'Ben nereden bileyim?' Alice, dedi şaşırttı kendi cesareti.או חצרנים, או שלושה ילדים משלה. "איך אני יכול לדעת?" אמרה אליס, מופתעת על האומץ שלה.
'Ben nereden bileyim?' Alice, dedi şaşırttı kendi cesareti.أو الخدم ، أو ثلاثة من أطفالها. "كيف لي أن أعرف؟" وقال اليس ، فاجأ في شجاعتها الخاصة.
'Ben nereden bileyim?' Alice, dedi şaşırttı kendi cesareti.彼女自身に勇気。 、'これは。MINEのないビジネスない"女王は激怒with真っ赤になり、
Bir gün eşim işten geldi ve dürüst bir konuşma yapabilmek için gözyaşlarıyla, cesaretini topladıEn dag kom min fru hem från jobbet och samlade modet, genom många tårar, att ha en väldigt ärlig konversation.
Bir gün eşim işten geldi ve dürüst bir konuşma yapabilmek için gözyaşlarıyla, cesaretini topladıJednoho dne přišla z práce a sebrala odvahu a přes spoustu slz jsme si upřímně promluvili.
Bir gün eşim işten geldi ve dürüst bir konuşma yapabilmek için gözyaşlarıyla, cesaretini topladı어느날, 제 아내는 일터에서 돌아와서 많은 눈물을 흘리다가 용기를 내어 아주 솔직한 대화를 하자고 했습니다.
Bir gün eşim işten geldi ve dürüst bir konuşma yapabilmek için gözyaşlarıyla, cesaretini topladıMoja żona przyszła kiedyś z pracy i przez łzy zebrała się na odwagę, żeby przeprowadzić szczerą rozmowę.
Bir gün eşim işten geldi ve dürüst bir konuşma yapabilmek için gözyaşlarıyla, cesaretini topladıMột hôm vợ tôi đi về nhà và lấy hết can đảm, với rất nhiều nước mắt, để có một cuộc trò chuyện trung thực.
Bir gün eşim işten geldi ve dürüst bir konuşma yapabilmek için gözyaşlarıyla, cesaretini topladıЕдин ден жена ми се върна от работа и събра куража през много сълзи да проведем един открит разговор.
Bir gün eşim işten geldi ve dürüst bir konuşma yapabilmek için gözyaşlarıyla, cesaretini topladıיום אחד אישתי באה הביתה מהעבודה אזרה אומץ, דרך הרבה דמעות, לדבר שיחה כנה.
Bir gün eşim işten geldi ve dürüst bir konuşma yapabilmek için gözyaşlarıyla, cesaretini topladıحتى عادت ذات يوم زوجتي من عملها وتشجعت وقالت لي الحقيقة .. بين كثير من الدموع حيث كانت صريحة للغاية
Bir gün eşim işten geldi ve dürüst bir konuşma yapabilmek için gözyaşlarıyla, cesaretini topladı涙を流しながら思い切って 正直な気持ちを打ち明けてくれました 「貴方のことをもう愛してないの」と
Bir savaşçının cesaretiyle ve bir gizemcinin zarafetiyle hayatlarını insanlığa adayan대단한 사람들에게 이끌렸어요. 전사의 용기와 영적인 자의 자비심을 모두 갖고 있는 사람들이죠.
Bir savaşçının cesaretiyle ve bir gizemcinin zarafetiyle hayatlarını insanlığa adayanשמקדישים את חייהם למען האנושות עם עוז הרוח של הלוחמים וחסד המיסטיקנים --
Bir savaşçının cesaretiyle ve bir gizemcinin zarafetiyle hayatlarını insanlığa adayanهؤلاء اللذين استطاعوا ان يهبوا حياتهم للانسانية بعزيمة المحارب وبإطمئنان الصوفي
Bir savaşçının cesaretiyle ve bir gizemcinin zarafetiyle hayatlarını insanlığa adayan私は生涯 魅力を 感じてきました 例えば マーティン・ルーサー・キング・ジュニア
Bir şey Sayın Bunting cesaretini tuttu; bu hırsız bir mukim olduğu ikna köy.Een ding bleef heer Bunting de moed, de overtuiging dat dit inbreker was een inwoner in het dorp.
Bir şey Sayın Bunting cesaretini tuttu; bu hırsız bir mukim olduğu ikna köy.Egy dolog tartotta Mr. sármány bátorsága, a meggyőzés, hogy ez a betörő egy rezidens A községben.
Bir şey Sayın Bunting cesaretini tuttu; bu hırsız bir mukim olduğu ikna köy.Eine Sache gehalten Mr. Bunting Mut, die Überzeugung, dass diese Einbrecher ansässig war im Dorf.
Bir şey Sayın Bunting cesaretini tuttu; bu hırsız bir mukim olduğu ikna köy.Ena stvar vodi pogum gospod strnad je, the prepričevanja, da je to Vlomilec je rezident v naselju.
Bir şey Sayın Bunting cesaretini tuttu; bu hırsız bir mukim olduğu ikna köy.En sak höll Mr Bunting mod, den övertalning att detta inbrottstjuv var bosatt i byn.
Bir şey Sayın Bunting cesaretini tuttu; bu hırsız bir mukim olduğu ikna köy.Jedna věc, kterou držel pan Bunting odvaha, přesvědčení, že zloděj byl rezidentem v obci.
Bir şey Sayın Bunting cesaretini tuttu; bu hırsız bir mukim olduğu ikna köy.Jedna vec, ktorú držal pán Bunting odvaha, presvedčenie, že zlodej bol rezidentom v dedine.
Bir şey Sayın Bunting cesaretini tuttu; bu hırsız bir mukim olduğu ikna köy.Jedno przechowywane odwagę Pan Bunting to, przekonywania, że to włamywacz był rezydentem we wsi.
Bir şey Sayın Bunting cesaretini tuttu; bu hırsız bir mukim olduğu ikna köy.한가지 씨 깃발천의 용기를 보관,이 강도는 거주자라고 설득 마을 인치
Bir şey Sayın Bunting cesaretini tuttu; bu hırsız bir mukim olduğu ikna köy.Một điều giữ lòng can đảm của ông Bunting, thuyết phục tên trộm này là đối tượng cư trú trong làng.
Bir şey Sayın Bunting cesaretini tuttu; bu hırsız bir mukim olduğu ikna köy.Satu hal yang terus keberanian Mr Bunting; persuasi bahwa pencuri ini adalah penduduk di desa.
Bir şey Sayın Bunting cesaretini tuttu; bu hırsız bir mukim olduğu ikna köy.Uma coisa que manteve a coragem do Sr. Bunting, a persuasão de que esse ladrão era um residente na aldeia.
Bir şey Sayın Bunting cesaretini tuttu; bu hırsız bir mukim olduğu ikna köy.Una cosa mantenuto coraggio Mr. Bunting, la persuasione che questo ladro è stato un residente nel villaggio.
Bir şey Sayın Bunting cesaretini tuttu; bu hırsız bir mukim olduğu ikna köy.Una cosa que mantiene el valor del Sr. Bunting, la persuasión de que el ladrón era un residente en el pueblo.
Bir şey Sayın Bunting cesaretini tuttu; bu hırsız bir mukim olduğu ikna köy.Une chose gardé le courage de M. Bunting; la persuasion que ce cambrioleur était un résident dans le village.
Bir şey Sayın Bunting cesaretini tuttu; bu hırsız bir mukim olduğu ikna köy.Un lucru păstrat curajul domnului Bunting lui; convingere că acest hoţ a fost rezident în sat.
Bir şey Sayın Bunting cesaretini tuttu; bu hırsız bir mukim olduğu ikna köy.Yksi asia pitää Mr. Bunting rohkeus, houkuttelu, jolla tämä murtovaras oli asukas kylässä.
Bir şey Sayın Bunting cesaretini tuttu; bu hırsız bir mukim olduğu ikna köy.Ένα πράγμα που διατηρούνται θάρρος του κ. Bunting του? Την πειθώ ότι αυτό διαρρήκτης ήταν κάτοικος στο χωριό.
Bir şey Sayın Bunting cesaretini tuttu; bu hırsız bir mukim olduğu ikna köy.Едно нещо, което запази кураж на г-н овесарка, убеждаване, че този крадец е местно лице в селото.
Bir şey Sayın Bunting cesaretini tuttu; bu hırsız bir mukim olduğu ikna köy.Одна вещь хранится смелость г-н Бантинг, убеждение, что это грабитель был жителем в деревне.
Bir şey Sayın Bunting cesaretini tuttu; bu hırsız bir mukim olduğu ikna köy.Одна річ зберігається сміливість пан Бантінг, переконання, що це грабіжник був жителем в селі.
Bir şey Sayın Bunting cesaretini tuttu; bu hırsız bir mukim olduğu ikna köy.أبقى شيء واحد شجاعة السيد الرايات و، والإقناع أن هذا اللص كان مقيما في القرية.
Bir şey Sayın Bunting cesaretini tuttu; bu hırsız bir mukim olduğu ikna köy.村インチ 彼らはお金の割れ目を聞いて、強盗は、ハウスキーピングを発見したことに気づいた
Bizim kuşağın doğru olanı korumak için vicdani cesaretimiz tarafından yargılanacağına inanıyorum.Cred că generaţia noastră va fi judecată după curajul de a face ce e corect.
Bizim kuşağın doğru olanı korumak için vicdani cesaretimiz tarafından yargılanacağına inanıyorum.Ik geloof dat onze generatie beoordeeld zal worden op onze morele moed om te beschermen wat juist is.
Bizim kuşağın doğru olanı korumak için vicdani cesaretimiz tarafından yargılanacağına inanıyorum.Jag tror att vår generation vill bli bedömd utifrån vårt moraliska mod att försvara det som är rätt.
Bizim kuşağın doğru olanı korumak için vicdani cesaretimiz tarafından yargılanacağına inanıyorum.Je crois que notre génération sera jugée pour son courage moral à protéger ce qui est juste.
Bizim kuşağın doğru olanı korumak için vicdani cesaretimiz tarafından yargılanacağına inanıyorum.저는 우리 세대가 옳은 것을 보호하고자 하는 우리의 윤리적 용기의 정도에 따라 평가받을 거라 믿습니다.
Bizim kuşağın doğru olanı korumak için vicdani cesaretimiz tarafından yargılanacağına inanıyorum.Nasze pokolenie zostanie osądzone na podstawie moralnej odwagi do ochrony tego, co dobre.
Bizim kuşağın doğru olanı korumak için vicdani cesaretimiz tarafından yargılanacağına inanıyorum.Saya percaya bahwa generasi kita akan dinilai dari keberanian moral kita untuk melindungi apa yang benar.
Bizim kuşağın doğru olanı korumak için vicdani cesaretimiz tarafından yargılanacağına inanıyorum.Věřím, že naše generace bude souzena podle morální odvahy chránit to, co je správné.
Bizim kuşağın doğru olanı korumak için vicdani cesaretimiz tarafından yargılanacağına inanıyorum.Yo creo que nuestra generación será juzgada por nuestro valor moral para proteger lo que es correcto.
Bizim kuşağın doğru olanı korumak için vicdani cesaretimiz tarafından yargılanacağına inanıyorum.Πιστεύω ότι η γενιά μας θα κριθεί από το ηθικό μας σθένος να προστατεύσει το σωστό.
Bizim kuşağın doğru olanı korumak için vicdani cesaretimiz tarafından yargılanacağına inanıyorum.Думаю, наше поколение будут судить по его мужеству защищать то, что нам кажется правильным.
Bizim kuşağın doğru olanı korumak için vicdani cesaretimiz tarafından yargılanacağına inanıyorum.Смятам, че поколението ни ще бъде оценявано според нашата морална смелост да защитим това,което е правилно.
Bizim kuşağın doğru olanı korumak için vicdani cesaretimiz tarafından yargılanacağına inanıyorum.Я вірю, що наше покоління буде засуджене за нашу моральну мужність захищати правильне.
Bizim kuşağın doğru olanı korumak için vicdani cesaretimiz tarafından yargılanacağına inanıyorum.אני מאמין שהדור שלנו יישפט לפי האומץ המוסרי שלנו להגן על מה שצודק,
Bizim kuşağın doğru olanı korumak için vicdani cesaretimiz tarafından yargılanacağına inanıyorum.正しいことを守り抜く 道徳的な勇気で判断されると 価値のある行動は 何らかの犠牲を伴います
Bu cesareti nereden alıyorsun?Honnan jön ez a bátorság?
Bu cesareti nereden alıyorsun?Από πού την πήρες άραγε αυτή την απερισκεψία;
Bu cesareti nereden alıyorsun?من اين جئتي بهذه الشجاعة ؟
Bu hizmeti Tanrının merhametiyle üstlendiğimiz için cesaretimizi yitirmeyiz.Annakokáért, mivelhogy ilyen szolgálatban vagyunk, a mint a kegyelmet nyertük, nem csüggedünk el;
Bu hizmeti Tanrının merhametiyle üstlendiğimiz için cesaretimizi yitirmeyiz.C`est pourquoi, ayant ce ministère, selon la miséricorde qui nous a été faite, nous ne perdons pas courage.
Bu hizmeti Tanrının merhametiyle üstlendiğimiz için cesaretimizi yitirmeyiz.Därför, då vi nu, genom den barmhärtighet som har vederfarits oss, hava detta ämbete, så fälla vi icke modet.