Çocuğu diri olarak evine götüren imanlılar bu olaydan büyük cesaret aldılar.Men de bragte det unge Menneske levende op og vare ikke lidet trøstede.
Çocuğu diri olarak evine götüren imanlılar bu olaydan büyük cesaret aldılar.Och de förde ynglingen hem levande och kände sig nu icke litet tröstade.
Çocuğu diri olarak evine götüren imanlılar bu olaydan büyük cesaret aldılar.Orang-orang membawa pulang pemuda itu hidup ke rumahnya. Mereka merasa senang dan sangat terhibur
Çocuğu diri olarak evine götüren imanlılar bu olaydan büyük cesaret aldılar.Sie brachten aber den Knaben lebendig und wurden nicht wenig getröstet.
Çocuğu diri olarak evine götüren imanlılar bu olaydan büyük cesaret aldılar.Τον δε νεον εφεραν ζωντα και παρηγορηθησαν καθ' υπερβολην.
Çocuğu diri olarak evine götüren imanlılar bu olaydan büyük cesaret aldılar.И когато се събра с нас в Асон, прибрахме го и дойдохме в Митилин.
Çocuğu diri olarak evine götüren imanlılar bu olaydan büyük cesaret aldılar.Между тем отрока привели живого, и немало утешились.
Çocuğu diri olarak evine götüren imanlılar bu olaydan büyük cesaret aldılar.Привели ж хлопця живого і втішились немало.
Çocuğu diri olarak evine götüren imanlılar bu olaydan büyük cesaret aldılar.והם הביאו את הנער חי וינחמו עד מאד׃
Çocuğu diri olarak evine götüren imanlılar bu olaydan büyük cesaret aldılar.وأتوا بالفتى حيّا وتعزوا تعزية ليست بقليلة
Çocuğu diri olarak evine götüren imanlılar bu olaydan büyük cesaret aldılar.有 人 把 那 童 子 活 活 的 領 來 、 得 的 安 慰 不 少
Çocuğu diri olarak evine götüren imanlılar bu olaydan büyük cesaret aldılar.有 人 把 那 童子 活活 的 領來 、 得的 安慰 不少
Çok cesaretli bir adamsın.Kau benar-benar pria pemberani
Çok cesaretli bir adamsın.참으로 용기 있는 사람 입니다
Çok cesaretli bir adamsın.Você é um homem muito corajoso.
Çok cesaretli bir adamsın.Ви незаичайно хоробра людина.
Çok cesaretli bir adamsın..أنت رجلٌ شجاعٌ للغاية
Çünkü birbirinizi cesaretlendirebilir ve yönlendirebilirsiniz... bu birbirinizin Guru'su olmak gibidir hatta.Olyan ez, mintha egymás gurujai lennétek.
Deli cesareti benim tek yeteneğim.التهور هي ميزتي الوحيدة
Demek hem parası hem cesareti az bir adamsın.Así que eres un hombre sin dinero ni coraje.
Demek hem parası hem cesareti az bir adamsın.A więc brakuje panu i pieniędzy, i tupetu.
Demek hem parası hem cesareti az bir adamsın.Du är en man som är både snål och feg.
Demek hem parası hem cesareti az bir adamsın.Du er både nærig og fræk.
Demek hem parası hem cesareti az bir adamsın.Então, és um homem sem dinheiro e sem coragem.
Demek hem parası hem cesareti az bir adamsın.Oh, capisco. Un uomo a corto sia di fegato che di quattrini.
Demek hem parası hem cesareti az bir adamsın.Rahasi ja kanttisi eivät riitä.
Demek hem parası hem cesareti az bir adamsın.Άρα δεν έχεις ούτε λεφτά ούτε θάρρος.
Demek hem parası hem cesareti az bir adamsın.Значит, у вас нет ни денег, ни нахальства.
Denemenin iyi bir Ĺey olduÄuna inanarak ve bunu yapmak için cesaretlendirilerek bĂźyĂźtĂźlmĂźĹtĂźm.Byl jsem vychován, abych věřil, že je v pořádku to vyzkoušet a byl jsem v tom velmi podporován.
Denemenin iyi bir Ĺey olduÄuna inanarak ve bunu yapmak için cesaretlendirilerek bĂźyĂźtĂźlmĂźĹtĂźm.Я був вихований вважати, що спробувати - це добре і мене заохочували робити це.
Dewey"ın cesareti tamamıyla kırıldı.Dewey este complet descurajată.
Dewey"ın cesareti tamamıyla kırıldı.Dewey sangat terkecewakan.
Dewey"ın cesareti tamamıyla kırıldı.듀이씨는 크게 낙심합니다.
Dewey"ın cesareti tamamıyla kırıldı.תחילה, מוציאים את החשק
Dewey"ın cesareti tamamıyla kırıldı.والى إبتأس السيدة ديوي
Dewey"ın cesareti tamamıyla kırıldı.また活動そのものも
Diğer bir cesaret verici işaret, bu fikirlerin sadece gelişmiş ülkelerde ele alınmamasısıdır.Dalším povzbuzujícím zjištěním je, že tato myšlenka nebyla uchopena jen v rozvinutém světě.
Diğer bir cesaret verici işaret, bu fikirlerin sadece gelişmiş ülkelerde ele alınmamasısıdır.Egy újabb biztató jel szerintem, hogy nem csak a fejlett világban fogadták örömmel ezt az elképzelést.
Diğer bir cesaret verici işaret, bu fikirlerin sadece gelişmiş ülkelerde ele alınmamasısıdır.Ermutigend ist, dass dies nicht nur in den entwickelten Ländern geschieht.
Diğer bir cesaret verici işaret, bu fikirlerin sadece gelişmiş ülkelerde ele alınmamasısıdır.Et andet tilskyndede tegn, synes jeg, er at det ikke kun er i den udviklede verden at denne ide er taget op.
Diğer bir cesaret verici işaret, bu fikirlerin sadece gelişmiş ülkelerde ele alınmamasısıdır.또 다른 고무적인 현상은, 이것이 단지 선진국에서만 지지된 생각이
Diğer bir cesaret verici işaret, bu fikirlerin sadece gelişmiş ülkelerde ele alınmamasısıdır.Kolejną oznaką jest to, że nie tylko kraje rozwinięte podchwyciły ten pomysł.
Diğer bir cesaret verici işaret, bu fikirlerin sadece gelişmiş ülkelerde ele alınmamasısıdır.Otra señal alentadora, creo, es que no es sólo en el mundo desarrollado donde esta idea está siendo aceptada.
Diğer bir cesaret verici işaret, bu fikirlerin sadece gelişmiş ülkelerde ele alınmamasısıdır.Un alt semnal incurajator, cred, este ca aceasta idee nu a fost adoptata numai in zonele dezvoltate ale lumii.
Diğer bir cesaret verici işaret, bu fikirlerin sadece gelişmiş ülkelerde ele alınmamasısıdır.Za ďalšie dobré znamenie považujem, že nie len rozvinutý svet prijal túto myšlienku.
Diğer bir cesaret verici işaret, bu fikirlerin sadece gelişmiş ülkelerde ele alınmamasısıdır.Еще один радующий знак, как я думаю, это то, что не только в развитых странах подхватили эту идею.
Diğer bir cesaret verici işaret, bu fikirlerin sadece gelişmiş ülkelerde ele alınmamasısıdır.Іншим обнадійливим знаком, я думаю, є те, що не тільки розвинені країни підхопили цю ідею.
Diğer bir cesaret verici işaret, bu fikirlerin sadece gelişmiş ülkelerde ele alınmamasısıdır.Още един окуражителен знам, мисля си, е това че не е само развития свят който подема тази идея.
Diğer bir cesaret verici işaret, bu fikirlerin sadece gelişmiş ülkelerde ele alınmamasısıdır.עוד סימן מעודד, לדעתי, וזה לא רק בעולם המפותח
Diğer bir cesaret verici işaret, bu fikirlerin sadece gelişmiş ülkelerde ele alınmamasısıdır.آخر علامة مشجعة، كما أعتقد ، هو أنه ليس فقط في العالم المتقدم
Diğer bir cesaret verici işaret, bu fikirlerin sadece gelişmiş ülkelerde ele alınmamasısıdır.先進国の仲間入りを果たそうとしている 新興国である
Diğer uluslarla aramızdaki farklılıkları, barışçıl yollarla gidermek için gereken cesareti göstereceğiz.우리는 용맹을 선보일것이며 다른 국가와의 의견차를 평화로이 좁혀나가는 노력을 이어나갈 것입니다.
Diğer uluslarla aramızdaki farklılıkları, barışçıl yollarla gidermek için gereken cesareti göstereceğiz.Vamos a mostrar iniciativa para tratar de resolver nuestras diferencias con otras naciones en paz.
Diğer uluslarla aramızdaki farklılıkları, barışçıl yollarla gidermek için gereken cesareti göstereceğiz.直面する危機を甘く見ているからではなく
Dini Lider’i açıkça eleştirip kırmızı çizgileri aşıyordu, rejime karşıtlığını cesaretle ifade ediyordu.הוא הביע התרסה נועזרת כלפי המשטר, וחצה קווים אדומים כגון לבקר בפומבי את המנהיג העליון.
Diyordu ki: Asla trombonlara bakma -- bu sadece onları cesaretlendirir.Det säger: se aldrig åt trombonerna -- du uppmuntrar dem bara.
Diyordu ki: Asla trombonlara bakma -- bu sadece onları cesaretlendirir.Ne regardez jamais les trombones -- ça ne fait que les encourager.
Diyordu ki: Asla trombonlara bakma -- bu sadece onları cesaretlendirir.Nie auf die Posaunen schauen - das ermuntert sie nur.
Diyordu ki: Asla trombonlara bakma -- bu sadece onları cesaretlendirir.Nigdy nie patrz na puzonistów -- to ich tylko ośmiela.
Diyordu ki: Asla trombonlara bakma -- bu sadece onları cesaretlendirir.Nikdy se nedívejte na pozouny -- jenom byste je tím povzbudili.