O çok ciddiydi.He was very serious.
Tom çok ciddiydi.Tom was very serious.
Kendimizi fazla ciddiye almamamız gerektiğini öğrenmemiz gerekiyor.We need to learn not to take ourselves too seriously.
O iş için başvurmayı ciddi olarak düşünmen gerekir.You should seriously consider applying for that job.
Ya ciddi olsaydı?What if it was serious?
Ben gerçekten ciddi bir şey olmadığını umuyorum.I really hope it's nothing serious.
O, işi konusunda ciddidir.She's serious about her work.
Sakatlık tahmin ettiklerinden daha ciddiydi.The injury was more serious than they had supposed.
Üniversiteye gitmeyi ciddi şekilde düşünmen gerekir.You should seriously consider going to college.
Yurtdışında eğitim görmeyi ciddi biçimde düşünmelisin.You should seriously consider studying abroad.
Ben tamamen ve kesinlikle ciddiyim.I'm absolutely and completely serious.
Benim işimin çok ciddi olduğunu anlamıyor musun?Don't you realize that my work is very serious?
Tom'un yaraları ilk düşündüğümüz kadar ciddi değil.Tom's injuries aren't as serious as we first thought.
Fadıl, Leyla sayesinde ciddi bir depresyondan çıktı.Fadil came out of a severe depression thanks to Layla.
Bu tehditler ne kadar ciddidir?How serious are these threats?
Onların aslında ne kadar ciddi olduklarını düşünüyorsun?How serious do you really think they are?
Tom'un yaraları o kadar da ciddi değildir.Tom's injuries aren't so serious.
Biz onun ciddi bir sorun olduğunu düşünüyoruz.We consider that a serious problem.
Tom ciddi göründüğümü söyledi.Tom said I looked serious.
Mizah ciddi bir iştir.Humor is serious business.
Mizah ciddi bir iş.Humor is serious business.
Libya'ya saldırmak ciddi bir hataydı.Attacking Libya was a serious mistake.
Sence ciddi biri değil miyim? Bunu izle.You think I'm not serious? Watch this.
Fadıl ciddi bir zihinsel rahatsızlıktan muzdaripti.Fadil was suffering from a serious mental disorder.
Bu ciddi bir ilaçtır.This is a serious medicine.
Penguenler uçmayı öğrenirlerse ciddi sıkıntı içinde oluruz.If penguins ever learn to fly, we'll be in serious trouble.
Sorun ciddileşiyor.The problem is getting serious.
Tom ciddi kalmaya çalışıyor.Tom is trying to keep a straight face.
Tom kendimi çok ciddiye aldığımı söylüyor.Tom says I take myself too seriously.
Çok ciddi görünüyorsun.You look very serious.
Lütfen bana ciddi olmadığını söyle.Please tell me you're not serious.
"Ciddi olamazsın." "Ah, ama ciddiyim.""You can't be serious." "Oh, but I am."
Yasadışı göç, bu ülkede ciddi bir sorundur.Illegal immigration is a serious problem in this country.
Bu ülkede bir hayli ciddi sorunlar var. Yasadışı göç onlardan biri değil.There are many serious problems in this country. Illegal immigration is not one of them.
Tom, Mary'nin ilk ciddi erkek arkadaşıydı.Tom was Mary's first serious boyfriend.
Meteor çarpması tehdidini ciddiye almazsak hepimiz öleceğiz.If we don't take the threat of meteor strikes seriously, we'll all die.
Matematiğe İngilizce'den daha ciddi olarak çalışıyorum.I study maths more seriously than English.
Susuzluk vatan hasretinden daha ciddidir.Thirst is more serious than homesickness.
Dostum, neden bu kadar ciddisin? Artık seni tanımıyorum gibi.My friend, why are you so serious? It's like I don't know you any more.
Ben her zaman ciddiyim.I'm always serious.
Alkolü kötüye kullanma kampüste ciddi bir sorundur.Alcohol abuse is a serious problem on campus.
Yasadışı göç ciddi bir sorundur.Illegal immigration is a serious problem.
Neden hep çok ciddisiniz?Why are you always so serious?
Antibiyotiklere dirençli bakteriler ciddi bir halk sağlığı problemidir.Antibiotic-resistant bacteria are a serious public health problem.
Leyla olayları çok ciddiye aldı.Layla took things so seriously.
Seni uyarıyorum, ciddi biçimde hastayım!I'm warning you, I'm seriously ill!
Meteor çarpmaları ciddi bir tehdittir.Meteor strikes are a serious threat.
Meteor çarpmaları ciddi bir tehlikedir.Meteor strikes are a serious threat.
Tom her zaman işleri çok ciddiye alır.Tom always takes things so seriously.
Tom işleri çok ciddiye aldı.Tom took things so seriously.
Tecavüz, üniversite kampüslerinde ciddi bir sorundur.Rape is a serious problem on college campuses.
Tecavüz, üniversite kampüslerinde ciddi bir sorundurRape is a serious problem on college campuses.
Zorbalık, okullarda ciddi bir sorundur.Bullying in schools is a serious problem.
Okullarda zorbalık ciddi bir sorundur.Bullying in schools is a serious problem.
Leyla çok ciddi bir kansere yakalandı.Layla developed a very serious cancer.
Leyla ve Sami açıkça ciddi evlilik güçlükleri yaşıyorlardı.Layla and Sami was clearly having serious marital difficulties.
Tom ciddi biçimde hasta.Tom is seriously ill.
Tom birinin ona oy vereceğini ciddi olarak düşünüyor mu?Does Tom seriously think anybody will vote for him?
Tom ciddi olarak Mary'nin onunla çıkacağını düşünüyor mu?Does Tom seriously think Mary will go out with him?
O ölürse ciddi sıkıntılarla karşı karşıya kalacağız.If he dies, we will face serious difficulties.