Basitçe, geniş kapasiteli ağ bağlantısı, işbirliği ve cesaretlendirmenin bir araya gelmesiyle oluşuyor.Potrzebne są trzy rzeczy: szybki internet, współpraca, wsparcie.
Basitçe, geniş kapasiteli ağ bağlantısı, işbirliği ve cesaretlendirmenin bir araya gelmesiyle oluşuyor.São, basicamente, banda larga, colaboração e encorajamento unidos.
Basitçe, geniş kapasiteli ağ bağlantısı, işbirliği ve cesaretlendirmenin bir araya gelmesiyle oluşuyor.Sie sind im Grunde eine Kombination aus Breitbandverbindung, Zusammenarbeit und Ermutigung.
Basitçe, geniş kapasiteli ağ bağlantısı, işbirliği ve cesaretlendirmenin bir araya gelmesiyle oluşuyor.Sono fondamentalmente banda larga, collaborazione e incoraggiamento messi insieme.
Basitçe, geniş kapasiteli ağ bağlantısı, işbirliği ve cesaretlendirmenin bir araya gelmesiyle oluşuyor.V podstatě se jedná o připojení k internetu, spolupráci a podporu v jednom.
Basitçe, geniş kapasiteli ağ bağlantısı, işbirliği ve cesaretlendirmenin bir araya gelmesiyle oluşuyor.Yang pada dasarnya adalah broadband, kolaborasi dan dorongan diletakkan bersama-sama.
Basitçe, geniş kapasiteli ağ bağlantısı, işbirliği ve cesaretlendirmenin bir araya gelmesiyle oluşuyor.Πρόκειται βασικά για ευρυζωνικά δίκτυα, συνεργασίας και ενθάρρυνσης μαζί.
Basitçe, geniş kapasiteli ağ bağlantısı, işbirliği ve cesaretlendirmenin bir araya gelmesiyle oluşuyor.По суті, це поєднання інтернету, співпраці та підбадьорення.
Basitçe, geniş kapasiteli ağ bağlantısı, işbirliği ve cesaretlendirmenin bir araya gelmesiyle oluşuyor.Это интернет, взаимодействие и похвала, взятые вместе.
Basitçe, geniş kapasiteli ağ bağlantısı, işbirliği ve cesaretlendirmenin bir araya gelmesiyle oluşuyor.שהם למעשה אינטרנט מהיר, שיתוף פעולה ועידוד, משולבים יחד.
Basitçe, geniş kapasiteli ağ bağlantısı, işbirliği ve cesaretlendirmenin bir araya gelmesiyle oluşuyor.هي ببساطة اتصال بالشبكة + تعاون + تشجيع يعملوا سوياً.
Basitçe, geniş kapasiteli ağ bağlantısı, işbirliği ve cesaretlendirmenin bir araya gelmesiyle oluşuyor.励ましを提供する場です 世界中の数多くの学校で 試しました
Bazıları çok cesaret verici -- okula gitmesi gerekiyor.Altre invece decisamente incoraggianti -- dovrà andare a scuola.
Bazıları çok cesaret verici -- okula gitmesi gerekiyor.Andere dieser Abenteuer sind wunderbar ermutigend - er muss in die Schule gehen.
Bazıları çok cesaret verici -- okula gitmesi gerekiyor.Certaines de ces aventures sont merveilleusement encourageantes -- il ira à l'école.
Bazıları çok cesaret verici -- okula gitmesi gerekiyor.어떤 모험들은 대단히 힘을 북돋아주기도 합니다. 학교에 가는 일 같은 것이죠.
Bazıları çok cesaret verici -- okula gitmesi gerekiyor.Musi iść do szkoły.
Bazıları çok cesaret verici -- okula gitmesi gerekiyor.Otras son maravillosamente esperanzadoras... tiene que ir a la escuela.
Bazıları çok cesaret verici -- okula gitmesi gerekiyor.Outras dessas aventuras serão encorajadoras, ele tem de ir para a escola.
Bazıları çok cesaret verici -- okula gitmesi gerekiyor.Sommige van de avonturen zijn erg bemoedigend -- hij moet naar school gaan.
Bazıları çok cesaret verici -- okula gitmesi gerekiyor.Unele aventuri sunt încurajatoare într-un mod minunat -- trebuie să meargă la şcoală.
Bazıları çok cesaret verici -- okula gitmesi gerekiyor.Vài chuyến khác thì phấn khích tuyệt vời cậu ấy phải đến trường.
Bazıları çok cesaret verici -- okula gitmesi gerekiyor.Zatímco další jsou impozantně povzbuzující -- musí chodit do školy.
Bazıları çok cesaret verici -- okula gitmesi gerekiyor.Κάποιες από αυτές είναι πραγματικά ιστορίες που σε ενθαρρύνουν -- πρέπει να πάει σχολείο.
Bazıları çok cesaret verici -- okula gitmesi gerekiyor.Некоторые из этих приключений поразительно вдохновляющие -- он должен пойти в школу.
Bazıları çok cesaret verici -- okula gitmesi gerekiyor.Някои от тези приключения са чудесно насърчителни -- трябва да ходи на училище.
Bazıları çok cesaret verici -- okula gitmesi gerekiyor.חלק מההרפתקאות האלה ממש מעודדות -- הוא צריך ללכת לבית הספר.
Bazıları çok cesaret verici -- okula gitmesi gerekiyor.وبعضها محمسة بصورة مدهشة سوف يذهب الى المدرسة
Bazıları çok cesaret verici -- okula gitmesi gerekiyor.学校にも通います そして何より これは
'Belki de tek değil,' Alice sözler için cesaret."Być może nie ma," Alice odważył się uwaga.
'Belki de tek değil,' Alice sözler için cesaret.Có lẽ nó đã không phải là một, "Alice mạo hiểm nhận xét.
'Belki de tek değil,' Alice sözler için cesaret."Ehkä se ei ole yksi," Alice uskalsi huomautuksen.
'Belki de tek değil,' Alice sözler için cesaret.'Forse non ha uno,' Alice si azzardò a osservazione.
'Belki de tek değil,' Alice sözler için cesaret."Kanske det har inte ett," Alice vågade anmärkning.
'Belki de tek değil,' Alice sözler için cesaret."Lehet, hogy nem csupán egy," Alice vállalkozott megjegyzést.
'Belki de tek değil,' Alice sözler için cesaret."Måske har det ikke én, 'Alice vovede at bemærke.
'Belki de tek değil,' Alice sözler için cesaret.'Misschien is het niet een heeft,' Alice waagde op te merken.
'Belki de tek değil,' Alice sözler için cesaret."Morda je ni ena," Alice upati opozorila.
'Belki de tek değil,' Alice sözler için cesaret."Mungkin tidak salah, 'diri Alice komentar.
'Belki de tek değil,' Alice sözler için cesaret."Peut-être qu'il n'a pas un," Alice se hasarda à remarque.
'Belki de tek değil,' Alice sözler için cesaret."Poate că are nu unul," Alice aventurat să remarc.
'Belki de tek değil,' Alice sözler için cesaret."Snáď to nebol jeden," Alice odvážila poznámku.
'Belki de tek değil,' Alice sözler için cesaret."Snad to nebyl jeden," Alice odvážila poznámku.
'Belki de tek değil,' Alice sözler için cesaret."Talvez ele não tem um, 'Alice aventurou-se a observação.
'Belki de tek değil,' Alice sözler için cesaret."Tal vez no tiene uno," Alice se aventuró a comentar.
'Belki de tek değil,' Alice sözler için cesaret.'어쩌면 하나하지 않은,'앨리스는 발언 to 장정에 올랐다.
'Belki de tek değil,' Alice sözler için cesaret."Vielleicht ist es nicht nur eine,, 'Alice wagte zu bemerken.
'Belki de tek değil,' Alice sözler için cesaret."Ίσως να μην έχει μία," Αλίκη τόλμησε να παρατηρήσει.
'Belki de tek değil,' Alice sözler için cesaret."Возможно, это не один," Алиса рискнула замечание.
'Belki de tek değil,' Alice sözler için cesaret."Може би това не е една," Алис осмелил да се отбележи.
'Belki de tek değil,' Alice sözler için cesaret."Можливо, це не один," Аліса ризикнула зауваження.
'Belki de tek değil,' Alice sözler için cesaret."אולי זה לא אחד," העז אליס להעיר.
'Belki de tek değil,' Alice sözler için cesaret."ربما انها ليست واحدة ،' أليس غامر إلى الملاحظة.
'Belki de tek değil,' Alice sözler için cesaret."ツタンカーメン、ちぇ、子供は!"公爵夫人は言った。
Ben aslında iyi arkadaş Pipe borçluyum, birinini ceseratsizliği diğerine cesaret verebilir.Teşekkürler, Pip.Díky, Pipe.
Ben aslında iyi arkadaş Pipe borçluyum, birinini ceseratsizliği diğerine cesaret verebilir.Teşekkürler, Pip.Hvala lepa. Hvala, Pip.
Ben aslında iyi arkadaş Pipe borçluyum, birinini ceseratsizliği diğerine cesaret verebilir.Teşekkürler, Pip.Mersi, Pip.
Ben aslında iyi arkadaş Pipe borçluyum, birinini ceseratsizliği diğerine cesaret verebilir.Teşekkürler, Pip.Se Io debo a mi buen amigo Pip... quien me alentó cuando otros me habrían desalentado. Gracias, Pip.
Ben aslında iyi arkadaş Pipe borçluyum, birinini ceseratsizliği diğerine cesaret verebilir.Teşekkürler, Pip.Όλα τα χρωστάω στον καλό μου φίλο Πιπ, που με εμψύχωσε όταν άλλοι με αποθάρρυναν. Ευχαριστώ, Πιπ.
'Ben bile hiç Saat konuştu söylemek cesaret!'"Τολμώ να πω ποτέ δεν μίλησε ακόμα και σε καιρό!"