Muhtemelen ciddi olamazsın.You can't possibly be serious.
Burada ciddi olmamız gerekiyor.We need to be serious here.
Bunun ciddi olabileceğini biliyorduk.We knew it could be serious.
Biz ciddi sorunlarla karşı karşıyayız.We're facing serious problems.
Yemek yapmasını öğrenirsen seninle evlenirim dediğimde ciddiyim.I'm serious when I say if you'll learn how to cook, I'll marry you.
Seni seviyorum derken ciddiydim.I was serious when I said I love you.
Seni seviyorum dediğimde ciddiydim.I was serious when I said I love you.
Seni sevdiğimi söylerken ciddiydim.I was serious when I said I love you.
Tom'un yarışı kazanacağından çok ciddi olarak kuşkulanıyorum.I doubt very seriously that Tom will win the race.
Bizim ciddi bir sorunumuz var.We've got a serious problem.
Bizim ciddi sorunlarımız var.We have serious problems.
Bunun hakkında ciddi olarak düşünmek zorundayız.We have to seriously think about this.
Tom Mary'yi ciddiye almadı.Tom didn't take Mary seriously.
Tom'un nefret ettiği tek şey ciddiye alınmamasıdır.One thing Tom hates is not being taken seriously.
Bence bu ciddi bir sorun.I think it's a serious problem.
Kahkaha ciddi bir konudur.Laughter is a serious matter.
Tom'un onu yapacağından çok ciddi olarak şüpheliyim.I doubt very seriously that Tom would ever do that.
Bunu o kadar ciddiye almadım.I didn't take it that seriously.
Bunlar ciddi sorunlar. Onlar halının altına süpürülmemeli.These are serious problems. They shouldn't be swept under the carpet.
Müziğim hakkında çok ciddiyim.I'm very serious about my music.
Tom'un ciddi bir sağlık sorunu var.Tom has a serious health problem.
Her iki yaralanma da ciddi kabul edilmiyor.Both injuries aren't considered serious.
Bu konuyu ciddiye alıyoruz.We're taking this matter seriously.
Açıkçası bu ciddi bir hataydı.This was obviously a grave mistake.
Herkes bunun ciddi olduğunun farkındaydı.Everyone realized this was serious.
Daha ciddi sorunlarla karşı karşıyalar.They face more serious challenges.
Ciddi maddi hasar vardı.There was severe property damage.
Tom kendini son derece ciddiye alır.Tom takes himself awfully seriously.
Ciddi olarak bir ödülü hak ediyorlar.They seriously deserve an award.
Tom kendini ciddiye almaz.Tom doesn't take himself seriously.
Tom ciddi bir muhalefetle karşı karşıya gelmedi.Tom didn't face serious opposition.
Tom öneriyi ciddiye aldı.Tom took the suggestion seriously.
Tom'un ciddi duygusal sorunları vardı.Tom had severe emotional problems.
Tom o konuda oldukça ciddidir.Tom is pretty serious about that.
Onlar bunun ciddi olduğunu açıkça bilirler.They clearly know it's serious.
Bence ciddi biçimde hatalısın.I think you're seriously wrong.
Bu fırtına ciddileşiyor.This storm is getting serious.
Tom ciddi bir ihmalde bulundu.Tom made one serious omission.
Tom'un kazası çok ciddiydi.Tom's crash was very serious.
Vergilendirme ciddi bir konudur.Taxation is a serious issue.
Şimdi bu ciddi oluyor.Now this is getting serious.
Bu artık ciddileşiyor.Now this is getting serious.
Tom çok ciddi bir kişidir.Tom is a very earnest person.
Bunu ciddiye alamam.I can't take this seriously.
Bunun ciddi olduğunu sanmıyorum.I don't think it's serious.
Biz onu çok ciddiye aldık.We took it very seriously.
Ben bunu çok ciddiye alıyorum.I take it very seriously.
Bu ciddi bir risktir.This is a serious risk.
O oldukça ciddiydi.It was pretty serious.
Oldukça ciddiydi.It was pretty intense.
Tom'un ciddi yardıma ihtiyacı var.Tom needs serious help.
Ben tamamen ciddiydim.I was totally serious.
Tom ciddi tehlike altında.Tom is in grave danger.
Ciddi olarak onu kastediyorum.I mean that seriously.
Tom ciddi bir adamdı.Tom was a serious guy.
Senin ciddi bir güneş yanığı sorunun var.You have a serious case of sunburn.
Ciddi bir karar.It's a serious decision.
Bu gemi yolculuğundaki yiyecek beni ciddi bir şekilde kabız etti.The food on this cruise made me severely constipated.
Tom'un onun hakkında ciddi olmadığını düşünüyorum.I imagine Tom isn't serious about that.
O yapmak için çok ciddi bir suçlama.That's a very serious accusation to make.