ci ile cümle
ci kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Otomat garip sesler çıkarıyor.The vending machine is making strange noises.
Mary çoktan yola çıktı.Mary has already set off.
Bir Keio öğrencisiyle çıkıyorsun, değil mi?You're going out with a Keio student, aren't you?
Bahçedeki çiçekler güzel kokuyor.The flowers in the garden smell sweet.
Çinli otomotiv ithalat pazarı hafif büyüme sinyalleri gösteriyor.The Chinese automotive import market shows signs of slight growth.
O merdivenlerden çıktı.He climbed the stairs.
Bir sineği çıplak elinle ezmek zordur.It's hard to swat a fly with your bare hand.
Ne! Sen benim çikolata ayımı yedim mi?What! You've eaten my chocolate bear?
Onların cihazı son derece gelişmiş.Their equipment is extremely advanced.
Çin çok hızlı kalkınıyor.China's developing too quickly.
Diyetime rağmen, bir dilim çikolatalı kek almaktan kendimi alamadım.In spite of my diet, I couldn't help taking a slice of chocolate cake.
Babam Bill ile çıkmama izin vermez.My dad won't let me go out with Bill.
Onun adı aklımdan çıktı.Her name slipped my mind.
Asansörle dördüncü kata çıktım.I took the elevator to the fourth floor.
Güzel çiçekler her zaman iyi meyve vermezler.Beautiful flowers don't always produce good fruits.
Çim üzerinde ve yerde oturuyorlar.They are sitting on the lawn and the ground.
O odadan ayrıldı ve dışarı çıktı.She left the room and went outside.
Biraz daha çikolata lütfen.A bit more chocolate please.
Güzel çiçeklerin dikenleri vardır.Beautiful flowers have thorns.
Şaka mı yapıyorsunuz yoksa ciddi misiniz?Are you joking, or are you serious?
Gerçekten sen benim hayatımın çiçeğisin.Truly you are the flower of my life.
O, elinde bir çiçeğe sahiptir.She has a flower in her hand.
O, iş yerinde çıkmaza girdi.He got bogged down at work.
Facebook, Çin'de engellidir.Facebook is blocked in China.
Kitap raflarımı tekrar cilalamak zorunda kalacağım gibi görünüyor.It looks like I'm going to have to varnish my bookshelves again.
Kız arkadaşımla çıkmasan daha iyi olurdu.You'd better not have gone out with my girlfriend.
Lütfen çikolatalı keke buyrun.Please help yourself to the chocolate cake.
Dışarı çıktık ve Adil'i gördük.We went outside and saw Adil.
O, otobüs durağına gitti ve otobüs yola çıktı.He went to the bus stop, and the bus took off.
O otobüs durağına gitti ve otobüs yola çıktı.She went to the bus stop, and the bus took off.
Lucy Floransa'nın ana caddesindeki bir cinayete tanık oldu.Lucy witnessed a murder in the main square of Florence.
Cinayet günü için bir mazeretin yok.You don't have an alibi for the day of the murder.
Bana bir koyun çiz.Draw me a sheep.
Bana bir koyun çizin.Draw me a sheep.
Hâlâ çok gençken, Roger çiftlikten ayrıldı.Roger left the farm when he was still very young.
Lech Wałęsa 1980'de tersane çitinin üzerinden atladı.Lech Wałęsa jumped over the shipyard fence in 1980.
O Çince öğreniyor.He's learning Chinese.
Adı sık sık hafızamdan çıkar.Her name often slips my memory.
Şapkanızı çıkarmanıza gerek yok.You can leave your hat on.
Ondan sonra Saygon'a gitmek için yola çıkacağım.After that, I'll leave for Saigon.
İşe gitmek için çıktığımda senin hala uyuyor olduğunu gördüm.I saw that you were still sleeping when I went off to work.
Biz Çince çalışıyoruz.We're studying Chinese.
Biz Çince okuyoruz.We're studying Chinese.
O Çince öğrenimi görüyor.He's studying Chinese.
O, Çin'deyken bir kitap yazdı.He wrote a book while in China.
Çin'e gidersem, bu mümkün olduğu kadar çok Çince konuşmak amacıyla olurdu.If I go to China, it would be for the purpose of speaking Chinese as much as possible.
Ben iş başındayken boş zamanlarımda sık sık çizgi romanlar okudum.I often read comic books in my spare time at work.
Gelecek hafta izine çıkabilir miyim?May I take some time off next week?
Cinayet yeri korkunç bir manzaraydı.The murder scene was a grisly sight.
Orada büyük bir çiçekçi dükkanı var mı?Is there a large flower shop there?
Bir zamanlar, dışarı çıkardık ve her türlü yasa dışı şeyler yapardık.Back in the day, we'd go out and do all kinds of illegal stuff.
Bu duruma başka bir çıkar yol bulmamız şart.It is imperative that we find another way out of this situation.
Bir çıkar yol bulmam lâzım.I need to find a way out.
Biz bu durumdan başka bir çıkış yolu aramak zorundayız.We're forced to look for another way out of this situation.
Madritli insanlar çılgındırlar.The people from Madrid are crazy.
Ben bir seferinde bir adamın çıplak ayakla sıcak kömürlerin üzerinde yürümesini gördüm.I once saw a man walk barefoot over hot coals.
Çin seyahatin için çantalarını hazırlamayı bitirdin mi?Have you finished packing your bags for your trip to China?
İyi iş çıkarıyorsun, aynen devam!Keep up the good work!
Sonunda çekingenliğimi aştım ve ona çıkma teklif ettim.I finally overcame my shyness and asked him out on a date.
Bana bir çilim ver.Give me a cigarette.