ci ile cümle
ci kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
4
ORT. KELİME
Dokuz çiçek aldım.I bought nine flowers.
Yağmur yağdığı için dışarı çıkamadım.I couldn't go out because it was raining.
Çince konuşmam.I don't speak Chinese.
Bir sıcak çikolataya ihtiyacım var.I need a hot chocolate.
Çince ve İspanyolca öğrenimi yapıyorum.I study Chinese and Spanish.
Ben şapkamı çıkarıyorum.I take off my hat.
Ben Çince öğretirim.I teach Chinese.
Onu kim çizdi?Who drew it?
"Kedimi gördün mü?" "Hayır." "Yalancı, hâlâ çiğniyorsun!""Did you see my cat?" "No." "Liar, you're still chewing!"
Odamda niçin cırcır böcekleri var?Why are there crickets in my room?
Dünya çıldırmış mı?Has the world gone mad?
Bu ciddi bir şey değil.It's nothing serious.
Acil çıkış kapısı nerede?Where is the emergency exit?
Kim sıcak çikolata ister?Who wants hot chocolate?
Onlar eğrelti otlarının çiçekleri olabileceğini söylüyor.They say that ferns can have flowers.
Ok yaydan çıktı. Tekrarlıyorum: Ok yaydan çıktı.The die is cast. I repeat: The die is cast.
Çinliler son derece çalışkandırlar.The Chinese people are exceptionally hardworking.
O tamamen beni çıldırtıyor.She totally drives me nuts.
Onların arabalarında "önce Irak sonra Fransa" diye okunan çıkartmalar vardı.They had stickers on their cars reading: "First Iraq then France".
Bu sabah yataktan çıktığımda başım ağrıyordu.When I got out of bed this morning, I had a headache.
Sık sık çiğ balık yeriz.We often eat raw fish.
Tuvaletten çıkınca ellerimizi yıkamalıyız!Leaving the restroom we must wash our hands!
Bu cihaz elektrik üretir.This device produces electricity.
Japonlar bir eve girdiklerinde ayakkabılarını çıkarırlar.The Japanese take off their shoes when entering a house.
Onunla çıkmak istiyorum.I'd like to go out with her.
Bugün saat on iki civarında görüşürüz.I'll see you today, at around twelve.
Sanat müzesi bu civarda mı?Is the museum of art around here?
Japonya, Çin'e yakındır.Japan is close to China.
Yere bir daire çizin.Make a circle on the floor.
Ben çılgın yaşamıma dayanamıyorum.I can't stand my crazy life.
Anne ve babam Çinlidirler.My parents are from China.
Anneler Günü'nde anneme 19 çiçek verdim.I gave my mother 19 flowers on Mother's Day.
Çiçeklerin hiçbiri plastik değildir.None of the flowers are plastic.
Dışarı çıkalım mı?Shall we go out?
Bahçede birçok kırmızı çiçek var.There are many red flowers in the garden.
Japonya'da bulamayacağın cinsten onun yabancı kitapları var.He has foreign books of a kind you can't find in Japan.
George Bush, karısıyla birlikte tatile çıktı.George Bush went on a vacation with his wife.
Çiçeklerin hepsi soldu.The flowers have all withered.
Çıldırmış olmalıyım.I must be out of my mind.
Senin annen altı dil konuşuyor - Bu çılgınlık.Your mom speaks six languages — that's nuts.
Dilini dışarı çıkar.Stick out your tongue.
Kuşun çığlığı ormanın sessizliğini bozdu.The bird's cry broke the silence of the woods.
Biz öğlen civarında öğle yemeği yiyoruz.We have lunch about noon.
O, Çince okur.She reads Chinese.
O, çiçek satar.She sells flowers.
O Çince konuşuyor.She speaks Chinese.
O Çince konuşur.She speaks Chinese.
O Çince yazar.She writes Chinese.
Tek ya da çift kişilik oda?Single or double room?
Sıcaklıyorsan ceketini çıkar.Take off your jacket if you're warm.
Fırın köşenin civarında.The bakery is around the corner.
Çiçekler güzel kokuyor.The flowers smell good.
Çocuklar çok fazla gürültü çıkarıyor.The kids are making too much noise.
Yıldızlar gece ortaya çıkarlar.The stars come out at night.
Onlar çikolata yerler.They eat chocolate.
Bu çirkin.This is ugly.
Çin'in yanında, İsviçre terk edilmiş bir köydür.Next to China, Switzerland is an abandoned village.
Çince öğreniyoruz.We study Chinese.
Joe bu kıza çılgınca âşık.Joe is madly in love with that girl.
Eve girmeden önce ayakkabılarınızı çıkarmanız gerekir.You must remove your shoes before entering a house.