An itibariyle 22-25 milyon civarı kullanıcısı var.يوجد حوالي 25 مليون مستخدم في هذه اللحظة بالضبط
An itibariyle 22-25 milyon civarı kullanıcısı var.アップロードや ダウンロードしてる
An itibariyle, pikseller cebimize sığmakta olan dikdörtgen cihazların içinde sınırlı durumdalar.Denn im moment sind Pixel auf rechteckige Maschinen beschränkt, die in unsere Taschen passen.
An itibariyle, pikseller cebimize sığmakta olan dikdörtgen cihazların içinde sınırlı durumdalar.Fordi pixler er faktisk, lige nu, begrænset til disse firkantede apparater der passer i vores lomme.
An itibariyle, pikseller cebimize sığmakta olan dikdörtgen cihazların içinde sınırlı durumdalar.Hiszen jelenleg a pixelek ezekbe a négyszögletes, zsebméretű szerkezetekbe vannak bezárva.
An itibariyle, pikseller cebimize sığmakta olan dikdörtgen cihazların içinde sınırlı durumdalar.Karena pixel, saat ini, terkurung dalam monitor seukuran saku kita.
An itibariyle, pikseller cebimize sığmakta olan dikdörtgen cihazların içinde sınırlı durumdalar.지금의 디지털 화소는 주머니에 들어갈 정도로 작게 나오고 있기 때문에 그런 것이 가능합니다.
An itibariyle, pikseller cebimize sığmakta olan dikdörtgen cihazların içinde sınırlı durumdalar.Perché i pixel, al momento, sono confinati dentro questi dispositivi rettangolari che ci stanno nelle tasche.
An itibariyle, pikseller cebimize sığmakta olan dikdörtgen cihazların içinde sınırlı durumdalar.Porque os pixels, neste momento, estão limitados a estes dispositivos retangulares que cabem no bolso.
An itibariyle, pikseller cebimize sığmakta olan dikdörtgen cihazların içinde sınırlı durumdalar.Teraz piksele zamknięte są w kanciastych urządzeniach w naszej kieszeni.
An itibariyle, pikseller cebimize sığmakta olan dikdörtgen cihazların içinde sınırlı durumdalar.Vì các điểm ảnh (pixel) bị giới hạn trong các thiết bị hình chữ nhật này để vừa với túi quần chúng ta.
An itibariyle, pikseller cebimize sığmakta olan dikdörtgen cihazların içinde sınırlı durumdalar.Všechny pixely jsou ve skutečnosti uvězněny v těchto hranatých krabičkách, do kapsy.
An itibariyle, pikseller cebimize sığmakta olan dikdörtgen cihazların içinde sınırlı durumdalar.Want pixels zijn vandaag beperkt tot rechthoekige dingen die in onze broekzak passen.
An itibariyle, pikseller cebimize sığmakta olan dikdörtgen cihazların içinde sınırlı durumdalar.Пикселы сегодня заключены в различные прямоугольные устройства, вмещающиеся в карман.
An itibariyle, pikseller cebimize sığmakta olan dikdörtgen cihazların içinde sınırlı durumdalar.כי פיקסלים נעולים כבר כעת ממש בתוך ההתקנים המלבניים הללו המותאמים לכיסים שלנו.
An itibariyle, pikseller cebimize sığmakta olan dikdörtgen cihazların içinde sınırlı durumdalar.لأن البكسلز،حالياً محصورة في هذه الأجهزة المستطيلة التي تناسب حجم جيبك.
An itibariyle, pikseller cebimize sığmakta olan dikdörtgen cihazların içinde sınırlı durumdalar.収められています 日常生活の世界へ
Anımsayacaksınız, sizlere Quadra Algılayıcı diye bir cihaz göstermiştim.Các bạn sẽ nhớ là tôi đã giới thiệu chiếc máy dò Quadro.
Anımsayacaksınız, sizlere Quadra Algılayıcı diye bir cihaz göstermiştim.Emlékeznek rá, bemutattam Önöknek a Quadro Trackert-t (a Pozitív Molekulalokátort).
Anımsayacaksınız, sizlere Quadra Algılayıcı diye bir cihaz göstermiştim.Lembrar-se-ão que vos apresentei o Quadro Tracker.
Anımsayacaksınız, sizlere Quadra Algılayıcı diye bir cihaz göstermiştim.Ni kommer ihåg att jag introducerade för er slagrutan Quadro.
Anımsayacaksınız, sizlere Quadra Algılayıcı diye bir cihaz göstermiştim.Sie erinnern sich, dass ich Ihnen den Quadro-Detektor vorgestellt hatte.
Anımsayacaksınız, sizlere Quadra Algılayıcı diye bir cihaz göstermiştim.Vous vous rappelez sûrement que je vous avais présenté le Quadro Tracker.
Anımsayacaksınız, sizlere Quadra Algılayıcı diye bir cihaz göstermiştim.Θυμηθείτε ότι σας παρουσίασα τον ανιχνευτή "Quadro".
Aradaki açıyı 30 derece kabul edelim radyan cinsinden yazmak istersek,Digamos que este ángulo es igual a 30 grados.
Aradaki açıyı 30 derece kabul edelim radyan cinsinden yazmak istersek,נגיד שהזווית הזאת היא 30 מעלות. 30 מעלות. אפשר לבטא אותה גם ברדיאנים.
Aralarında cidden güçlü adamlar vardı, anlatabiliyor muyum?Es gab Meinungsverschiedenheiten, verstehen sie?
Aralarında cidden güçlü adamlar vardı, anlatabiliyor muyum?일부 나쁜 피, 당신은 내가 무슨 말인지 알아?
Aralarında cilalı bir katman vardır bu da suyu iter.Dazwischen ist eine wachsartige Schicht, die Wasser abweist.
Aralarında cilalı bir katman vardır bu da suyu iter.Di antara mereka ada bagian berlilin, yang menolak air.
Aralarında cilalı bir katman vardır bu da suyu iter.Entre eles há um revestimento de cera, que repele a água.
Aralarında cilalı bir katman vardır bu da suyu iter.Entre ellas hay un acabado de cera que repele el agua.
Aralarında cilalı bir katman vardır bu da suyu iter.Entre elles il y a une sorte de vernis qui repousse l'eau.
Aralarında cilalı bir katman vardır bu da suyu iter.Ertussenin zit een wassen afwerklaag, die water afstoot.
Aralarında cilalı bir katman vardır bu da suyu iter.Giữa các bướu đó là một lớp vỏ sáp không thấm nước.
Aralarında cilalı bir katman vardır bu da suyu iter.Între ele este un finisaj ceros, care respinge apa.
Aralarında cilalı bir katman vardır bu da suyu iter.그 돌기 사이는 밀납을 먹은 것 같이 물을 밀어내는 부분입니다.
Aralarında cilalı bir katman vardır bu da suyu iter.Közöttük viaszos felület van, ami taszítja a vizet.
Aralarında cilalı bir katman vardır bu da suyu iter.Mellan bulorna är det vaxade ytor som stöter ifrån sig vatten.
Aralarında cilalı bir katman vardır bu da suyu iter.Pomiędzy nimi jest woskowe wykończenie, które "odpycha" wodę.
Aralarında cilalı bir katman vardır bu da suyu iter.Sono divise da strati impermeabili che respingono l'acqua.
Aralarında cilalı bir katman vardır bu da suyu iter.Ανάμεσά τους, υπάρχει ένα κέρινο τελείωμα που απωθεί το νερό.
Aralarında cilalı bir katman vardır bu da suyu iter.Между ними находится восковое покрытие, которое отталкивает воду.
Aralarında cilalı bir katman vardır bu da suyu iter.Между тях има восъчно покритие, което отблъсква водата.
Aralarında cilalı bir katman vardır bu da suyu iter.ביניהם ישנו ציפוי שעווה, הדוחה מים.
Aralarında cilalı bir katman vardır bu da suyu iter.وفي نهاياتها مواد شمعية .. مما يحجز الماء
Aralarında cilalı bir katman vardır bu da suyu iter.そして効果はというと
Aralarında cinayet, kölelik, tecavüz ve kaçırma da var.Bao gồm giết người, chế độ nô lệ tình dục, hãm hiếp, abductions
Aralarında cinayet, kölelik, tecavüz ve kaçırma da var.E crimini di guerra contro la popolazione civile Omicidi, schiavitù sessuale, molestie, rapimenti
Aralarında cinayet, kölelik, tecavüz ve kaçırma da var.Herunder mord, seksuelt slaveri, voldtægter, bortførelser
Aralarında cinayet, kölelik, tecavüz ve kaçırma da var."incluant meurtres, esclavage sexuel, viols, enlèvements..."
Aralarında cinayet, kölelik, tecavüz ve kaçırma da var.Incluindo assassinato, escravidão sexual, estupros, sequestros
Aralarında cinayet, kölelik, tecavüz ve kaçırma da var.Inclusiv crima, sclaviei sexuale, violuri, abductions
Aralarında cinayet, kölelik, tecavüz ve kaçırma da var.Inklusive mord, sexuellt slaveri, våldtäkter, kidnappningar
Aralarında cinayet, kölelik, tecavüz ve kaçırma da var.살인, 성노예, 강간, 유괴를 겪어야 했습니다.
Aralarında cinayet, kölelik, tecavüz ve kaçırma da var.Termasuk pembunuhan, perbudakan seksual, perkosaan, penculikan
Aralarında cinayet, kölelik, tecavüz ve kaçırma da var.Včetně vražd, sexuálního otroctví, znásilnění a únosů.
Aralarında cinayet, kölelik, tecavüz ve kaçırma da var.Waaronder moord, seksuele slavernij, verkrachtingen, ontvoeringen
Aralarında cinayet, kölelik, tecavüz ve kaçırma da var.כולל רצח, עבדות מינית, אונס, וחטיפות
Aralarında cinayet, kölelik, tecavüz ve kaçırma da var.التي تضمنت: القتل، الاعتداء الجنسي، الاغتصاب، والخطف