Amatsya cesaretini toplayarak ordusunu Tuz Vadisine götürdü. Yahudalılar orada on bin Seirliyi öldürdü.A-ma-xia làm dạn dĩ, kéo dân sự mình đến trũng Muối, đánh một vạn người của dân Sê -i-rơ.
Amatsya cesaretini toplayarak ordusunu Tuz Vadisine götürdü. Yahudalılar orada on bin Seirliyi öldürdü.A-ma-xia làm dạn_dĩ , kéo dân_sự mình đến trũng Muối , đánh một vạn người của dân Sê - i-rơ .
Amatsya cesaretini toplayarak ordusunu Tuz Vadisine götürdü. Yahudalılar orada on bin Seirliyi öldürdü.Amazias, cobrando ânimo, conduziu o seu povo, e foi ao Vale do Sal, onde matou dez mil dos filhos de Seir.
Amatsya cesaretini toplayarak ordusunu Tuz Vadisine götürdü. Yahudalılar orada on bin Seirliyi öldürdü.Amazja tog nu Mod til sig og førte sine Krigere til Saltdalen og nedhuggede 10.000 af Se'iriterne;
Amatsya cesaretini toplayarak ordusunu Tuz Vadisine götürdü. Yahudalılar orada on bin Seirliyi öldürdü.아마샤가 담력을 내어 그 백성을 거느리고 염곡에 이르러 세일 자손 일만을 죽이고
Amatsya cesaretini toplayarak ordusunu Tuz Vadisine götürdü. Yahudalılar orada on bin Seirliyi öldürdü.Mezi tím Amaziáš posiliv se, vedl lid svůj, a táhl do údolí solnatého, a porazil synů Seir deset tisíců.
Amatsya cesaretini toplayarak ordusunu Tuz Vadisine götürdü. Yahudalılar orada on bin Seirliyi öldürdü.Mutta Amasja rohkaisi mielensä, lähti ja vei väkensä Suolalaaksoon ja surmasi seiriläisiä kymmenen tuhatta.
Amatsya cesaretini toplayarak ordusunu Tuz Vadisine götürdü. Yahudalılar orada on bin Seirliyi öldürdü.Pero Amasías se esforzó y guió a su pueblo; fue al valle de la Sal y mató a 10.000 de los hijos de Seír
Amatsya cesaretini toplayarak ordusunu Tuz Vadisine götürdü. Yahudalılar orada on bin Seirliyi öldürdü.А Амасия отважился и повел народ свой, и пошел на долину Соляную и побил сынов Сеира десять тысяч;
Amatsya cesaretini toplayarak ordusunu Tuz Vadisine götürdü. Yahudalılar orada on bin Seirliyi öldürdü.ואמציהו התחזק וינהג את עמו וילך גיא המלח ויך את בני שעיר עשרת אלפים׃
Amatsya cesaretini toplayarak ordusunu Tuz Vadisine götürdü. Yahudalılar orada on bin Seirliyi öldürdü.واما امصيا فتشدد واقتاد شعبه وذهب الى وادي الملح وضرب من بني ساعير عشرة آلاف.
Amatsya cesaretini toplayarak ordusunu Tuz Vadisine götürdü. Yahudalılar orada on bin Seirliyi öldürdü.亞 瑪 謝 壯 起 膽 來 、 率 領 他 的 民 到 鹽 谷 、 殺 了 西 珥 人 一 萬
Amatsya cesaretini toplayarak ordusunu Tuz Vadisine götürdü. Yahudalılar orada on bin Seirliyi öldürdü.亞瑪謝壯 起 膽來 、 率領 他 的 民到 鹽谷 、 殺 了 西珥人一萬
Ancak, bu adamın itibarı ve cesareti sayesinde그런데도, 이 분의 칭찬받을 만한 용기이기도 한데요,
Ancak, bu adamın itibarı ve cesareti sayesindeNo obstante, el crédito es de ese hombre y su coraje ya que dijo:
Ancak, bu adamın itibarı ve cesareti sayesinde "Peki, gideceğim." dedi.Mimo tego sędzia zgodził się, należy podziwiać jego odwagę.
Ancak, bu adamın itibarı ve cesareti sayesinde(Râsete) Oricum, e meritul și curajul acestui om pentru că a spus:
Ancak, bu adamın itibarı ve cesareti sayesindeבכל אופן, ייאמר לזכותו של האיש שהיה לו האומץ
Ancak, bu adamın itibarı ve cesareti sayesindeولكن على الرغم من ذلك، انها شرف لهذا الرجل وشجاعته
Ancak, bu adamın itibarı ve cesareti sayesinde「行きましょう」
Başarınızı kendi cesaretiniz, kendinize güveniniz, kendi bireysel çalışmanız belirleyecek.A sikereiteket a saját kitartásotok, a saját önbizalmatok, és a saját kemény munkátok határozza meg.
Başarınızı kendi cesaretiniz, kendinize güveniniz, kendi bireysel çalışmanız belirleyecek.Dina framgånger kommer att avgöras av din egna uthållighet, ditt egna självförtroende, ditt egna hårda arbete.
Başarınızı kendi cesaretiniz, kendinize güveniniz, kendi bireysel çalışmanız belirleyecek.Il vostro successo sarà determinato dal vostro coraggio, dalla fiducia in voi stesse, dal vostro duro lavoro.
Başarınızı kendi cesaretiniz, kendinize güveniniz, kendi bireysel çalışmanız belirleyecek.Je succes zal afhangen van je eigen kracht, je eigen vertrouwen, je eigen individuele harde werken.
Başarınızı kendi cesaretiniz, kendinize güveniniz, kendi bireysel çalışmanız belirleyecek.Kesuksesan Anda akan ditentukan oleh keuletan Anda sendiri, kepercayaan diri Anda, kerja keras Anda sendiri.
Başarınızı kendi cesaretiniz, kendinize güveniniz, kendi bireysel çalışmanız belirleyecek.여러분들의 성공은 여러분 자신의 강건한 자세와 자신감, 그리고 개개인의 노력의 결과로 따라오게 될 것입니다. 여러분을 성공으로 이끌 것 입니다.
Başarınızı kendi cesaretiniz, kendinize güveniniz, kendi bireysel çalışmanız belirleyecek.Menestyksesi määräytyy oman luonteenlujuutesi, itsevarmuutesi ja henkilökohtaisen ahkeruutesi mukaan.
Başarınızı kendi cesaretiniz, kendinize güveniniz, kendi bireysel çalışmanız belirleyecek.Succesul tau va fi determinat de taria ta de caracter, de increderea ta, de munca ta individuala sustinuta.
Başarınızı kendi cesaretiniz, kendinize güveniniz, kendi bireysel çalışmanız belirleyecek.Sukces zależy od waszego hartu ducha, Sukces zależy od waszego hartu ducha, wiary w siebie i ciężkiej pracy.
Başarınızı kendi cesaretiniz, kendinize güveniniz, kendi bireysel çalışmanız belirleyecek.Tú éxito estará determinado por tu propia fortaleza, tu propia confianza, tu trabajo individual bien hecho.
Başarınızı kendi cesaretiniz, kendinize güveniniz, kendi bireysel çalışmanız belirleyecek.Váš úspech bude ovplyvnený vašou statočnosťou, sebadôverou, vlastnou tvrdou prácou.
Başarınızı kendi cesaretiniz, kendinize güveniniz, kendi bireysel çalışmanız belirleyecek.Váš úspěch bude záležet na na vaší statečnosti, na vaší smělosti, na vašem vlastním těžkém úsilí.
Başarınızı kendi cesaretiniz, kendinize güveniniz, kendi bireysel çalışmanız belirleyecek.Votre réussite dépendra de votre propre force morale, de votre confiance en vous, de vos efforts individuels.
Başarınızı kendi cesaretiniz, kendinize güveniniz, kendi bireysel çalışmanız belirleyecek.Ваш успех будет зависеть от вашей собственной силы духа, уверенности в себе и вашего личного большого труда.
Başarınızı kendi cesaretiniz, kendinize güveniniz, kendi bireysel çalışmanız belirleyecek.Ваш успіх визначить ваша сила духу, ваша впевненість і ваша важка праця.
Başarınızı kendi cesaretiniz, kendinize güveniniz, kendi bireysel çalışmanız belirleyecek.הצלחתכן תלויה באומץ שלכן, בביטחון העצמי ובעבודה הקשה שתשקיעו.
Başarınızı kendi cesaretiniz, kendinize güveniniz, kendi bireysel çalışmanız belirleyecek.نجاحك سيتم تحديده بثباتكم الخاص، بثقتكم أنتم، عملكم الفردي الجاد.
Başarınızı kendi cesaretiniz, kendinize güveniniz, kendi bireysel çalışmanız belirleyecek.あなたの不屈の精神に あなたの自信に そして懸命さによって決まります それが私達の住む世界の現実なのです
-Ben de öyle umuyorum. -Cesareti yok. -Önemsemesi için dua ediyorum.Не му стиска.
'Ben nereden bileyim?' Alice, dedi şaşırttı kendi cesareti."Ako to mám vedieť?" Povedala Alica, prekvapil na vlastnú odvahu.
'Ben nereden bileyim?' Alice, dedi şaşırttı kendi cesareti."Bagaimana aku bisa tahu?" Kata Alice, terkejut pada keberanian sendiri.
'Ben nereden bileyim?' Alice, dedi şaşırttı kendi cesareti.'Come faccio a saperlo?' Disse Alice, sorpresa al suo coraggio.
'Ben nereden bileyim?' Alice, dedi şaşırttı kendi cesareti."Comment saurais-je?", Dit Alice, surprise à son propre courage.
'Ben nereden bileyim?' Alice, dedi şaşırttı kendi cesareti.'Como eu vou saber? ", Disse Alice, surpresa em sua própria coragem.
'Ben nereden bileyim?' Alice, dedi şaşırttı kendi cesareti."Cum ar trebui să ştiu?", A spus Alice, surprins la curajul ei.
'Ben nereden bileyim?' Alice, dedi şaşırttı kendi cesareti.'Hoe moet ik dat weten?' Zei Alice, verrast op haar eigen moed.
'Ben nereden bileyim?' Alice, dedi şaşırttı kendi cesareti."Honnan tudjam?" Mondta Alice, meglepve rá a saját bátorságát.
'Ben nereden bileyim?' Alice, dedi şaşırttı kendi cesareti."Hur ska jag veta?", Sade Alice, förvånad på egen mod.
'Ben nereden bileyim?' Alice, dedi şaşırttı kendi cesareti."Hvordan skulle jeg vide det?" Sagde Alice, overrasket på hendes eget mod.
'Ben nereden bileyim?' Alice, dedi şaşırttı kendi cesareti."Jak to mám vědět?" Řekla Alenka, překvapil na vlastní odvahu.
'Ben nereden bileyim?' Alice, dedi şaşırttı kendi cesareti."Kako naj vem?" Je povedala Alice, presenetil na lastno pogum.
'Ben nereden bileyim?' Alice, dedi şaşırttı kendi cesareti.또는 가신, 또는 자신 아동의 셋. '내가 어떻게 알아? "앨리스는 말했다 놀란 자기 용기에.
'Ben nereden bileyim?' Alice, dedi şaşırttı kendi cesareti.Làm thế nào tôi nên biết? "Alice, ngạc nhiên lòng can đảm của chính mình.
'Ben nereden bileyim?' Alice, dedi şaşırttı kendi cesareti."Mistä minä tiedän?" Sanoi Alice, yllättynyt hänen omassa rohkeutta.
'Ben nereden bileyim?' Alice, dedi şaşırttı kendi cesareti."Skąd mam wiedzieć?" Powiedziała Alice, zaskoczony na własną odwagą.
'Ben nereden bileyim?' Alice, dedi şaşırttı kendi cesareti."Wie soll ich das wissen", sagte Alice, überrascht an ihrer eigenen Courage.
'Ben nereden bileyim?' Alice, dedi şaşırttı kendi cesareti."Πώς πρέπει να γνωρίζω;", δήλωσε ο Alice, έκπληκτος με το δικό της θάρρος.
'Ben nereden bileyim?' Alice, dedi şaşırttı kendi cesareti."Как я могу знать?" Сказала Алиса, удивляясь на свой страх и мужество.
'Ben nereden bileyim?' Alice, dedi şaşırttı kendi cesareti."Откъде да знам?", Казва Алис, изненада в собствената си смелост.
'Ben nereden bileyim?' Alice, dedi şaşırttı kendi cesareti."Як я можу знати?" Сказала Аліса, дивуючись на свій страх і мужність.