Ana içeriğe geç
Sözlük

ciddi ile cümle

ciddi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Bu ödemeler kuşkusuz ki söz konusun toplumların geçim durumunu ciddi biçimde etkileyecektir.Likewise, wealth without charity will ruin the household of the wealthy".
Kazanın ciddiyetine rağmen, Vehbi sadece ufak sıyrıklar ve morluklarla kazayı atlattı.Despite the severity of the accident, Wehbe suffered only minor cuts and bruises.
Huygens ciddi derecede depresyona girdikten sonra 1681 yılında Lahey’e geri döndü.Huygens moved back to The Hague in 1681 after suffering serious depressive illness.
Pnömoni ciddi ise, hastalığa yakalanan kişi genellikle hastaneye yatırılır.If the pneumonia is severe, the affected person is generally hospitalized.
Kriminalpolizei ağırlıklı olarak tecavüz, cinayet ve kundaklama gibi ciddi suçlarla ilgileniyordu.The Kriminalpolizei was mainly concerned with serious crimes such as rape, murder and arson.
Ancak bu kez durum daha da ciddidir.This time the threat was even more severe.
Tarım halkın ana gelir kaynağıdır ve ciddi şekilde kuraklıktan etkilenmektedir.Agriculture is the main source of income and it is seriously affected by drought.
Bu onun ilk ciddi oyunculuğuydu.It was his first major play.
Üstelik aracın ciddi bir onarıma ihtiyacı vardır.The house is in need of significant repair.
Haçlılar için bir ciddi engel kötü hava koşullarıydı.Bad weather conditions were a serious hindrance to the crusaders.
Aang genellikle şen ve kaygısız davranmasına rağmen kriz ve tehlike zamanlarında ciddileşir.Though Aang is often frivolous and enthusiastic, he becomes serious during a crisis.
Eğitimler konusunda oldukça ciddidir.People are quite educated.
Ciddi bir hastalığa yakalanmıştı ve 2000 yılında da bir motosiklet kazası geçirdi.The singer fell into a serious illness and suffered a motorcycle crash in 2000.
Bunların arasında en ciddilerinden biri olan Sahil Yolu Katliamı 11 Mart 1978'de gerçekleştirildi.One of the most severe – known as the Coastal Road massacre – occurred on 11 March 1978.
Anafilaksi aniden başlayan ve birçok vücut sistemini etkileyen ciddi bir alerjik reaksiyondur.Anaphylaxis is a severe allergic reaction of rapid onset affecting many body systems.
Charlotte Perkıns Gilman çok ciddi doğum sonrası krizi çekti.Charlotte Perkins Gilman suffered a very serious bout of post-partum depression.
Kas-sinir sistemi açısından bakıldığında , ortopne ciddi diyafragmatik zayıflığın işaretidir.From a neuromuscular perspective, orthopnea is a sign of severe diaphragmatic weakness.
Anafilaksi aniden başlayan ve ölüme neden olabilen ciddi bir alerjik reaksiyondur.Anaphylaxis is a serious allergic reaction that is rapid in onset and may cause death.
Çatışmalar, ameliyat bekleyen hastaların sayısında ciddi bir birikme yaratmıştı.The fighting created a backlog of patients that needed surgery.
Bu grevi 2006 güzünde ciddi sağlık problemleri nedeniyle bilinci yerindeyken sonlandırdı.He ended it in the autumn of 2006, due to severe health problems.
Onlardan daha fazla ciddiye almak gerekir.We just need more of them.
En azından bir kişi hayati tehlikesi olmasa da ciddi şekilde yaralanmıştır.At least one person had a serious but non-life-threatening injury.
Durumu çok ciddi olarak hastahaneye kaldıldı.She was taken to hospital in a serious condition.
Onun da ciddi bir beyni var.He also has cerebral palsy.
Stalingrad Muharebesi'nde Macaristan İkinci Ordusu çok ciddi kayıplar verdi.During the Battle of Stalingrad, the Hungarian Second Army suffered terrible losses.
Rusya, Suriye İç Savaşı'na müdahil olduğundan beri ilk ciddi kaybını bu olay neticesinde yaşadı.It is the first aircraft loss of Turkey since its involvement in the Syrian Civil War.
Ayrıca diyafram kısılarak bu hatada ciddi azalma sağlanır.Ease of cutting greatly depends on this.
Çarpışmalar devam etti ve daha ciddileşti.Attacks continued and even intensified.
Süpernovalara ek olarak, gamma ışınları ciddi miktarlarda radyasyon salar.For example X-rays, gamma rays of sufficient energy.
Entegrasyon yanlısı görüşlerinden dolayı Jones, Indiana’da ciddi eleştirilere maruz kalmıştı.Jones received considerable criticism in Indiana for his integrationist views.
Bu konuda yapılmış ciddi bir araştırma yoktur.No serious study is known of this, at this point.
Bugün de kapitalist ekonomide ciddi anlaşmazlıklar bulunmaktadır.Some problems in current economics.
Sanıklar hakkında ciddi bir suçlama yapılamadı.No action was taken against the accused.
Sözleri ciddi ve doğrudandı.His lyrics were serious and direct.
Kıç güvertesindeki patlama ciddi bir hasar vermemişti.The submarine did not sustain serious damage.
MD-90'ın en ciddi rakipleri Airbus A320 ve Boeing 737-800 idi.The main competitors of the MD-90 included the Airbus A320 and the Boeing 737-800.
Yunanistan'ın İstanköy Adası'nda ciddi hasarlar meydana geldi.Considerable damage was caused to the North of the island.
1994'te araç ciddi bir revizyondan geçirildi.The facade has undergone a full overhaul in 1994.
Özellikle su sorunu ciddi bir problem oluşturmaktadır.The issue of water supply alone casts serious doubt.
Menaşe'nin tutsaklığının ciddiyeti tövbe etmesine neden oldu.The severity of Manasseh's imprisonment brought him to repentance.
Robin Williams, Spielberg'ü kutlamak ve sette gereken ciddiyeti sağladığı için aramıştır.Robin Williams called Spielberg to cheer him up, given the profound lack of humor on the set.
Çevre kirliliği ciddi boyutlara ulaştı.Environmental pollution has taken on large dimensions.
Gündüzki çatışmalarda ciddi kayıplara uğranılmıştı.The combats of the day were severe.
Dokuz yaşına geldiğinde Proust ilk ciddi astım nöbetini geçirdi.At the age of 9 months Earle was fitted with his first prosthetic leg.
Ciddi bakışlıdır.Lusus Serius.
Bu albümünde ciddi bir başarı elde edemedi.He doesn't make a false step on this album.
Evre meyli böylesi yinelen model yapımında ciddi bir sorundur.Phase bias is a serious problem in such iterative model building.
Fakat ciddi bir içme suyu sıkıntısı vardır.He also has a serious drinking problem.
Demosthenes'in de itibarı ciddi bir biçimde sarsılmıştı.Demosthenes' allies also suffered heavy losses.
Soğukkanlı, ciddi ve Don Salieri'ye çok sadıktır.He is brave and very loyal to his lord Shingen.
Hastalık belirtileri hafif ya da ciddi olabilir.Symptoms may be mild or severe.
Abdominal travma, abdomendeki ciddi yaralanmalara denir.Abdominal trauma is an injury to the abdomen.
Konakçıda ileri düzeyde enfeksiyona ve ciddi sağlık problemlerine neden olur.Unsuspecting consumers face serious health and safety risks.
Zaten Norman ve Sam ciddi bir şekilde birbirlerine benzemektedirler.John and Mary are quite serious with each other now.
Dünyanın soyu ciddi tehdit altında bulunan 25 primat türünden biridir.The species is considered one of "The World's 25 Most Endangered Primates".
Bu şekilde isyan çok ciddi bir tehdit aldı.Thus, rejection is a significant threat.
Av yapma sırasında attan düşmüş ve ciddi olarak yaralanmıştır.Chuck falls off the horse and is badly injured.
Orada ciddi bir sarsıntı ve omuz yaralanması sonrasında iyileşmesi iki hafta sürdü.He spent two weeks there recovering from a severe concussion and a shoulder injury.
Yaralanmasına yol açan ciddi bir kaza yüzünden İngiltere'ye geri dönmek zorunda kaldı.However a serious thigh injury forced him to return to Ireland.
Jackson, film yapımı için ciddi bir eğitime sahip değildi.Jackson did not receive any fee for the making of the film.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod