ci ile cümle

ci kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Onlar kitabı ne zaman piyasaya çıkaracaklar?When are they going to put the book on the market?
Ne zaman dışarı çıkacaksın?When will you go out?
Çilekler neredeyse onları toplayabildiğimiz kadar hızlı olgunlaşıyordu.The berries were ripening almost as fast as we could gather them.
Şimdi çilek sezonudur.Strawberries are in season now.
Çilekler şimdi olgundur.Strawberries are now in season.
Çilekler reçel yapılır.Strawberries are made into jam.
Şimdi çilek mevsimi.Strawberries are in season at the moment.
O, yaramaz erkek çocuğunu kovalarken onun ayakkabılarından biri çıktı.While she was running after the naughty boy, one of her shoes came off.
Bir çift sandalye daha getir.Bring a couple more chairs.
Sandalyenin altında bir çift eldiven buldum.I found a pair of gloves under the chair.
Biraz boş zamanım olduğunda ben her zaman klasik müzik dinlemenin tadını çıkarırım.I always enjoy listening to classical music when I have some free time.
Bütün İngilizler balık ve cips sevmezler.Not all English people like fish and chips.
İngiliz futbolu hayranları bazen çığırından çıkarlar.British soccer fans sometimes get completely out of hand.
İngiliz futbolu hayranları bazen kontrolden çıkarlar.British soccer fans sometimes get completely out of hand.
İyi bir büyücü olmak istediğim hakkında çok ciddiyim.I'm very serious about wanting to be a good magician.
Hayır, o az önce öğle yemeği için dışarı çıktı.No, he has gone out for lunch already.
Ann'in çikolataya zafiyeti var.Ann has a weakness for chocolate.
O öyle davranmak için çıldırmış olmalı.He must be crazy to behave like that.
Öyle bir şey yapmak için çılgın olmalısın.You've got to be crazy to do something like that.
Bu çiçekler miss gibi kokuyor.Those flowers smell sweet.
Bir adam çıplak elleri ile kazı yaparken görüldü.One man was seen digging with his bare hands.
Deney sırasında yaralandım ve yara oldukça ciddiydi.I got hurt during an experiment, and the injury was pretty serious.
Nisan ayında güneşli bir günde, yürüyüşe çıktık.One sunny day in April, I went out for a walk.
Çıplak gerçekleri söylemek zordur.It is difficult to tell the bare facts.
Her çocuk bir bebek gibi davranılmasına karşı çıkar.Every child objects to being treated like a baby.
Sık sık Amerikalılarda olduğu gibi, o çiğ balık sevmez.As is often the case with Americans, he does not care for raw fish.
Amerika'da birçok kişinin evlerinin etrafında çitleri var.In America, many people have fences around their homes.
İşleri o kadar ciddiye almayın.Don't take things so seriously.
Şeyleri çok ciddiye almayın.Don't take things too seriously.
O kadar ciddi olma. Bu sadece bir oyun.Don't be so serious. It's only a game.
Onlar iyi-uyumlu bir çift değil.They are not a well-matched couple.
O tayfun dışarı çıkmamı engelledi.That typhoon prevented me from going out.
Öğretmen, öğrencilerle iyi başa çıkıyor.The teacher handles his pupils well.
Bebeğin çirkin olduğunu gerçekten söyleyebilirim.I can truly say that baby is ugly.
Onlar Çin dominosunun keyfini çıkardılar.They indulged in mahjong.
Onlara karşı çıkmak hiçbir şeye yaramaz.It'll be useless to stand against them.
O bana göre çok cimridir.He is very mean to me.
Şu kız beni çıldırtıyor.That girl just drives me wild.
O çocuğun sürekli çığlığı saçlarımı ağarttı.That child's constant screaming gives me gray hairs.
O okulda Çince öğretirler.They teach Chinese at that school.
O çiçek güzel kokuyor.That flower smells sweet.
Bu çiçek tatlı kokuyor.That flower smells sweet.
O çiçek nedir?What's that flower?
Ne güzel bir çiçek o!How beautiful that flower is!
O çiçeğin keskin bir kokusu var.That flower has a powerful smell.
Onun o projeyi ciddiye almasını sağlamak için buradayız.We have got to get him to take that project seriously.
O çift neredeyse her gece içer.That couple gets soused nearly every night.
Gece dışarı çıkmamalısın.You must not go out at night.
Yarın dışarı çıkacak mısın?Will you go out tomorrow?
Onu temize çıkarmak için delil gösterebilir misin?Can you produce evidence to clear him?
Ona dışarı çıkıp çıkmayacağını sordum.I asked her if she was going out.
Yağmurda dışarıya şemsiyesiz çıkmaman gerektiğini bilmeliydin.You should have known better than to go out in the rain without an umbrella.
Yağmurda dışarıya şemsiyesiz çıkılmayacağını bilmeliydin.You should have known better than to go out in the rain without an umbrella.
Dışarı çıkmasan iyi olacağını düşündüm.I thought you had better not go out.
Yurtdışına eğlence için mi yoksa iş için mi çıktınız?Did you go abroad for pleasure or on business?
Yurtdışına eğlence için mi yoksa iş için mi çıktın?Did you go abroad for pleasure or on business?
Çiçeklerle ilgilenir misiniz?Are you interested in flowers?
Ondan ne sonuç çıkarıyorsunuz?What do you conclude from that?
Gizemli cinayeti hatırlıyor musunuz?Do you remember the mysterious murder?
Yakında buradaki yiyecek ve içeceğin tadını çıkarmak için geleceksin.You'll soon come to enjoy the food and drink here.

İlgili Sayfalar