Ana içeriğe geç
Sözlük

cezaevi ile cümle

cezaevi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
1950'de, Malcolm valiye bir mektup yazarak, cezaevinde Müslüman olarak ibadet etme hakkı talep etti.1950 schrieb Malcolm dem Gouverneur und verlangte das Recht den Islam im Gefängnis praktizieren zu dürfen.
1950'de, Malcolm valiye bir mektup yazarak, cezaevinde Müslüman olarak ibadet etme hakkı talep etti.في عام 1950، مالكوم كتب للحاكم مطالباً بحق ممارسة الدين الإسلامي في السجن.
78 yaşında idi. İşlemediği bir suçtan dolayı 37 yılını Louisiana Devlet Cezaevi'nde geçirdi.37 spędził w więzieniu stanowym w Louisianie za przestępstwo, którego nie popełnił.
7 Ağustos 1952'de, cezaevinde altı buçuk sene kaldıktan sonra, Malcolm tahliye edilmişti.Am 7. August 1952 wurde Malcolm nach sechseinhalb Jahren Gefängnis entlassen.
7 Ağustos 1952'de, cezaevinde altı buçuk sene kaldıktan sonra, Malcolm tahliye edilmişti. Bundan bir ay sonra,1952 년 8 월 7 일 감옥에서 6 년 반 년 후에 말 콤 나왔다. 그 한 달 내에 허용 했다
7 Ağustos 1952'de, cezaevinde altı buçuk sene kaldıktan sonra, Malcolm tahliye edilmişti. Bundan bir ay sonra,في أغسطس 7، 1952، بعد ست سنوات ونصف، مالكوم أطلق سراحه. خلال شهر تم قبوله إلى
7 Ağustos 1952'de, cezaevinde altı buçuk sene kaldıktan sonra, Malcolm tahliye edilmişti.Στις 7 Αυγούστου 1952, μετά από εξήμισι χρόνια στην φυλακή, ο Μάλκολμ αποφυλακίστηκε.
Amerika'nın her yerindeki polis kuvvetleri, Siyahi Müslüman'ları cezaevine sokmaya kararlıydı.In Städten in ganz Amerika waren polizeiliche Behörden entschlossen die schwarzen Muslime in Zaum zu halten.
Amerika'nın her yerindeki polis kuvvetleri, Siyahi Müslüman'ları cezaevine sokmaya kararlıydı.미국 전역 도시에 경찰 기관 흑인 이슬람교도 포함 하기로 결정 했다.
Ancak İsrail'de, bu cezaevi müdürü, bir şekilde bunu yapmayı başardı.Dar pentru că eram în Israel, directorul a făcut acest lucru posibil.
Ancak İsrail'de, bu cezaevi müdürü, bir şekilde bunu yapmayı başardı.하지만 여기는 이스라엘이기에 어떻게든 결국 해냈습니다.
Ancak İsrail'de, bu cezaevi müdürü, bir şekilde bunu yapmayı başardı.אבל בגלל שזאת ישראל, מנהל המעון גרם לזה לקרות.
Ancak İsrail'de, bu cezaevi müdürü, bir şekilde bunu yapmayı başardı.ولكننا في اسرائيل .. وبطريقة ما استطاع السجان ان يسمح لي بهذا ..
Ancak İsrail'de, bu cezaevi müdürü, bir şekilde bunu yapmayı başardı.所長が どうにか実現してくれました そして 2ヶ月後
Avrupa’da cezaevinde sağlıkEgészségügyi ellátás az európai börtönökben
Avrupa’da cezaevinde sağlıkFängelsehälsovård i Europa
Avrupa’da cezaevinde sağlıkGezondheidszorg in Europese gevangenissen
Avrupa’da cezaevinde sağlıkLa salute nelle carceri in Europa
Avrupa’da cezaevinde sağlıkOsoby zażywające narkotyki dożylnie
Avrupa’da cezaevinde sağlıkPomoc uživatelům drog ve věznicích
Avrupa’da cezaevinde sağlıkRussland (629) und den USA (756) gemeldeten Raten (37).
Avrupa’da cezaevinde sağlıkSănătatea în penitenciarele din Europa
Avrupa’da cezaevinde sağlıkSundhed i Europas fængsler
Avrupa’da cezaevinde sağlıkUporaba drog med zaporniško populacijo
Avrupa’da cezaevinde sağlıkZdravotná situácia vo väzniciach v Európe
Avrupa’da cezaevinde sağlıkЗдравеопазване в местата за лишаване от свобода в Европа
-Bana sorma. Ben cezaevinden yeni çıktım!Ravno sem prišel iz ječe!
-Bana sorma. Ben cezaevinden yeni çıktım!Właśnie mnie uwolnili z więzienia!
Ben cezaevinden yeni çıktım!Právě jsem se dostal z vězení! Na Saragossu!
Ben cezaevinden yeni çıktım!Έχω μόλις βγήκε από τη φυλακή!
Ben cezaevinden yeni çıktım!Току-що излязох от затвора!
Ben cezaevindeydim."Ich war im Gefängnis.
Ben cezaevindeydim.Ήμουν στην φυλακή.
Beni, cezaevi demirleriyle dünyadan ayıranЧтобы от него портной судья
Bu durum cezaevi mevcudu arasında bulaşıcı hastalıkların olası yayılmasına dair sorunlar doğurmaktadır.Det skærper problemerne med potentiel spredning af smitsomme sygdomme blandt de indsatte.
Bu durum cezaevi mevcudu arasında bulaşıcı hastalıkların olası yayılmasına dair sorunlar doğurmaktadır.Ez kérdéseket vet fel a fertőző betegségeknek a börtönpopulációban való potenciális terjedésével kapcsolatban.
Bu durum cezaevi mevcudu arasında bulaşıcı hastalıkların olası yayılmasına dair sorunlar doğurmaktadır.Jedoch liegen sowohl die nationalen Raten als auch der EU-Durchschnitt erheblich unter den aus
Bu durum cezaevi mevcudu arasında bulaşıcı hastalıkların olası yayılmasına dair sorunlar doğurmaktadır.Neljässä muussa maassa tehtyjen tutkimusten mukaan määrä on kymmenen prosenttia tai enemmän.
Bu durum cezaevi mevcudu arasında bulaşıcı hastalıkların olası yayılmasına dair sorunlar doğurmaktadır.Týmto sa zvyšuje problematika potenciálneho šírenia nákazlivých chorôb medzi väzenskou populáciou.
Bu gezilerden birinde, konuşarak tesise girmeyi başardım ve cezaevi müdürünü görmeye gittim.Así que uno de estos recorridos, hablé para entrar al recinto y fui a ver al director.
Bu gezilerden birinde, konuşarak tesise girmeyi başardım ve cezaevi müdürünü görmeye gittim.Astfel în una din călătorii, am reușit să intru în instituţie şi am fost să mă întâlnesc cu directorul.
Bu gezilerden birinde, konuşarak tesise girmeyi başardım ve cezaevi müdürünü görmeye gittim.Auf einer dieser Ausfahrten redete ich mir den Weg in die Anlage frei, um den Direktor aufzusuchen.
Bu gezilerden birinde, konuşarak tesise girmeyi başardım ve cezaevi müdürünü görmeye gittim.Durante uno dei miei giri, riuscii a intrufolarmi nel complesso e mi recai dal direttore.
Bu gezilerden birinde, konuşarak tesise girmeyi başardım ve cezaevi müdürünü görmeye gittim.Dus op een van deze ritten, geraakte ik in de instelling en ging op bezoek bij de directeur.
Bu gezilerden birinde, konuşarak tesise girmeyi başardım ve cezaevi müdürünü görmeye gittim.Jadi dalam salah satu perjalanan ini, saya pergi ke tempat itu dan menemui sipirnya.
Bu gezilerden birinde, konuşarak tesise girmeyi başardım ve cezaevi müdürünü görmeye gittim.한번은 제가 그 안에 들어가서 교도소장을 찾아갔습니다.
Bu gezilerden birinde, konuşarak tesise girmeyi başardım ve cezaevi müdürünü görmeye gittim.Trong một lần đạp xe, tôi thuyết phục để đuợc vào trại giam và gặp quản giáo ở đây.
Bu gezilerden birinde, konuşarak tesise girmeyi başardım ve cezaevi müdürünü görmeye gittim.Zatem na jednej z przejażdżek namówiłem strażników, by mnie wpuścili i poszedłem zobaczyć się ze naczelnikiem.
Bu gezilerden birinde, konuşarak tesise girmeyi başardım ve cezaevi müdürünü görmeye gittim.И така, на едно от тези пътувания си проправих път до двора и отидох да видя надзирателя.
Bu gezilerden birinde, konuşarak tesise girmeyi başardım ve cezaevi müdürünü görmeye gittim.אז באחת הרכיבות האלה, הצלחתי להכנס למתחם והלכתי לראות את מנהל המעון.
Bu gezilerden birinde, konuşarak tesise girmeyi başardım ve cezaevi müdürünü görmeye gittim.وذات رحلة .. قمت بالسير الى تلك الاصلاحية .. وذهبت الى رؤية السجان ..
Bu gezilerden birinde, konuşarak tesise girmeyi başardım ve cezaevi müdürünü görmeye gittim.話をして中に入れてもらい 所長に会いに行きました 私は所長に
Ceazevinden sonra aşırı doz ölümlerinin azaltılması cezaevi personeli için geliştirilmiştir (155).Riduzione dei decessi dovuti a overdose dopo il carcere
Ceazevinden sonra aşırı doz ölümlerinin azaltılması cezaevi personeli için geliştirilmiştir (155).Še en pristop, ki zbuja pomisleke, je zagotavljanje reševanje življenj.
Ceazevinden sonra aşırı doz ölümlerinin azaltılması cezaevi personeli için geliştirilmiştir (155).Znižovanie počtu úmrtí z predávkovania po prepustení z väzenia
Cezaevi müdürünün oldukça komiğine gitti, bana aklımı kaçırdığımı söyledi.Cela a plutôt amusé le directeur et il m'a traité de fou.
Cezaevi müdürünün oldukça komiğine gitti, bana aklımı kaçırdığımı söyledi.Dan sipir itu cukup merasa geli dan memberi tahu dia berpikir saya sudah gila.
Cezaevi müdürünün oldukça komiğine gitti, bana aklımı kaçırdığımı söyledi.De directeur was heel geamuseerd. Hij vertelde me dat hij dacht dat ik gek was.
Cezaevi müdürünün oldukça komiğine gitti, bana aklımı kaçırdığımı söyledi.Esto le causó mucha gracia y me dijo que pensaba que yo estaba loco.
Cezaevi müdürünün oldukça komiğine gitti, bana aklımı kaçırdığımı söyledi.Iar directorul a fost chiar amuzat, şi mi-a spus că se gândea că sunt ţicnit.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod