmek zorundasınız, ve burada ciddi deneyler de yapacağız.But you will need to know eighth-grade algebra, and we're going to do serious experiments.
Asıl sorunumuz, algılarımızda çünkü hala insanlar, işin ciddiyetini kavrayabilmiş değil.But what we have is a perception problem because not enough people really get it yet.
Babam çok ciddi bir trafik kazası geçirmiş ve vefat etmişti.I got a call from my family. My father had been in a catastrophic car accident, and he died.
İki arkadaşım, çok ciddi ameliyatları takiben birkaç ay içinde ölmüşlerdi.I didn't. I had two friends who had recently died months after having very challenging surgeries.
Bu inanılmaz.Düşündüğümden daha ciddi.It's amazing. It's a lot more serious than I thought.
Fakat, bunun ciddi bir endişe olduğunu düşünüyorum, Al daha da iyiye gittiğinde ne olacak?But I think it is a very serious worry, what will happen as AI gets better and better?
Şimdi belli ki, Kaluza kuramı çok ciddiye alan bir adamdı.Now clearly, Kaluza was a man who took theory very seriously.
Bu ciddi(hatta abartılı) bir basitleştirme.It's a huge [over]simplification.
Ama ciddi olmasanız da samimi olduğunuzu düşündüğümden uyanmaya hazırsınız diyebilirim.But I assume that you are maybe not serious, but sincere, that you are ready to wake up.
"Lise son sınıfa geldiğimde, öğretmenlerim beni ciddiye almıyorlardı.And he said, "When I got to the senior year of school, my teachers didn't take it seriously.
Hele bir öğretmen vardı, o hiç ciddiye almıyordu.This one teacher didn't take it seriously.
Kolun kaybı çok ciddi bir engellilik hali yaratıyor.Arm amputation causes a huge disability.
Aynı zamanda çok ciddi bir duygusal etkisi de vardır.There's also a huge emotional impact.
Ve son olarak da, ciddi bir sosyal etkisi vardır.And finally, there's a profound social impact.
Ciddi bir iddia ile ortaya çıktım.Now that's a big claim.
Hareketsiz ülkelerde ciddi bir sorun var.We have a severe problem in countries which are at a standstill.
Bir şey olmadığını düşünebilirsiniz, ama bu daha ciddi bir şeyin işareti olabilir.You may think it's nothing, but it could be a sign of something more serious.
Bu çok ciddi bir gazete, İngiltere'nin Times'ı -- çok ciddi.This is a very serious newspaper; it's Times of England -- very serious.
(Gülüşmeler) baylar ve bayanlar, ciddi olun.This is a very -- (Laughter) -- gentlemen and ladies, be serious.
Bu ciddi bir araştırma, altı çizgili bölümü okumalısınız.This is a very serious research, that you should read the underline.
Bu konuya ciddiyetle yaklaşılmasa dahi , deklarosyan bu insanlar tarafından yapıldı.So even though this might have not been taken seriously, this was just a declaration by these guys.
Yani, her ikna edici ve ciddi bilimsel gelişimci ne yaparsa ben de onu yaptım.So, I did what any person seriously pursuing scientific advancement would do.
İki milyar insan iklim değişikliklerinden ciddi şekilde etkilenecek...There's two billions of people who will be severely affected by climate change -- so on.