Ana içeriğe geç
Sözlük

ciddi ile cümle

ciddi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Ciddi sorunlarWe had severe problems there.
Ciddiyim, bu işlerdeysen, intihar et.Seriously though, if you are, do.
Gözlerimi ve kendi ciddi güvenceler ifadesine rağmen - Bu ne -This is what--notwithstanding the testimony of my eyes and his own earnest assurances--
Tonlarca çalışma da yapılmalıydı zaten, bu çok ciddi bir olay.Tons of studies should have been done; it's a serious issue.
Dünya Barış Oyunu ciddi bir olay.The World Peace Game is serious.
Bu çok içten bir özür, ve onlar da bunu ciddiye alıyorlar.It's a sincere apology, and they take it very seriously.
Bu ciddi bir soru: Kim işlerin başında?It's a serious question: who is really in charge?
Şimdilerde bu gerçekten ciddi bir problem.Now that's a really serious problem.
Düşündüm ki eğer bunu biraz riayetsizce yaparsam, o kadar da ciddiye almazdınız.I figured if I was a bit irreverent, you wouldn't find it serious.
Bu, bizim aşmamız gereken ciddi bir engel.This is a huge challenge for us to do that.
Ben ciddiyim!I'm not kidding!
Ama bazen nefret içerikli diyemeyeceğim fakat ciddi endişe dolu mektuplar alıyorum:But sometimes I also do get -- I wouldn't call it hate mail -- but letters of really strong concern:
Sahip olduğumuz hakların ciddi derecede... ...eksik olduğunun farkına varmalıyız.We need to recognize just how serious a deficit of rights we have.
Ciddi rakipleri olmadı.It's had no serious rivals.
Ciddi miktarlarda üretim maliyetinden tasarruf edeceklerdi.It was going to save them enormous manufacturing cost.
Bu ciddi bir seçenek.And that's a serious option.
Esasen, bu küçük değişiklikler o kadar da ciddi değil; bahsetmeye bile değmez.In truth, these are minor changes, nothing really serious, it's barely worth mentioning.
Ancak daha dikkatli bakılınca, Montana'nın ciddi sorunları olduğu fark edilebilir.But scratch the surface, and Montana suffers from serious problems.
En ciddi tehdit, bizi çaresiz bırakacak, bize çarpmak üzere olan bir asteroid değil.Our biggest threat is not an asteroid about to crash into us, something we can do nothing about.
Aksine, karşılaştığımız bütün ciddi tehditler, kendi yarattığımız sorunlar.Instead, all the major threats facing us today are problems entirely of our own making.
Güzel, iki ciddi teori var.Well, there are really two theories.
Ona bakıp gülümsedim, ama o çok ciddiydi.And I would look at her and I'd smile, but she was very serious.
Onları çok ciddiye alamazsın.You can not take them too seriously.
İşler ciddi anlamda çığrından çıktığında ise kalabalığa ateş açtılar.But eventually when things got really crazy, they fired into the crowd.
Öğrencilerim ciddi ciddi, koruma bulmamı önerir olmuştu.My students said that I should really seriously consider getting some protection.
Durum, dürüst olmak gerekirse, oldukça ciddi.The situation, to be honest, is very serious.
Çünkü unutmayın ki, bu ciddi bir yarışma.Because remember, this is a severe competition.
Bulunduğun konum, ciddi bir sorumluluk gerektiriyor.Your position is one of great responsibility
Epey ciddi bir disleksim var. bu nednele okumak benim için en zor işlerden biri.I am extremely dyslexic, and so reading is the hardest thing I do.
Bu ciddi bir ameliyat değil. <i>Oh Ha Ni,Eun Jo'ya göz kulak ol.It's not a serious surgery. <i>Oh Ha Ni, take care of Eun Jo.
Sonuç olarak, Amerikalılar tehdidi çok ciddiye alıyorlar.As a result, the Americans take the threat very seriously.
Bu bir uyarı, ve üzerinde ciddi olarak düşünmemiz gerekiyor.This is a warning, and we have to think seriously about it.
Bu ciddi bir iştir.This is a serious business.
Bu Çin için çok ciddi bir politik mesele.It's a very serious political issue in China.
Sen ciddi misin?Are you being serious?
Onun etkisine dair ve insanlara olan inancıma dair ciddi şüphelerim oldu.And I've had very serious doubt about its efficacy, and my own faith in humanity.
O ağır hafiflik! ciddi bir makyaj!O heavy lightness! serious vanity!
Alay ve bizim ciddiyetle az küçümseyen için antik bir yüze sahip cover'd buraya, gel?Come hither, cover'd with an antic face, To fleer and scorn at our solemnity?
Bir kötü, buraya rağmen, bu gece bizim ciddiyetle küçümseyen için, gelir.A villain, that is hither come in spite, To scorn at our solemnity this night.
Rahatsız zaman, neden, cinayet için şimdi Sen cam'st bizim ciddiyetle cinayet mi?Uncomfortable time, why cam'st thou now To murder, murder our solemnity?--
Senin babanın önce ciddi bir basın?To press before thy father to a grave?
Planlamaya başlamamız.... ve ciddi olmamız lazım.Start to plan And it has to be serious
Büyük bir sıkıntı içindeydik ve... ...aracımız ciddi bir şekilde sular altındaydı.Well then we hit a deep depression, and we seriously submerged the vehicle.
Sanki çok ciddiydi mesele..Okay' It just sounded so serious you know...
Ve şimdi yeniden ciddi oldun. Tekrardan birkimse olmaya girdin. [kahkahalar]Now you're serious again you've gone back to being somebody again.
O kurtçuğun konektomunu bulmak 12 yıldan daha uzun süre boyunca çok ciddi emek gerektirdi.Finding that worm connectome took over a dozen years of tedious labor.
Ciddiyim ben, bunda sorun ne?But seriously, what's wrong with this?
DBA Online bize profesyonel, ciddi video oyun dünyasının kapısını araladı.DBA Online opened a gate for us to really professional, serious video games.
Ancak beş yıllık yoğun çalışmanın ardından daha ciddi işlere hazır hale geldi.But after five years of hard work the studio was ready for something more serious.
Bu yüzden size söylemek istediğim ilk şey, tartışma grupları konusunda çok ciddi olduğum.So the first thing I need to tell you is I really mean it.
Seni ciddi konuşurken görmek çok komik oluyor Peki, şimdi soruşturmaya gideceğim gelir misin?It's funny to see you talking to me so seriously okay, I am going to investigate now, interested?
Şimdi düşünüyorum da o kadar da ciddi bir şey değildi.Come. Why don't you come over here for a second? Ji-hyun, this is Mr. Kim's seat.
"Bunları daha uygun maliyetli yapacak kadar yeterince ciddi yaralanmalar söz konusu mu?The question is even if -- are there enough serious injuries to make these cost-effective?
Birçok toplantı yaptık ve projeyi ciddiyetle göz önünde tuttuk.We took a lot of meetings and we seriously considered it.
Muazzam teknolojik gelişim, ciddi ölümcül bir hastalığı alıp çözülebilir hale getirdi.Massive technological advance: took an incredibly deadly disease, made it solvable. Adherence rates.
Otizm'de dinamik bilgiyi kullanma etkinliği ciddi anlamda azalmış gibi görünüyor.The efficiency of the use of dynamic information seems to be significantly compromised in autism.
Hiç ciddi sonuçları olmayacağını sanarak sürekli almaya devam edemeyiz.We can't keep taking without expecting serious consequences as a result.
Ve problemlerimizi ciddiye almamız gerekirken kendimizi asla o kadar ciddiye almamamız gerekir.And whereas we should take our problems seriously we should never take ourselves too seriously
Yani, işler çok ciddi.I mean this is serious. You're afraid.
Bu fikirle geldiğimde ciddi değildim, Ancak her şeyin nasıl kontrolden çıktığını bilirsiniz.I wasn't serious when I came up with this idea, but you know how these things get out of... hand.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod