ci ile cümle

ci kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Bu kendisinin çizdiği bir resimdir.This is a picture that he himself drew.
Bu kendi çizdiğin bir resim midir?Is this a picture that you drew by yourself?
Bu, kendi çizdiğin bir resim midir?Is this a picture that you yourself drew?
Matematiği İngilizce çalıştığımdan daha ciddi çalışıyorum.I study math more seriously than I study English.
Sonezaki'de birçok çift intihar olduğunu duydum.I heard there were many double suicides in Sonezaki.
Rüzgar, çığlık atan hayaletler gibi korkutucu geliyor.The wind sounds scary, like screaming ghosts.
Sorun çıkarmayın.Don't make trouble.
Söylentinin gerçek olduğu çıktı.The rumor turned out to be true.
Arkadaşlarınla iletişim kurar kurmaz onlara bir çığ geldiğini söyle.As soon as you contact your friends, tell them that an avalanche is coming.
Gelecek sene Çince öğrenmek istiyorum.I want to learn Chinese next year.
Gelecek yıl Çince öğrenmek istiyorum.I want to learn Chinese next year.
O, Amerika'ya yola çıktı.He has set off for America.
Telefon sadece harika bir cihaz.The telephone is just a wonderful device.
Ben sadece resimler çiziyordum, daha fazla niyetim yoktu.I was just drawing pictures, I had no further intention.
Çiğ balık yiyen köpekler var mı?Are there dogs that eat raw fish?
Ann çikolatayı çok sever.Ann likes chocolate very much.
Ann çikolatayı sever.Ann loves chocolate.
Ann aşırı derecede çikolataya düşkün.Ann is exceedingly fond of chocolate.
Ann çikolatayı her şeyden daha çok seviyor.Ann loves chocolate more than anything.
Ann çilolataya düşkün.Ann is partial to chocolate.
Gece dolunay çatının üzerine düştüğünde, tüm çiftçiler uyanır.When the full moon falls down on the roof at night, all the farmers are woken up.
Kişiliğim hiç ciddi değil!My personality is not at all serious!
Ben ilk defa Çin dominosu deniyorum.I'm trying mah-jong for the first time.
O, ciddi değildir.He's not serious.
Ancak prenses odasında barikat kurdu ve çıkmadı.However, the princess had barricaded herself in her room and wouldn't come out.
Bir saat içinde çıkıyorum.I'm going out in an hour.
Ama çiftlikteki iş keyifliydi.But the work on the farm was enjoyable.
O az önce dışarı çıktı.He left just a moment ago.
Amerika'da hazır yemek tüketimi 1977-1995 yılları arası üç katına çıktı.In America, the consumption of fast-food has tripled between 1977 and 1995.
Bu havada dışarı çıkmayı hayal bile edemiyorum.I can't imagine going out in this weather.
Kadın servis edilen cin ve limonu bir yudumda mideye indirdi.The woman downed the gin and lime that was served in one swallow.
Bir çiçekle bahar olmaz.One swallow does not make a spring.
Ben, bu gece yola çıkıyorum.I'm setting off tonight.
Tuvaletten çıkarken ellerimizi yıkayalım!Let's wash our hands when leaving the toilet!
İkona çift tıkla.Double-click on the icon.
Bu bir Çinli hayranı.This is a Chinese fan.
İnsanlar iş yerlerinde cinsel ilişkide bulunduğunda, bu can sıkıcıdır.It's annoying when people make out at work.
Sen bu kadar erken çıkmak zorunda değildin.You didn't have to get off so early.
O akıcı bir biçimde Çince konuşur.He speaks Chinese fluently.
Dışarı çıkmayın çünkü yağmur yağıyor.Don't go out, as it's raining.
Teyzem bana çiçek getirdi.My aunt brought me flowers.
Bay Smith Çin tarihi okudu.Mr Smith studied Chinese history.
On iki çift kranial sinir vardır.There are twelve pairs of cranial nerves.
Sen gelmeden önce ben zaten çıkmıştım.By the time you came back, I'd already left.
Lütfen yolumdan çıkar mısın?Could you please move out of my way?
Tüm çiçekler kağıttan.All of the flowers are paper.
Tüm yollar Roma'ya çıkar.All roads lead to Rome.
Gemi ne zaman yola çıkıyor?What time does the ship leave?
Ben bir cin ve kola alabilir miyim lütfen?Can I have a gin and coke please?
Dün gece dışarı çıktın mı? Çünkü bugün oldukça kötü görünüyorsun.Did you go out last night? Because you look pretty bad today ...
Taze çileklerin var mı?Do you have fresh strawberries?
Çince konuşur musun?Do you speak Chinese?
O ne yakışıklıdır ne de çirkin.He is neither handsome nor ugly.
Annesine çiçekler gönderdi.He sent flowers to his mother.
Üç yıllık yokluğun ardından aniden ortaya çıktı.He suddenly appeared after a three-year absence.
Yüz çiçek açsın!Let a hundred flowers bloom!
Otoyo, güzel ilkbahar gününün tadını çıkardı ve sahil boyunca yürüdü.Otoyo enjoyed the beautiful spring day and walked along the beach.
Kaç tane çiçek aldın?How many flowers did you buy?
Şimdi meşgulüm ve dışarıya çıkamam.I am busy now and can't go out.
Bu öğleden sonra anneannemi ziyaret edeceğim için çiçek satın aldım.I bought flowers because I am going to visit my grandmother this afternoon.

İlgili Sayfalar