ci ile cümle

ci kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Önümüzdeki hafta kız kardeşimi görmek için Vancouver'a çıkıyorum.I'm going off to Vancouver next week to see my sister.
Bazen çit boyunca komşumla konuşurum.I sometimes talk to my neighbor across the fence.
Dışarı çıkmayı evde kalmaya tercih ederim.I'd rather go out than stay indoors.
Garajdan çıkıp kamyona yürüdüm.I came out of the garage and walked to the truck.
Ben bir çift eldiven aldım.I bought a pair of gloves.
Ciddi bir hata yaptım.I made a serious mistake.
Kızların kır çiçekleri topladığını gördüm.I saw the girls pick the wild flowers.
Bir kadının çığlık attığını duydum.I heard a woman scream.
Küçükken çikolatayı severdim.I used to like chocolate when I was small.
Ben yeni bir çift ayakkabı aldım.I got a pair of new shoes.
Hayatımda asla hiçbir şey çizmedim.I have never drawn anything in my life.
Ben kendimi çimenlerin üzerine attım.I laid myself on the grass.
Ben yapay çiçekleri sevmiyorum.I don't like artificial flowers.
Oğluma çimi sulattım.I had my son water the lawn.
Toplamayı severim ama çıkarmayı değil.I like addition but not subtraction.
Emekliliğim için sekiz dönümlük bir çiftlik aldım.I bought an eight-acre farm for my retirement.
Birinin çığlık attığını duydum.I heard someone scream.
Çin'den Japonya'ya geldim.I came to Japan from China.
Çince konuşabiliyorum ama okuyamıyorum.I can speak Chinese, but I can't read it.
Kahvaltıdan önce yürüyüşe çıkma alışkanlığı duyuyorum.I am in the habit of going for a walk before breakfast.
Bu sabah dışarı erken çıktım.I went outside early in the morning.
Sabah erkenden yürüyüşe çıktım.I went for a walk early in the morning.
Çiçek hastalığına bağışıklığım var.I am immune to smallpox.
Az önce çiftlikten gelmiş olan birkaç taze yumurtayı aldım.I bought some fresh eggs which had just come from the farm.
Ben bir çiftlikte çalıştım.I worked on a farm.
Çiftliğimi satmaya çalışıyorum, ancak şimdiye kadar herhangi bir teklif almadım.I am trying to sell my farm, but I haven't had any offers so far.
Çitin üzerinden atlayan beyaz bir köpek gördüm.I saw a white dog jump over the fence.
Onun dışarı çıktığını gördüm.I saw him go out.
Onun dışarı çıktığını farketmedim.I didn't notice him go out.
Onu odadan dışarı çıkmaya çalışırken yakaladım.I caught him trying to go out of the room.
Onu odasından çıkmaya çalışırken yakaladık.We caught him trying to go out of his room.
Onunla çıkmaktansa evde kalmayı tercih ederim.I would rather stay home than go out with him.
Ona çiti boyattım.I got him to paint the fence.
Ona ayakkabılarımı cilalattım.I got him to polish my shoes.
Onun sırrını ortaya çıkarmakla tehdit ettim.I threatened to reveal his secret.
Onu bir yürüyüş için dışarı çıkardım.I took him out for a walk.
O çığlık attığında hissettiğim korkuyu hatırlıyorum.I remember the horror I felt when she screamed.
Onun odadan çıktığını farketmedim.I didn't notice her going out of the room.
Ben ona saat dört civarında beni almasını rica ettim.I asked her to pick me up around four.
Ona bazı çiçekler vereceğim.I'll give her some flowers.
Genellikle saat altı otuz civarında kalkarım.I usually get up at about six-thirty.
Babama Kumiko'nun Çin'de çalışmasını önerdim.I suggested to my father that Kumiko study in China.
Ben zarfı açtım ve bir mektup çıkardım.I opened the envelope and pulled out a letter.
Şapkamı çıkardım ve kiliseye girdim.I took off my hat and entered the church.
Her sabah yürüyüşe çıkarım.I take a walk every morning.
Her sabah saat sekizden önce evden çıkarım.I leave home before eight o'clock every morning.
Bahçedeki çiçekleri her gün sularım.I water the flowers in the garden every day.
Çizgi romanları seviyorum.I love comic books.
Ben çizgi romanlar okurum.I read comic books.
Gece tek başıma dışarı çıkmayı sevmiyorum.I don't like going out by myself at night.
Beyzbol takımından çıkarıldım.I was dropped from the baseball team.
Kır çiçeklerini severim.I like wild flowers.
Ertesi sabah New York için yola çıkmayı planlamıştım.I had planned to leave for New York the next morning.
Gelecek hafta Çin için yola çıkacağım.I'll set out for China next week.
Önümüzdeki sene yurt dışına çıkmayı planlıyorum.I'm thinking of going abroad next year.
Benim yüzümü kara çıkarma.Don't let me down.
Bizim planımıza çoğunluk tarafından karşı çıkıldı.Our plan was objected to by the majority.
Teleferikle dağa çıktık.We went up the mountain by cable car.
Biz kilisenin etrafındaki bütün çimenleri ve yabani otları kestik.We cut away all the grass and weeds around the church.
Şimdi çıkacağız.We are just going to leave.

İlgili Sayfalar