Cesaretlendirme işin anahtarı gibi duruyor.Изглежда, че ключът се крие в подкрепата.
Cesaretlendirme işin anahtarı gibi duruyor.І тут найголовніше - підбадьорення.
Cesaretlendirme işin anahtarı gibi duruyor.Ключом может стать похвала.
Cesaretlendirme işin anahtarı gibi duruyor.נראה שעידוד הוא המפתח.
Cesaretlendirme işin anahtarı gibi duruyor.التشجيع ، يبدو ان ذلك هو المفتاح.
Cesaretlendirme işin anahtarı gibi duruyor.クパムの例でも
Hissettiğim şu ki, ilerlemek için gerekli olan şey insanları risk almaya cesaretlendirmektir.Cítim, že aby sme sa pohli dopredu, potrebujeme povzbudiť ľudí, aby riskovali.
Hissettiğim şu ki, ilerlemek için gerekli olan şey insanları risk almaya cesaretlendirmektir.Cred că ceea ce trebuie să se întâmple de acum încolo este să încurajăm oamenii să îşi asume riscuri.
Hissettiğim şu ki, ilerlemek için gerekli olan şey insanları risk almaya cesaretlendirmektir.Credo che per progredire bisogna incoraggiare la gente a rischiare.
Hissettiğim şu ki, ilerlemek için gerekli olan şey insanları risk almaya cesaretlendirmektir.Ich habe das Gefühl, dass wir beim Voranschreiten Leute ermutigen müssen, Risiken einzugehen.
Hissettiğim şu ki, ilerlemek için gerekli olan şey insanları risk almaya cesaretlendirmektir.Ik heb het gevoel dat we om vooruit te geraken, mensen moeten aanmoedigen om risico's te nemen.
Hissettiğim şu ki, ilerlemek için gerekli olan şey insanları risk almaya cesaretlendirmektir.Jeg føler, at det der skal ske for at komme videre, er at vi skal opmuntre mennesker til at tage chancer.
Hissettiğim şu ki, ilerlemek için gerekli olan şey insanları risk almaya cesaretlendirmektir.발전을 위해서는 다른 사람들에게 위험을 감수하라고 격려해 주고 싶습니다.
Hissettiğim şu ki, ilerlemek için gerekli olan şey insanları risk almaya cesaretlendirmektir.Mám pocit, že aby se věci pohnuly kupředu, je třeba podpořit lidi, aby zariskovali.
Hissettiğim şu ki, ilerlemek için gerekli olan şey insanları risk almaya cesaretlendirmektir.Siento que lo que tiene que suceder para avanzar es que tenemos que animar a la gente a arriesgarse.
Hissettiğim şu ki, ilerlemek için gerekli olan şey insanları risk almaya cesaretlendirmektir.Sinto que o que tem que acontecer para avançar é encorajar as pessoas a correr riscos.
Hissettiğim şu ki, ilerlemek için gerekli olan şey insanları risk almaya cesaretlendirmektir.Úgy érzem, hogy az előbbrejutáshoz ösztönöznünk kell az embereket a kockáztatásra.
Hissettiğim şu ki, ilerlemek için gerekli olan şey insanları risk almaya cesaretlendirmektir.Мне кажется, что для движения вперёд нам нужно поощрять людей идти на риск.
Hissettiğim şu ki, ilerlemek için gerekli olan şey insanları risk almaya cesaretlendirmektir.אני חש שמה שצריך לקרות על מנת להתקדם הוא שעלינו לעודד אנשים לקחת סיכונים.
Hissettiğim şu ki, ilerlemek için gerekli olan şey insanları risk almaya cesaretlendirmektir.أشعر أن ما يجب أن يحدث هو الإنتقال إلى الأمام ونحن بحاجة لتشجيع الناس على تحمل المخاطر.
Hissettiğim şu ki, ilerlemek için gerekli olan şey insanları risk almaya cesaretlendirmektir.人々を勇気づけていく必要があると思います 危険そうな条件でも
İnsanları enerjiyi daha iyi kullanmaları için cesaretlendirmek istedik.Am vrut să încurajăm oamenii să folosească energia mai eficient.
İnsanları enerjiyi daha iyi kullanmaları için cesaretlendirmek istedik.Chcieliśmy namówić ludzi do lepszego wykorzystywania energii.
İnsanları enerjiyi daha iyi kullanmaları için cesaretlendirmek istedik.Chúng tôi muốn động viên mọi người sử dụng năng lượng tiết kiệm.
İnsanları enerjiyi daha iyi kullanmaları için cesaretlendirmek istedik.Et nous avons voulu essayer d'encourager les gens à mieux utiliser l'énergie.
İnsanları enerjiyi daha iyi kullanmaları için cesaretlendirmek istedik.우리는 사람들이 에너지를 잘 이용할 수 있게끔 북돋워주고 싶었습니다.
İnsanları enerjiyi daha iyi kullanmaları için cesaretlendirmek istedik.Meg akartuk próbálni az embereket hatékonyabb energiafelhasználásra ösztönözni.
İnsanları enerjiyi daha iyi kullanmaları için cesaretlendirmek istedik.Ons doel was mensen te motiveren om energie beter te gebruiken.
İnsanları enerjiyi daha iyi kullanmaları için cesaretlendirmek istedik.Queríamos motivar a la gente para usar mejor la energía.
İnsanları enerjiyi daha iyi kullanmaları için cesaretlendirmek istedik.Volevamo provare a incoraggiare la gente ad usare meglio l'energia.
İnsanları enerjiyi daha iyi kullanmaları için cesaretlendirmek istedik.Wir wollten versuchen, die Leute zu motivieren, Energie besser zu nutzen.
İnsanları enerjiyi daha iyi kullanmaları için cesaretlendirmek istedik.Και θέλαμε να προσπαθήσουμε και να ενθαρρύνουμε τον κόσμο να χρησιμοποιεί την ενέργεια με καλύτερο τρόπο.
İnsanları enerjiyi daha iyi kullanmaları için cesaretlendirmek istedik.Мы хотели стимулировать людей на сбережение энергии.
İnsanları enerjiyi daha iyi kullanmaları için cesaretlendirmek istedik.כשנכנסתי לסדנא, אבל למדתי במהירות. ורצינו לנסות ולעודד אנשים להשתמש באנרגיה בצורה יותר חסכונית.
İnsanları enerjiyi daha iyi kullanmaları için cesaretlendirmek istedik.وأردنا أن نحاول و نشجع الناس على استعمال أفضل لطاقة.
İnsanları enerjiyi daha iyi kullanmaları için cesaretlendirmek istedik.作りたいと思いました 電力計の目盛を読んで
İnsanları onları korkutabilecek fırsatlardan korkmamaya cesaretlendirmeliyiz.Dobbiamo educare a non aver paura delle opportunità che sembrano spaventose.
İnsanları onları korkutabilecek fırsatlardan korkmamaya cesaretlendirmeliyiz.Kita perlu untuk mendukung orang agar tidak takut terhadap kesempatan yang menakutkan bagi mereka.
İnsanları onları korkutabilecek fırsatlardan korkmamaya cesaretlendirmeliyiz.주어진 기회들을 겁먹지 말라고 사람들에게 교육을 시킬 필요가 있습니다.
İnsanları onları korkutabilecek fırsatlardan korkmamaya cesaretlendirmeliyiz.Nous devons encourager les gens à ne pas avoir peur des opportunités qui peuvent leur faire peur.
İnsanları onları korkutabilecek fırsatlardan korkmamaya cesaretlendirmeliyiz.Potřebujeme povzbudit lidi, aby se nebáli možností, které je mohou děsit.
İnsanları onları korkutabilecek fırsatlardan korkmamaya cesaretlendirmeliyiz.Precisamos de encorajar as pessoas a não ter medo de oportunidades que as possam assustar.
İnsanları onları korkutabilecek fırsatlardan korkmamaya cesaretlendirmeliyiz.Rá kell bírnunk őket, hogy ne féljenek a néha rémisztő lehetőségektől.
İnsanları onları korkutabilecek fırsatlardan korkmamaya cesaretlendirmeliyiz.Tenemos que animar a la gente a que no tenga miedo de las oportunidades que pueden asustarlos.
İnsanları onları korkutabilecek fırsatlardan korkmamaya cesaretlendirmeliyiz.Treba ich povzbudiť, aby sa nebáli príležitostí, ktoré ich môžu vystrašiť.
İnsanları onları korkutabilecek fırsatlardan korkmamaya cesaretlendirmeliyiz.Trebuie să încurajăm oamenii să nu le fie teama de oportunităţile care i-ar speria în mod normal.
İnsanları onları korkutabilecek fırsatlardan korkmamaya cesaretlendirmeliyiz.Vi skal opmuntre mennesker til ikke at være bange for muligheder, der måske gør dem bange.
İnsanları onları korkutabilecek fırsatlardan korkmamaya cesaretlendirmeliyiz.We moeten mensen aanmoedigen om niet bang te zijn van de kansen die hen angst aanjagen.
İnsanları onları korkutabilecek fırsatlardan korkmamaya cesaretlendirmeliyiz.Wir müssen Leute ermutigen, keine Angst zu haben vor Möglichkeiten, die sie vielleicht verängstigen.
İnsanları onları korkutabilecek fırsatlardan korkmamaya cesaretlendirmeliyiz.Πρέπει να ενθαρρύνουμε τον κόσμο να μη φοβάται τις ευκαιρίες που μπορεί να το φοβίζουν.
İnsanları onları korkutabilecek fırsatlardan korkmamaya cesaretlendirmeliyiz.Нам нужно поощрять людей не бояться пугающих возможностей.
İnsanları onları korkutabilecek fırsatlardan korkmamaya cesaretlendirmeliyiz.Трябва да насърчаваме хората да не се страхуват от възможности, които може да ги изплашат.
İnsanları onları korkutabilecek fırsatlardan korkmamaya cesaretlendirmeliyiz.עלינו לעודד אנשים לא לפחד מהזדמנויות אשר עלולות להפחיד אותם.
İnsanları onları korkutabilecek fırsatlardan korkmamaya cesaretlendirmeliyiz.نحن بحاجة لتشجيع الناس على ألا تخاف من الفرص التي قد تخوفهم.
İnsanları onları korkutabilecek fırsatlardan korkmamaya cesaretlendirmeliyiz.恐れないよう応援すべきです 結局これからは 恐れを
Onların cesaretlendirmeleri sayesinde... ...fotoğrafçılık hayatında verimli bir uğraşa dönüştü.Dankzij hun steun, werd fotografie een productief deel van haar leven.
Onların cesaretlendirmeleri sayesinde... ...fotoğrafçılık hayatında verimli bir uğraşa dönüştü.Graças a esse apoio a fotografia... ...tinha-se transformado num interesse produtivo na sua vida.
Onların cesaretlendirmeleri sayesinde... ...fotoğrafçılık hayatında verimli bir uğraşa dönüştü.Gracias a su estímulo... ...la fotografía se convirtió en un interés productivo en su vida.
Onların cesaretlendirmeleri sayesinde... ...fotoğrafçılık hayatında verimli bir uğraşa dönüştü.Hála bátorításuknak, a fényképezés kezdett produktív hobbivá válni az életében.
Onların cesaretlendirmeleri sayesinde... ...fotoğrafçılık hayatında verimli bir uğraşa dönüştü.بفضل تشجيعهم التصوير أصبح اهتماماً منتجاً في حياتها