O muhtemelen onunla cinsel ilişkiye girmedi.She probably didn't have sex with him.
Onu bu civarda hiç görmedim.I've never seen her around here.
Cinayet korkunç bir eylem.Murder is a monstrous act.
Biz sadece arkadaşız. Ciddi olarak!We're just friends. Seriously!
Cinsel organlarını bıçakla parçaladı.He mutilated his genitals with a knife.
Erkekler cinsel organlarıyla gurur duyarlar.Men are proud of their genitals.
Cinsel organlar, diğer çoğu organdan daha duyarlıdırlar.Genitals are more sensitive than most other organs.
O çok ciddi değil.That's not so serious.
Mary ve Alice yasal olarak evli aynı cinsten bir çift.Mary and Alice are a legally married same sex couple.
Sen kahrolası ciddi misin?Are you fucking serious?
O öğle civarında gelecek.She will arrive around noon.
O, elektrikli cihazları tamir eder.He repairs the electrical devices.
O, elektrikli cihazları onarır.He repairs the electrical devices.
Ciddiyim! Tamam, şaka yapıyorum.I'm serious! OK, I'm kidding.
Bu gece cinlik peşinde misin, yoksa edebinle duruyor musun?Are you up to any shenanigans tonight, or are you having a quiet one?
Ciddi bir suç işlemedin.You didn't commit a serious crime.
Birçok turist her yıl Old City'yi ziyaret eder.Many tourists visit the Old City every year.
Gördüğüm kadarıyla bu civarda yaya trafiği pek yok.There is not a lot of foot traffic in this area so far as I have seen.
Ben onu hiç ciddiye alamam.I can't take it seriously at all.
Tom'un eş cinsel olduğunu bilmiyor muydun?You didn't know Tom was gay?
Tom ciddi hatalar yaptı.Tom made serious errors.
Tom sigara içmeye karşı uyarıları çok geç kalıncaya kadar ciddi olarak almadı.Tom didn't take the warnings against smoking seriously, until much too late.
Tüm elektronik cihazlar görevli tarafından kontrol edilmelidir.All electronic devices must be checked with the guard.
Patates cipsi yemeye başlarsam, duramam.If I start eating potato chips, I can't stop.
Eugenia yüzü temizlemek ve cildi korumak için en sevdiği yağları bizimle paylaştı.Eugenia shared with us her favorite oils for cleaning the face and protecting the skin.
Mary'nin cinayetinden sonra Tom'unki ilgi kişiler listesinde ilk isimdi.Tom's was the first name on the list of persons of interest after Mary's murder.
Çağrı merkezinin yüksek bir cirosu var.The call center has a high turnover.
Bu ciddi mi?Is this serious?
Çok ciddi bir kişidir.He is a very serious person.
Kazanın nedeni, cihazın soğutma sistemindeki bir arızaydı.The accident was caused by a fault in the refrigeration system of the appliance.
Dün gece cinayet zamanında nerede olduğunu bana anlat.Tell me where you were last night at the time of the murder.
Civalı nitrat iyonik bir bileşiktir.Mercuric nitrate is an ionic compound.
Cihazı çalıştırmak mükemmelce basittir.The appliance is wonderfully simple to operate.
Senin hiç ciddi bir hastalığın olmadı değil mi?You've never had a serious illness?
Bu civarda bir posta ofisi var mı?Is there a post office anywhere around?
İskoçlar gerçekten cimri mi?Are Scots really stingy?
Ben bunu ciddi şekilde düşünüyorum.I'm seriously considering it.
Civardaki şehirde yaşıyorum.I live in the nearby city.
Civanın önemli bir miktarı uskumruda bulundu.A significant quantity of mercury was found in the mackerel.
Tom gece yarısında uyandı ve bir paket cipsin hepsini yedi.Tom woke up in the middle of the night and ate an entire bag of chips.
Tom ciddi değildi, değil mi?Tom wasn't serious, was he?
Tom, ciddi olamazsın?Tom, you can't be serious?
Bunlar ciddi sorunlar.These are serious issues.
Aslında ciddi misiniz?Are you actually serious?
Aslında ciddi misin?Are you actually serious?
Onlar gerçekten ciddi mi?Are they really serious?
Sen ciddi miydin?Were you being serious?
Onlar ciddi olamazlar.They can't be serious.
Ciddi olamazsın?You can't be serious?
Siz ciddi misiniz?Are you guys serious?
Tom bir CIA ajanıdır.Tom is a CIA agent.
İşler ciddi.Things are serious.
Onlar ciddiydi.They were serious.
Bu ne kadar ciddi?How serious is it?
Bunlar ciddi suçlamalar.Those are serious accusations.
Tom ciddi bir şekilde yenildi.Tom was beaten severely.
Tom 2.30 civarında aradı.Tom called around 2:30.
Onlar bu civarda bir sürü aşırı hız yapan sürücüleri yakalarlar.They catch a lot of speeders around here.
Tom herhangi bir ciddi suç işlemedi.Tom hasn't committed any serious crimes.
Ben boşanma davası açmayı ciddi olarak düşünüyorum.I'm seriously considering filing for divorce.