Cesetler yerleştirilmişti.حشر الأجساد.
Sıkışıklığı önlemek için kampın dışına kuyular kazıp cesetleri kirecin içine attılar.داخل المعبد الهندوسي قبل أن يتم قتلهم وإخراج جسدها من الغابة.
Taraflar, her iki taraftan cesetler üzerinde dövüştüler.أوقعت الاشتباكات 40 قتيلا على كلا الجانبين.
Evcilleştirilmiş kedi cesetleri içeren insan mezarları Kıbrıs'ta 9500 yıl öncesine dayanır.كما أن بقايا القطط المستأنسة تم دفنها إلى جوار الموتى من البشر في مقابرهم قبل نحو 9.500 سنة في جزيرة قبرص.
Maximinus ve oğlunun cesetlerinin başları kesildi ve Roma'ya götürüldü.Os cadáveres de Maximino e do seu filho foram decapitados e as suas cabeças foram levadas para Roma.
Bu arada Doktor ve Nardole, kalan Lejyonun cesetlerinin kemiksiz olduğunu keşfeder.Enquanto isso, o Doutor e Nardole descobrem os cadáveres desossados da legião remanescente.
1970 yılında KGB direktörü Yuri Andropov ceset kalıntılarını yok etmek için bir operasyona izin verdi.Em 1970, o director do KGB Iúri Andropov autorizou uma operação para destruir os restos mortais.
Cesetlerinden biri Wehrmacht üniforması giymiş ve diğerinin ise üstünde sadece iç çamaşırı olduğunu söyledi.Um estava vestido com o uniforme da Wehrmacht e o outro apenas com a roupa interior.
1 yıl sonra Melville, DeLong'un ve mürettebatının cesetlerini buldu.Melville regressou um ano amis tarde e encontrou o corpo de DeLong e a sua tripulação.
Cesetleri ise gömülüyor ya da yakılıyordu.Seus corpos foram queimados e enterrados.
Schwägermann, daha sonra merdivenlerden yukarı çıktı ve çiftin cansız cesetlerini gördü.Schwägermann subiu os restantes degraus e, lá fora, viu os corpos de ambos.
Ceset dokuz gün sonra bulundu.O corpo foi encontrado três dias depois.
Ancak ceset yine orada değildir.Seu corpo não sai mais de lá.
"İşte İtiraf, İşte Ceset!«São Máximo, o Confessor».
Cesetler oğul Peter tarafından bulundu.O seu corpo foi descoberto, pelo filho Peter, que havia vindo visitá-lo.
Cesetler ağaçtan sırasıyla 300, 480 ve 630 metre uzaklıkta bulunuyor.Eles foram encontrados separadamente, a distâncias de 300, 480 e 630 metros do pinheiro.
Sovyet askerleri Führerbunker'e girdiğinde Krebs ve Burgdorf'un cesetlerini bulmuştur.Os corpos de Krebs e Burgdorf foram encontrados quando o exército soviético entrou no bunker.
Bu arada da polisler kasabanın her tarafından ceset izleri bulur.Além disso procurarão pistas por toda a vizinhança.
Libitina, Roma mitolojisinde ölümün, cesetlerin ve cenazenin tanrıçasıdır.Na mitologia romana, Libitina era a deusa dos cadáveres e dos funerais.
Hayatta kalabilmek için, ölen arkadaşlarının cesetlerini yemeye karar verdiler.Os sobreviventes tiveram que comer a carne de seus companheiros mortos para permanecerem vivos.
30 Mayıs günü sadece iki ceset bulmayı başarabildiler.Até 24 de agosto, apenas seis corpos haviam sido descobertos.
Cesetler aylâklar tarafından çevrelenmiştir.Alguns são cercados por fossos.
Hitler'in talimatlarına uygun olarak, cesetleri Reich Şansölyesinin arkasındaki bahçesinde yakıldı.De acordo com as instruções de Hitler, os seus corpos foram levados para o jardim da Chancelaria e queimados.
İşçilerin cesetleri olaydan günler sonra çıkarılabilmiştir.Poucos dias depois os corpos foram exumados.
Tabutları taşıyan gemilere saldırdılar ve cesetleri alarak kaçtılar.Ao encontrar as criaturas, eles carregaram para o caminhão.
Üç haftada da ceset çürürdü.Por três dias ele gritou horrorizado.
Üç cesete ulaşılamadı.Drie lichamen zijn nog niet teruggevonden.
Ertesi gün enkazdan dokuz ceset daha çıkarıldı.De volgende morgen werden er negen drijvende lichamen gevonden.
Cesetlerin hareket etmesi gibi...Zo als het reilt ....
Haşhaşilerin liderlerinin cesetleri Şam kalesi duvarlarından asıldılar.De lichamen van de zelfmoordenaars zullen echter aan hun nieuwe boomlichamen worden opgehangen.
Cesetler oğul Peter tarafından bulundu.De lijken werden gevonden door hun zoon.
"İşte İtiraf, İşte Ceset!Dan is er de Confessional - de biechtstoel.
Libitina, Roma mitolojisinde ölümün, cesetlerin ve cenazenin tanrıçasıdır.Libitina was in de Romeinse wereld de godin van de dood en begrafenissen.
Orada toplu mezarlardan kayıpların cesetlerini çıkarmakla meşguldür.Vandaar de wanordelijke ligging van de graven.
Cesetler yerleştirilmişti.De lijken werden gecremeerd.
Bu arada da polisler kasabanın her tarafından ceset izleri bulur.In de stad worden overal lijken gevonden.
Cesetleri ise gömülüyor ya da yakılıyordu.Niettemin werd zijn lichaam opgegraven en verbrand.
Buna göre sokaklar direnişçiler ve sivillerin cesetleriyle doludur.De straten en de pleinen van een stad liggen bezaaid met lijken van politieke tegenstanders van het regime.
Bu cesetler yaz sıcağında gayet çabuk kokuşup çürümeye başlamışlardı.In de zomer gingen de kadavers snel stinken en ontbinden.
Ceset ile öyle şiddetli sevişir ki çürümüş beden kollarının arasında çatlamaya başlar.Daar wordt het zo intens tussen hen dat het eindigt in een kus.
Daha sonra SS muhafızları fazla ceset yakmak için ek benzin kutuları getirdi ve cesetler yakıldı.Haastig werden de lijken door de SS-lijfwachten met benzine overgoten en in brand gestoken.
Ceset dokuz gün sonra bulundu.Zijn lichaam werd pas vier dagen later gevonden.
Çocukların cesetleri 10 gün sonra tanrılar tarafından gömüldü.De lichamen van terechtgestelden werden sindsdien begraven.
Bir ölüm söz konusu olduğunda, ceset yakılmadan önce 48 saatlik bir bekleme süresi vardır.Binnen 48 uur van de ondertekening van dit akkoord dient een staakt-het-vuren van kracht te worden.
Ancak ceset de buradadır.Ook de aula bevindt zich hier.
30 Mayıs günü sadece iki ceset bulmayı başarabildiler.Op 3 mei 1940 werden nog drie onthoofde lichamen gevonden in goederenwagons.
Ceset olduğu gibi bırakılarak, mezar kapatıldı.Na de bevrijding werd de gracht dichtgegooid.
Toplu mezarlar açıldı ve cesetler yakıldı.Ze werden gedwongen de massagraven te openen en de aanwezige lichamen te verbranden.
Bunlara çok sayıda ceset gömülüdür.Vele aanzienlijke families zijn daar begraven.
Cesetleri Tunca Nehri'ne atıldı.De lichamen werden meegenomen en in de rivier de Donau geworpen.
Amorphophallus titanum veya Ceset Çiçeği, Dünya'nın en kötü kokusuna sahip olan bitkidir.Amorphophallus titanum heeft de grootste onvertakte bloeiwijze van alle planten.
Maximinus ve oğlunun cesetlerinin başları kesildi ve Roma'ya götürüldü.Zenobia en haar zoon werden door de Romeinen gevangengenomen en in gouden kettingen naar Rome verbannen.
Orada üç ceset ve Judith Myers'ın kayıp mezar taşını bulur.Tam odnajduje zwłoki swoich znajomych i zaginiony grób Judith Myers.
35-40 arası infazdan sonra cesetler bir kamyona yüklendi ve mezarlık kısmına atıldı.Ciała zamordowanych w partiach po 35-40 wrzucano na ciężarówkę i wywożono do obozowego krematorium.
Burada büyük çukurlar kazıldı ve cesetler gömüldü.Tam wykopano groby i pochowano ciała.
Daha önce bulunan insan cesetlerini kurtardı ve iki köpek cesedini de çıkardılar.U tych pierwszych występuje jeden, zaś u tych drugich – dwa kłykcie potyliczne.
İnsanlar Alman cesetleri üzerinde yürüyor.Jego ciało Niemcy skremowali.
Çar 4. İvan, cesetleri nehre atmak üzere sokakta bırakılmasını emretti.Car rozkazał, by leżące na ulicach trupy wrzucać do rzeki.
Cesetlerin çoğunda göz yuvalarında yaralanmalar vardı.U większości zwłok zaobserwowano rany postrzałowe.
Pencerelerden yanmış cesetler sarktı.Przez okna wrzucano granaty ręczne.