ci ile cümle
ci kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Sevgi dolu yaşlı bir çifti izlemek keyifli.It is pleasant to watch a loving old couple.
Eski arabamı elden çıkardım.I parted with my old car.
Vatanseverlik bahanesini kullanarak birçok cinayet işlenmiştir.Many murders have been committed in the name of patriotism.
Bu çıkmazdan kurtulmaya çalışmalıyız.We must try to break the deadlock.
Kahvaltıdan sonra biraz iş yaptım ve dışarı çıktım.I did some work after breakfast and went out.
Konuyu ciddi olarak göz önünde bulundurmadım.I didn't consider the subject seriously.
Çiçeğe bakıyorum.I'm looking at the flower.
Onun ismi tamamen aklımdan çıkmış.His name has completely gone out of my mind.
Washington'da şimdi kiraz ağaçları çiçek açtı.Cherry trees are now in bloom in Washington.
Şehirlerimiz ciddi kirlenme sorunları yaratıyor.Our cities create serious pollution problems.
Rusya ikinci bir süper güç olarak ortaya çıkmıştı.Russia had emerged as a second superpower.
Raporun bu bölümü çıkarılabilir.This part of the report may be left out.
Restoran bana parti için 250.000 yenlik bir fatura çıkardı.The restaurant billed me 250,000 yen for the party.
Linda, dilini dışarı çıkardı.Linda stuck her tongue out.
Linda çikolata seviyor.Linda loves chocolate.
Linda çikolataya bayılır.Linda loves chocolate.
Linda çikolata sever.Linda loves chocolate.
Elma ağacının güzel bir çiçeği var.The apple tree has a beautiful blossom.
Lincoln ABD'de köleliğin kaldırılması için yola çıktı.Lincoln set out to abolish slavery in the United States.
Nergisler ilkbaharın başlarında çiçek açarlar.It is in early spring that daffodils come into bloom.
Kalabalık trenlerde seyahat etmektense erken çıkmayı tercih ederim.I would rather leave early than travel on rush-hour trains.
İş çıkışındaki yoğun trafiğe yakalanmak korkunçtur.It's horrible to get caught in rush hour traffic.
Aslan kafesinden dışarı çıkmak için mücadele etti.The lion struggled to get out of his cage.
Onun adı sık sık hatırımdan çıkıyor.Her name often escapes me.
Besinin kolay sindirebilmesi için iyi çiğnenmesi gerekir.Food must be chewed well to be digested properly.
Avrupa civarında seyahat ettim.I traveled about Europe.
Güzel bir gün, değil mi? Neden bir yürüyüş için dışarı çıkmıyoruz?A nice day, isn't it? Why not go out for a walk?
İyi bir koltuk almak için yapmanız gereken tek şey, erken çıkmaktır.All that you have to do to get a good seat is to leave early.
İyi çitler iyi komşular yapar.Good fences make good neighbors.
Yuriko boş zamanında çiçekleri düzenler.Yuriko arranges flowers in her spare time.
En sonunda kafa karıştıran labirentten dışarı çıkabildim.I finally found my way out of the confusing maze.
Sonunda kafa karıştırıcı labirentin çıkış yolumu buldum.I finally found my way out of the confusing maze.
Çok geçmeden kampüsümüzdeki kiraz çiçekleri çıkar.It will not be long before the cherry blossoms on our campus come out.
Berbat bir çığlık sesi onu ürpertti.The sound of an awful scream made him shudder.
Daha önce yola çıkmalıydım.I should have left earlier.
Daha erken yola çıkmalıydık.We should have set off earlier.
Daha fazla patates cipsi buyurun.Help yourself to more potato chips.
Yarın hava güzel olursa dışarı çıkacağım.I will go out if it is fine tomorrow.
Saat onda çıksaydı, şimdiye kadar buraya varırdı.If he had left at ten, he would have arrived here by now.
Bir savaş çıkarsa bize ne olacak?What will become of us if a war breaks out?
Eğer huzurlu bir hayat istiyorsak, savaşa karşı çıkmamak elimizde değil.If we want a peaceful life, we cannot help objecting to war.
Bugün Londra'ya varmak istediyse hemen yola çıkmalı.If he wanted to get to London today, he should leave now.
Param olsa bir dünya seyahatine çıkardım.If I had the money, I would make a trip around the world.
O mezun olduğundan dolayı, daha ciddi olmalıdır.Now that he has graduated, he must become more serious.
Yediğimize göre haydi çıkalım.Now that we have eaten, let's go.
Eşyaları biraz daha ciddi bir şekilde al.Take things a little more seriously.
Biraz daha erken çıksalar, trafik sıkışıklığını atlatırlar.Had they left a little earlier, they would have avoided the traffic jam.
Ben biraz daha erken çıksaydım, son treni yakalardım.If I had left a little earlier, I would have caught the last train.
Biraz daha erken çıkmış olsaydın, yoğun trafikten kurtulmuş olurdun.If you had left a little earlier, you would have avoided the heavy traffic.
Evden biraz daha erken çıksaydın, zamanında olurdun.If you had left home a little earlier you would have been in time.
Şimdi dışarı çıkmasan iyi olur. Saat neredeyse 11.You had better not go out now. It's almost 11.
Başka bir savaş çıkarsa hepimiz öldürüleceğiz.Another war, and we all will be killed.
Yakında dışarı çıkmana izin verilecektir.You will be allowed to go out soon.
Hemen şimdi buradan çıkıyoruz.We're getting out of here in a moment.
O zaten öğle yemeği için dışarı çıktı.He has gone out for lunch already.
Bundan iki hafta sonra hastaneden çıkabileceksin.In another two weeks you will be able to get out of the hospital.
Keşke evden beş dakika erken çıksaydım.If only I had left home five minutes earlier.
Tavuk civcivlerini çıkarana kadar yumurtalarının üstünde oturur.The hen sits on her eggs until they hatch.
O pazar günü nadiren dışarı çıkar.Rarely does he go out on Sunday.
Mary yumurtaları tek tek çıkardı.Mary took out the eggs one by one.