Para cezası aldım.I got fined.
İki milyon dolarlık ceza tazminatı ödüyoruz.We award punitive damages in the amount of two million dollars.
Yargıç onu beş dolar para cezasına çarptırdı.The judge fined him five dollars.
Alcatraz cezaevi 1963 yılında kapatıldı.The Alcatraz prison was closed in 1963.
Çocukları cezalandırma!Don't punish the children.
Tom cezalandırılıyor mu?Is Tom being punished?
Tom cezalandırılıyor.Tom is being punished.
Onun için Tom'u cezalandırma.Don't punish Tom for that.
Cezalandırılmayı seven adamlar var.There are men who enjoy being punished.
Mary cezaevindeki kocasını ziyaret etti.Mary visited her husband in prison.
Bana kalırsa pişmanlık en sert cezadır.For me, regret is the harshest punishment.
Ölüm cezası aldım.I've been given a death sentence.
Üç yıl ceza aldım.I've been given a three-year sentence.
Ölüm cezasına çarptırıldım.I've been sentenced to death.
Cezalandırılmam gereken kötü şeyler yaptım.I've done bad things that I should be punished for.
Asla aşırı hız cezası almadım.I've never gotten a speeding ticket.
Ben henüz üç ay önce cezaevinden çıktım.I just got out of prison three months ago.
Marika'nın Cezayirde yaşamayı kabul etmek için hazır olduğunu düşünüyor musun?Do you think Marika is ready to accept to live in Algeria?
Marika, Cezayir hakkında ne biliyor?What does Marika know about Algeria?
Marika, Cezayir hakkında ne düşünüyor?What does Marika think about Algeria?
Her iki çocuk cezalandırıldı.Both children were punished.
Tom cezalandırılmalı.Tom must be punished.
Cezaevleri delilerle dolu.Prisons are full of lunatics.
Sen Cezayir'den bir mektup gönderdin.You sent a letter from Algeria.
Cezayir güveni ve desteği hak ediyor.Algeria deserves trust and support.
Avrupa Birliği ölüm cezasını kaldırdı.The European Union has abolished the death penalty.
Polis, Tom'a bir trafik cezası yazdı.The police officer wrote Tom a ticket.
Hakim Tom'u ölüm cezasına çarptırdı.The judge sentenced Tom to death.
Yaptıklarım için cezalandırılacağım.I'll be punished for what I did.
Ben idam cezasına karşıyım.I'm against the death penalty.
Cezalandırıldığını sandım.I thought you were grounded.
Cezalı olduğunu sandım.I thought you were grounded.
Tom cezalandırılacak.Tom will be punished.
Sen Allah'ın cezasısın.You're bleeding.
Para cezası nedir?What is a fine?
Parasal ceza nedir?What is a monetary penalty?
Tom'un cezaevindeki babasını ziyaret etmesine izin verilmedi.Tom wasn't allowed to visit his father in prison.
Avustralya, İngiliz ceza kolonisi olarak kuruldu.Australia was started as a British penal colony.
Sen cezalandırılıyor musun?Are you being punished?
Yargıç Tom'a üç bin dolar para cezasına çarptırdı.The judge fined Tom three thousand dollars.
Hakim Tom'u üç bin dolar para cezasına çarptırdı.The judge fined Tom three thousand dollars.
Teksas'ta cinayet ölüm cezasını gerektiren bir suçtur.In Texas, murder is a crime punishable by death.
Bir on bin dolar para cezası mı? Bu bir şey değil.A ten thousand dollar fine? That's nothing.
On bin dolar para cezası mı? Hiçbir şey değil.A ten thousand dollar fine? That's nothing.
Bir milyon yen para cezası mı? Bu benim için önemli değil.A one million yen fine? That's nothing to me.
Gelecek ay cezamı çekmeyi bitireceğim.I will finish serving my sentence next month.
Önümüzdeki ay cezanı çekmeyi bitireceksin, değil mi?You will finish serving your sentence next month, won't you?
Gelecek ay cezasını çekmeyi bitirecek.He will finish serving his sentence next month.
O cezasını çekmeyi gelecek ay bitirecek.She will finish serving her sentence next month.
Mary gelecek ay cezasını çekmeyi bitirecek.Mary will finish serving her sentence next month.
Biz gelecek ay cezalarımızı çekmeyi bitireceğiz.We will finish serving our sentence next month.
Onlar gelecek ay cezalarını çekmeyi bitirecekler.They will finish serving their sentence next month.
Cezaevinde hiç kız var mı?Are there any girls in prison?
Çocuklarını cezalandırdı.He punished his children.
Tom çocuklarını cezalandırdı.Tom punished his children.
Dün Mary, yatırım dolandırıcılığı nedeniyle iki yıl sekiz ay hapis cezasına çarptırıldı.Yesterday Mary was sentenced to two years eight months in jail for investment fraud.
İzinsiz engelli bir bölgeye park etmek için ağır para cezası vardır.There are heavy fines for parking in a disabled zone without a permit.
Sürüş sırasında elde tutulan bir cep telefonu ile konuşmanın büyük cezaları vardır.There are big fines for talking on a hand-held mobile phone while driving.
Seni tekrar yapmaya karşı uyarıyorum, yoksa para cezasına çarptırılırsın.I warn you against doing that again, or you'll be fined.
O, polise para teklif etmek nedeniyle hapis cezasına çarptırıldı.He was jailed for offering money to the police.