Ciddi bir hata yaptım.I made a serious mistake.
Ona ayakkabılarımı cilalattım.I got him to polish my shoes.
Ben ona saat dört civarında beni almasını rica ettim.I asked her to pick me up around four.
Genellikle saat altı otuz civarında kalkarım.I usually get up at about six-thirty.
Birbirimize karşı ciddi şekilde konuştuk.We talked seriously to one another.
Ultraviyole ışınları cilt kanserine neden olabilir.Ultraviolet rays can cause skin cancer.
Ekin erken donun bir sonucu olarak ciddi hasar gördü.The crop suffered serious damage as a consequence of the early frost.
Durum çok ciddi.The situation is very serious.
Cinayetin nedeni kıskançlıktı.Jealousy was the motive for the murder.
Mektup bir hafta civarında varacak.The letter will arrive in a week or so.
Ciddi yaralarına rağmen onların hepsi iyi ruh hali içindeydi.For all their serious wounds, all of them were in good spirits.
Sıcak mevsim sırasında oğlumun cildi kolayca çıtlar.During the hot season, my son's skin breaks out easily.
Çocuk suçluluğundaki artış ciddi bir sorundur.The increase in juvenile delinquency is a serious problem.
Yerleri cilala.Wax the floor.
Durumunuz ciddi değil.Your condition isn't serious.
Ciddi ol.Get serious.
Duruma ciddi olarak bakıyor musunuz?Do you regard the situation as serious?
İnsan cildi sıcaklık değişikliklerine karşı çok duyarlıdır.Man's skin is very sensitive to temperature changes.
İnsana da aşırı sıcaklıklara karşı koruyucu cihazlar verilmektedir.Man, too, has been given protective devices against extreme temperatures.
Nüfus artışı ciddi bir sorundur.The increase of the population is a serious problem.
Nüfus artışı, ciddi sosyal sorunlara yol açmıştır.Population growth has given rise to serious social problems.
Nüfus patlaması, ciddi bir sorundurThe population explosion is a serious problem.
Tam fiyatın ne olduğunu unuttum fakat 170 dolar civarındaydı.I forgot what the exact price was, but it was about 170 dollars.
Shizuoka City'nin nüfusu ne kadar?How large is the population of Shizuoka City?
Bir bebeğin hassas cildi vardır.A baby has delicate skin.
Havaalanın yakınlarında yaşayanlar için gürültü en ciddi problemdir.Noise is the most serious problem for those who live around the airports.
Şişman olmak benim için ciddi bir sorundur.Being fat is a serious problem for me.
Hava kirliliği bu ülkede ciddi bir sorundur.Air pollution is a serious problem in this country.
Hava kirliliği ciddi global bir sorundur.Air pollution is a serious global problem.
Cinayetler büyük şehirlerde çok yaygındır.Murders are very common in big cities.
Başkanın ciddi sorumlulukları var.The president has grave responsibilities.
Ciddi hastalığımdan kurtulduğum için, yaratılışın tümü benim için güzeldir.Since I recovered from my serious illness, all of creation is beautiful to me.
Küresel ısınma, vahşi hayvanlar için de ciddi sorunlara neden olabilir.Global warming can cause serious problems for wild animals, too.
Kasaba su ikmali ağır yağışlar tarafından ciddi şekilde engellendi.The town water supply was seriously obstructed by heavy rainfalls.
Nagano 42 'ye karşı 46 oyla Salt Lake City'yi yendi.Nagano beat Salt Lake City by 46 votes to 42.
Astronomi gök cisimlerinin bilimidir.Astronomy is the science of heavenly bodies.
O zaman, ülkemiz ciddi ekonomik zorluklarla karşı karşıya kalmıştır.At the time, our country was confronted with serious economic difficulties.
Kuraklık dönemi ürüne ciddi hasar verdi.The spell of drought did severe damage to the harvest.
Güneş ışığı onun cildini geliştirdi.The sunshine improved his complexion.
Kuraklık, hasada ciddi hasar verdi.The drought did severe damage to the harvest.
Japonya'da yedi yılı boyunca, ciddi olarak Japonca çalıştı.During his seven years in Japan, he studied Japanese in earnest.
Cinayetlerin sayısı Japonya gibi bir ülkede bile artmaktadır.The number of murders is increasing even in a country like Japan.
Kirlilik problemleri yıldan yıla gittikçe ciddileşiyor.From year to year, pollution problems are becoming more and more serious.
Müze köşenin civarındadır.The museum is around the corner.
Benim ciddi bir cilt sorunum var.I have a serious skin problem.
Ben kuru bir cilde sahibim.I have dry skin.
Yağlı bir cildim var.I have greasy skin.
Onun evi Dördüncü Cadde civarında bir yerde.His house is somewhere about Fourth Street.
O, kararına ciddi bir hata olarak baktı.She looked on his decision as a grave mistake.
Onun cinayeti işleme sebebi nedir?What's his motive for committing murder?
Onun arabası ciddi şekilde hasar gördü.His car was seriously damaged.
Yüzünde ciddi bir görünüm vardı.He had a severe look on his face.
Her zaman ciddi müzik dinler.He always listens to serious music.
O her zaman ciddi müzik dinler.He always listens to serious music.
O, beş cinayet işledi.He committed five murders.
Saat beş civarında okuldan geri dönecek.He will get back from school by five.
Bu civardaki barlara ve birahanelere sürekli takılır.He's a regular at the bars and pubs around here.
O, ciddiyetini koruyor.He's keeping a straight face.
Beş civarında oraya varacak.He will arrive there about five o'clock.
Kötü haber söylendiğinde o ciddi görünüyordu.He looked grave when told the bad news.