Bu ciddi bir hatadır.This is a serious mistake.
Bu sorun ne kadar ciddi?How serious is this problem?
Bu çok ciddi bir hastalıktır.It's a very serious illness.
Bu ciddi bir durum.This is a serious situation.
Biz bunu çok ciddiye alıyoruz.We take that very seriously.
Biz bu konuda çok ciddiyiz.We're very serious about it.
O ciddi davranıyor.She's being serious.
Çocuk işçiliği Brezilya'da ciddi bir sosyal sorundur.Child labor is a serious social problem in Brazil.
Tom'un ciddi sorunları var.Tom has serious problems.
Brezilya'da çocuk işçiliği ciddi bir sosyal sorundur.Child labour in Brazil is a serious social problem.
Tom ciddi şekilde incinmedi.Tom wasn't seriously hurt.
Biz ciddi değiliz.We aren't serious.
Ülkemizin ciddi bir sorunu var.Our country is in serious trouble.
Biz kendimizi çok fazla ciddiye alıyoruz.We're taking ourselves too seriously.
Şakacıktan öldürdüğün sincap ciddi olarak ölür.The squirrel that you kill in jest, dies in earnest.
Biz bunun hakkında çok ciddiyiz.We're very serious about this.
Ciddi yaralanmalar yoktu.There were no serious injuries.
Siz ciddi bir hata yapıyorsunuz.You're making a serious mistake.
Seni ciddiye almak zor.It's hard to take you seriously.
Sen bunu ciddiye almıyorsun.You're not taking this seriously.
Tom ciddi bir adam.Tom is a serious guy.
O, kadınları ciddiye almayan bir erkek türü.He's the kind of man who doesn't take women seriously.
Tom bu konuda ciddi.Tom is serious about this.
İşler ciddileşti.Things have gotten serious.
Ben bu konuda ciddiyim.I'm serious about that.
Camı kıranın Tom olduğundan ciddi olarak şüphelendim.I doubt seriously that it was Tom who broke the window.
Ben bunu yapanın Tom olduğundan ciddi olarak şüpheleniyorum.I doubt seriously it was Tom who did this.
Ben bunu ciddiye alıyorum.I'm taking this seriously.
Tom'un ciddi olduğunu gördüm.I saw that Tom was serious.
Tom'un yaraları çok ciddi değil.Tom's injuries aren't very serious.
Gergedanın üç türü ciddi olarak tehlike altında.Three species of rhinoceros are critically endangered.
Tom'un yaralanmaları ciddi değil.Tom's injuries aren't serious.
Tom çok ciddi bir adam.Tom is a very serious guy.
O ciddi bir hataydı.That was a serious mistake.
Kurumsal ırkçılık ciddi bir sorundur.Institutional racism is a serious problem.
Kendinizi çok ciddiye almamaya çalışın.Try not to take yourself too seriously.
Obezite ciddi bir sorundur.Obesity is a serious problem.
Şişmanlık ciddi bir sorundur.Obesity is a serious problem.
Mary'nin bazı ciddi psikolojik sorunları vardır.Mary has some serious psychological issues.
Neyse ki, Tom ciddi olarak yaralanmadı.Fortunately, Tom did not get seriously hurt.
Pedofili çok ciddi bir suçtur.Pedophilia is a very serious offense.
Ben ciddi olup olmadığını söyleyemem.I can't tell if you're serious.
Ciddi olup olmadığını söyleyemem.I can't tell if you're serious or not.
İntihal, akademik etiğin ciddi bir ihlalidir.Plagiarism is a serious transgression of academic ethics.
Önerimiz ciddiye alınmadı.Our offer wasn't taken seriously.
Çocuklar ciddi olarak yaralanmamıştı.The children weren't seriously injured.
Hiçbir ciddi yaralanma bildirilmedi.No serious injuries have been reported.
Operasyon sırasında ciddi biçimde yaralandım.I was severely wounded during the operation.
Diğer birkaç kişi ciddi şekilde yaralandı.Several others were seriously wounded.
Bunun ciddi olduğunu sanmıyorum-ama uğrayacağımı düşündüm.I don't think it's serious - but I thought I'd stop by.
Mary'nin en nefret ettiği şey ciddiye alınmamaktır.The one thing that Mary hates the most is not being taken seriously.
Ben kendimi ciddiye alırım.I take myself seriously.
Müzik konusunda ciddiyim.I am serious about music.
Tom beni ciddiye almıyor.Tom won't take me seriously.
Gerçekten mi? Ciddi misin?Really? Are you serious?
Neden her şeyi çok ciddiye alıyorsun?Why do you take everything so seriously?
Onların hepsi ciddi.They're all serious.
Bu, bu ülkenin karşı karşıya kaldığı en ciddi sorunlardan biridir.This is one of the most serious problems facing this country.
O bu ülkenin karşı karşıya kaldığı en ciddi sorunlardan biridir.That is one of the most serious problems facing this country.
Bu, bu ülkenin karşı karşıya kaldığı en ciddi problemlerden biridir.It is one of the most serious problems facing this country.