Ciddi felaketler onun bütün hayatını vurdu.Serious calamities struck him his whole life.
Onunla ilgili ciddi bir sorunum var.I have a serious problem with that.
Cinayetle suçlandım.I've been accused of murder.
Bir süre bu civardayım.I've been around a while.
Bu civardayım.I've been around.
2003'ten beri CIA'deyim.I've been with the CIA since 2003.
Hayatımda hiç daha ciddi olmadım.I've never been more serious in my life.
Tom'u bu civarda gördüm.I've seen Tom around.
Bu civarda bazı arkadaşlarım var.I have some friends around here.
Çok duyarlı bir cildim var.I have very sensitive skin.
Bu civarda Tom'u görmedim.I haven't seen Tom around.
Bir köpek ısırığı, bir sivrisinek ısırığından daha ciddidir.A dog bite is more serious than a mosquito bite.
Senin ciddi olduğunu fark etmedim.I didn't realize you were serious.
Ciddi olarak. Biz buna karşı bir şey yapmak zorundayız.Seriously. We have to do something against it.
Ciddi olduğunu biliyordum.I knew it was serious.
Bu civardan olmadığını biliyordum.I knew you weren't from around here.
Bunun ciddi olduğunu biliyorum.I know it was serious.
Ciddi olmadığını biliyorum.I know you're not serious.
2.30 civarında ayrıldım.I left around 2:30.
Onun cinayetinden sorunlu asıl katil sensin!The true killer responsible for her murder is you!
Tom'u çok ciddiye alma.Don't take Tom too seriously.
Onun planının başarısı hakkında ciddi şüphelerim var.I have serious doubts about their plan succeeding.
Ciddi olmadığımı söyledi.I said I wasn't serious.
Aynı cinsten bir şey söylemedim.I said nothing of the kind.
Ondan ciddi olarak şüphe ediyorum.I seriously doubt that.
Lisedeyken Fransızcayı daha ciddi şekilde çalışmalıydım.I should've studied French more seriously when I was in high school.
İşimi ciddiye alırım.I take my job seriously.
Sanırım Tom ciddi.I think Tom is serious.
Galiba gerçekten ciddisin.I think you really mean it.
Bu civata bu somuna uyuyor.This bolt fits this nut.
O, karısının cinayetinden suçlu olmasına rağmen kolay kurtuldu.Though he was guilty of the murder of his wife, he got off easy.
Her ay iki cinayet vakası vardı.Every month, there were two cases of murder.
Ciddi misin? Bana başının üzerine düşmüşsün gibi görünüyor.Are you serious? It seems to me that you've fallen on your head.
Ciddi misin? Bu bana sen delisin gibi görünüyor.Are you serious? It looks to me like you're crazy.
Eğer zamanın varsa, 3 civarında ofisime uğrar mısın?If you have the time, could you stop by my office around 3:00?
Masamın üzerinde birçok elektronik cihaz vardır.On my desk there are many electronic devices.
Civardaki birçok işaretler Fransızca yazılmış.Most signs around here are written in French.
Onun yağlı cildi var.She has oily skin.
Benim hassas bir cildim var.I have a sensitive skin.
Cildinize özen göstermeniz önemlidir.It's important to take care of your skin.
Tavuğun sekiz tane civcivi vardır.The hen has eight chicks.
Bir erkek ve bir kadın, farklı cinsiyetlerin insanlarıdır.A man and a woman are people of different genders.
Bu civarda mı yaşıyorsun?Do you live near here?
Onun ciddi bir erkek arkadaşı var.She has a serious boyfriend.
Onun ciddi bir kız arkadaşı var.He has a serious girlfriend.
Operasyon çok ciddiydi ama Tom kendinden bekleneni yaptı.The operation was very serious, but Tom came through.
Onu hemen acil servise götürmek zorundayız, o ciddi yaralı.We have to take him to the emergency room immediately, he's gravely wounded.
Sizin parmak izleriniz cinayet silahı üzerinde bulundu.Your fingerprints were found on the murder weapon.
Tom ve bir diğer kişi ciddi olarak yaralandı.Tom and one other person were seriously injured.
Seçeneklerimizi ciddi olarak yeniden gözden geçirmemiz gerekecek.I'll have to seriously reconsider our options.
Senin ciddi olmadığını düşünmeye başlıyorum.I'm beginning to think you're not serious.
Ne yazık ki durum çok ciddi.I'm afraid the situation is very serious.
Tom konuyu ciddiye almayacaktı.Tom wouldn't take the matter seriously.
Onlar şok cihazı ile Tom'u öldürdüler.They zapped Tom with the defibrillator.
Ciddi olduğunu düşünmeye başlıyorum.I'm beginning to think you're serious.
Ciddi olduğunuzu düşünmeye başlıyorum.I'm beginning to think you're serious.
Keşke geçen hafta bu civarda olsaydın.I wish you'd been around last weekend.
Tom cinayetten tutuklandı.Tom has been arrested for murder.
Onlar beni ciddiye almadı.They wouldn't take me seriously.
Ben ciddi olarak Tom'a kızgınım.I'm seriously annoyed with Tom.