ci ile cümle
ci kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
O çitin üzerine oturuyor.He's sitting on the fence.
O para konusunda çok cimridir.He is very stingy with his money.
O, bana her gece çiçek getiren çok romantik bir erkek arkadaş.He's a very romantic boyfriend who brings me flowers each night.
O, dizüstü bilgisayarı çıkardı.He took a notebook out.
O,pasaportunu çıkardı.He took out his passport.
O, Paris'e doğru yola çıktı.He set off to Paris.
O, mendilini çıkardı.He took out his handkerchief.
Şiddetli yağmura rağmen dışarı çıktı.He went out in spite of the heavy rain.
Tek başına yurtdışına çıktı.He has gone abroad by himself.
O, binaya girdiğinde, ani bir çığlık sesiyle korkutuldu.When he entered the building, he was frightened by a sudden cry.
O, kalemini çıkardı.He got out his pen.
Çekini imzalamak için bir kalem çıkardı.He took out his pen to sign his check.
Cebinden bir şey çıkardı.He took something out of his pocket.
O, düğme iliğine bir çiçek sıkıştırdı.He stuck a flower in his buttonhole.
O ciddi olarak çalışmaya başladı.He began to study in earnest.
O, henüz ortaya çıkmadı.He hasn't appeared yet.
O, zaten yola çıkmış olabilir.He may have already departed.
O, ne konuştu nede ağladı, sessizce dışarı çıktı.He neither spoke nor wept, but went out in silence.
O iyi bir manzaranın tadını çıkarmak için üst katta bir oda kiraladı.He rented a room on the top floor in order to enjoy a good view.
O, hoşça kal demeden dışarı çıktı.He went out without saying good-bye.
O, gece dışarı çıkardı.He used to go out at night.
O, işten çıkarıldı.He was laid off.
Bir hafta önce Avrupa'ya gitmek için yola çıktı. Yani 10 mayısta.He left for Europe a week ago, that is, on the tenth of May.
O, yalnız bir yolculuğa çıktı.He set out on a lonely journey.
O bir çift ayakkabı satın aldı.He bought a pair of shoes.
O, bir parça kağıt çıkardı.He took out a piece of paper.
O, çekmeceyi açtı ve bir mektup çıkardı.He opened the drawer, and took out a letter.
O, yağmur için hazırlıklı olarak dışarı çıktı.He went out prepared for rain.
O, kurşun kalemi ile düz bir çizgi çizdi.He drew a straight line with his pencil.
O tahta çıkacak.He will succeed to the throne.
O, yaz aylarında uzun bir yürüyüş için dışarı çıkardı.He would go to out for a long walk in summer.
O, çiçekleri yaz aylarında her gün sular .He waters the flowers every day in summer.
O, evinin etrafında bir çit inşa etti.He built a fence around his house.
Boş zamanının tadını çıkardı.He made the most of his free time.
Onun çiçek dolu büyük bir sepeti var.He has a large basket full of flowers.
O, çiçekler hakkında çok şey bilir.He knows a lot about flowers.
Çiçeklikteki böcekleri görmek için eğildi.He bent over to see insects in the flowerbed.
O bize bir parça bile sorun çıkarmadı.He has given us not a little trouble.
O, denizin altında yeni bir hayatın tadını çıkardı.He enjoyed a new life under the sea.
O bir resim çiziyor.He is drawing a picture.
O merdivenleri çıktı.He ran up the stairs.
O, zorluk olmadan ağaca çıkar.He gets up the tree without difficulty.
O, gözlüğünü çıkardı ve hemşireye kaşlarını çattı.He took off his glasses and frowned at the nurse.
O, gözlüğünü çıkardı.He took off his glasses.
O çıldırdı.He has gone mad.
O, aceleyle dışarı çıktı.He went out in a hurry.
O çiğ balık yemez.He doesn't eat raw fish.
O, ciddi şekilde kalabalığa hitap etti.He addressed the crowd gravely.
O, arkasında izleyen köpeği ile yürüyüşe çıktı.He went out for a walk, with his dog following behind.
Köpeği ile yürüyüşe çıktı.He went out for a walk with his dog.
O, ciddiyet tarafında yayıldı.He erred on the side of severity.
Bir trafik kazasında ciddi biçimde yaralanmıştı.He was seriously injured in a traffic accident.
Bir trafik kazasında ciddi şekilde yaralandı.He was seriously injured in a traffic accident.
O, park civarında koşuyor olabilir.He may be jogging around the park.
O, çiftliği için yüksek bir kira ödemek zorunda kaldı.He had to pay a high rent for his farm.
O tahtaya iki kare çizdi.He drew two squares on the blackboard.
O, az önce kasabaya doğru yola çıktı.He has just set out toward town.
O, bu sabah Tokyo'ya yola çıktı.He set out for Tokyo this morning.
O, bu sabah onunla bir yürüyüşe çıktı.He went for a walk with her this morning.
Bugün ciddileşiyor.He is being earnest today.