Cidden Boston'a taşınmayı düşünüyorum.I'm seriously considering moving to Boston.
Ciddi olarak işimi bırakmayı düşünüyorum.I'm seriously considering quitting my job.
Evlenmeyi ciddi olarak düşünüyorum.I'm seriously considering getting married.
Tom'un suçu cinayet silahı olmadan ispatlanamadı.Tom's guilt could not be proven without the murder weapon.
Şimdiye kadar herhangi bir ciddi hata yaptığımı sanmıyorum.I don't think I've ever made any serious mistakes.
Hiçbir resmi cinayet kayda geçmedi.No official complaint was filed.
Şeyler ciddi bir hal aldı.Things got serious.
Ciddi olmadığını umuyorum.I hope that you aren't serious.
Ciddi değilsindir umarım.I hope that you aren't serious.
Onlar beni ciddiye aldı.They took me seriously.
Ben hayatı ciddiye alırım.I take life seriously.
Birkaç isyancı ciddi biçimde yaralandı.A few rioters were seriously injured.
Biz işi ciddiye alıyoruz.We mean business.
Tom işi ciddiye aldı.Tom meant business.
Tom işi ciddiye alıyor.Tom means business.
Tom birinci dereceden cinayetten suçlu bulundu.Tom was convicted of first-degree murder.
Onların Tom'u cezalandırmak için planlama şekli biraz ciddi görünüyor.The way they plan to punish Tom seems kind of severe.
Birkaç ciddi sorun devam etmektedir.A few serious problems remain.
Tom bunun ciddi olmadığını söyledi.Tom said it wasn't serious.
İnsanlar günümüzde daha ciddi görünüyorlar.People seem more serious nowadays.
Biz onu ciddiye alıyoruz.We take that seriously.
İsimsiz bir arayan, bir cinayeti bildirmek için polisle temasa geçti.An anonymous caller contacted the police to report a murder.
O cinsel etkinlikte bulunmaya başladı.She started to engage in sexual activity.
O, kızının cinlenmiş olduğunu düşünüyordu.She thought that her daughter was possessed.
Aramızdaki olaylar hızla ciddileşti.Things quickly got serious between us.
O, cildinin renginden dolayı insanların onu neden reddettiğini anlayamadı.She couldn't understand why people rejected her because of the color of her skin.
Onunla cinsel ilişki kurdu.She had a sexual encounter with him.
Tom'un yarası ciddi görünmüyordu.Tom's injury didn't appear serious.
Tom Jackson'un çağrı cihazını arar mısın?Would you please page Tom Jackson?
Bu çok ciddi bir iddia.It's a very serious allegation.
Cidden hislendik.We're really touched.
Fare ciyaklar.The mouse squeaks.
Civciv cik cik diye ses çıkarır.The chick peeps.
Babam neden bu kadar cimriydi?Why was my father so mean?
Cildim yumuşaktır.My skin is soft.
Tom Mary'ye cinsel geçmişinden bahsetti.Tom told Mary about his sexual history.
Onun hayatı ciddi bir tehlike içinde.Her life is in grave danger.
Bu cinayetler arasında bir bağlantı olmalı.There must be a connection between these murders.
İspanya Aragon'daki Zaragoza, Zamboanga City'nin kardeş kentidir.Zaragoza in Aragon, Spain is a sister city of Zamboanga City.
Paranoya ciddi bir hastalıktır Tom. Bir doktora görünmelisin.Paranoia is a serious disease, Tom. You should see a doctor.
Cinayet silahı bu.This is the murder weapon.
Tom tehdidi ciddiye almadı.Tom didn't take the threat seriously.
Tom ciddi bir suça karıştırıldı.Tom was involved in serious crime.
Tom'un Mary'nin cinayet günü için bir mazereti vardı.Tom had an alibi for the day of Mary's murder.
Tom ikinci derece cinayet için 30 yıl hapis yattı.Tom served 30 years for second degree murder.
Tom'un cinayet gecesi için çok güçlü bir mazereti vardı.Tom had a very strong alibi for the night of the murder.
Tom cinayetle herhangi bir ilgisi olduğunu yalanladı.Tom denied any involvement in the killing.
Tom nihayet cinayeti itiraf etti.Tom finally confessed to the killing.
Tom birçok farklı kadınla cinsel ilişkiye girdi.Tom had sex with a lot of different women.
Tom bir cinayete tanık olduğunu iddia etti.Tom claimed that he had witnessed a murder.
Tom polise cinayetin hesabını verdi.Tom gave his account of the murder to police.
Cinas ne yazık ki çevrilemez.The pun is unfortunately untranslatable.
Sizin nesil cinselliği anlamadı.Your generation didn't understand sexuality.
Senin neslin cinselliğin tabu olduğunu düşünüyordu.Your generation thought sexuality was taboo.
O ve Tom ilk cinsel ilişkilerine girdiğinde Mary orgasm olmadı.Mary did not climax when she and Tom had their first sexual intercourse.
Mary'nin Tom'la olan ilk cinsel ilişkisinde kanama olmadı.Mary did not bleed in her first sexual intercourse with Tom.
Tom sadece tüm torba patates cipsini yemekten kendini tutamadı.Tom just couldn't stop himself from eating the whole bag of potato chips.
Polis Tom'un parmak izlerinin cinayet silahı üzerinde bulunduğunu söyledi.The police say that Tom's fingerprints were found on the murder weapon.
Hiç ciddi bir hastalık geçirmediğin doğru mu?Is it true that you've never had a serious illness?
Tom'un cinayet gecesi için bir mazereti yok.Tom has no alibi for the night of the murder.