Ana içeriğe geç
Sözlük

ciddi ile cümle

ciddi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Birkaç isyancı ciddi biçimde yaralandı.A few rioters were seriously injured.
Biz işi ciddiye alıyoruz.We mean business.
Tom işi ciddiye aldı.Tom meant business.
Tom işi ciddiye alıyor.Tom means business.
Onların Tom'u cezalandırmak için planlama şekli biraz ciddi görünüyor.The way they plan to punish Tom seems kind of severe.
Birkaç ciddi sorun devam etmektedir.A few serious problems remain.
Tom bunun ciddi olmadığını söyledi.Tom said it wasn't serious.
İnsanlar günümüzde daha ciddi görünüyorlar.People seem more serious nowadays.
Biz onu ciddiye alıyoruz.We take that seriously.
Aramızdaki olaylar hızla ciddileşti.Things quickly got serious between us.
Tom'un yarası ciddi görünmüyordu.Tom's injury didn't appear serious.
Bu çok ciddi bir iddia.It's a very serious allegation.
Onun hayatı ciddi bir tehlike içinde.Her life is in grave danger.
Paranoya ciddi bir hastalıktır Tom. Bir doktora görünmelisin.Paranoia is a serious disease, Tom. You should see a doctor.
Tom tehdidi ciddiye almadı.Tom didn't take the threat seriously.
Tom ciddi bir suça karıştırıldı.Tom was involved in serious crime.
Hiç ciddi bir hastalık geçirmediğin doğru mu?Is it true that you've never had a serious illness?
Tom'un yarası ciddi olarak düşünülmüyor.Tom's injury isn't considered serious.
Biri ciddi olarak yaralanabilir.Someone could get seriously hurt.
Tom'un durumu ciddi değil.Tom's condition isn't serious.
Tom'un bazı ciddi sorunları var.Tom has some serious problems.
Sen ona ciddi olarak inanır mısın?Do you seriously believe that?
Tom ciddi değil, değil mi?Tom isn't serious, is he?
Kazada ciddi şekilde yaralanmış.He was seriously injured in the accident.
Tom ciddi bir suç işledi.Tom has committed a serious crime.
Cinsel taciz iş yerinde ciddi bir sorun olabilir.Sexual harassment can be a serious problem in the workplace.
Ben ciddi konuşuyorken benimle dalga geçme.Don't make fun of me when I'm speaking seriously.
Tom kazada ciddi olarak yaralandı.Tom was seriously injured in the accident.
Seninle ciddi olarak konuşmak istiyorum.I want to talk seriously with you.
Ben ciddi bir şekilde konuşuyorum.I speak seriously.
Neden gülüyorsun? Burada ciddi olmaya çalışıyorum.Why are you laughing? I'm trying to be serious here...
Onları ciddiye almıyorum.I don't take them seriously.
Bazen küçük hatalar bile ciddi kazalara yol açabilir.Sometimes even minor errors can lead to serious accidents.
Benimle alay etme. Ciddiyim.Don't make fun of me. I'm serious.
Hiçbir ciddi hasar rapor edilmedi.No serious damage has been reported.
Ciddi olarak konuştuğumuzdan beri bir süre oldu.It's been a while since we've spoken seriously.
O kararın geniş kapsamlı ve ciddi sonuçları olacaktır.That decision will have far-reaching and serious consequences.
Bu kararın geniş ve ciddi sonuçları olacaktır.That decision will have wide and serious consequences.
Bunun ciddi olduğunu sanmıyoruz.We don't think it's serious.
Tom işleri ciddiye almaz.Tom doesn't take things seriously.
Bunun ne kadar ciddi olduğunu fark ediyor musun?Do you realize how serious this is?
Bunun ne kadar ciddi olduğunu fark ediyor gibi görünmüyorsun.You don't seem to realize how serious this is.
Bunun ne kadar ciddi olduğunu fark ediyor gibi görünmüyorsun!You don't seem to realize how serious this is!
Üzgünüm. Ben bunun ciddi olduğunu fark etmedim.I'm sorry. I didn't realize it was that serious.
Yolsuzluk dünya genelinde birçok ülkelerde ciddi bir sorundur.Corruption is a serious problem in many countries around the world.
Polis yolsuzluğu bu ülkede ciddi bir sorundur.Police corruption is a serious problem in this country.
Tom'un ciddi olmadığını düşünüyorum.I think Tom isn't serious.
Bu, nihayet durumun ciddiyeti hakkında beni ikna etti.This has finally convinced me of the seriousness of the situation.
Tom ciddi olduğumu düşündü.Tom thought I was serious.
Ciddi bir kız arkadaşım var.I have a serious girlfriend.
Tom'un ciddi olduğunu düşündüm.I thought Tom was serious.
Ciddi bir hata keşfettim.I've discovered a serious error.
Bu ciddi bir şey değil. Ben ona bir kin taşımıyorum.It's nothing serious. I don't bear him a grudge.
Ciddi olarak yaralanmadığımızı duyduğuma sevindim.I am glad to hear that we were not seriously hurt.
Tom'a çalışmalarını daha ciddiye almalarını söyledim.I told Tom that he had to take his studies more seriously.
Kriz ne kadar ciddi?How serious is the crisis?
İşleri daha ciddiye almalısın.You should take things more seriously.
Bu gezegen ciddi tehlikede.This planet is in serious danger.
Tom işini ciddiye alır.Tom takes his job seriously.
O çok ciddi görünüyordu.He looked very serious.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod