Şirket, Danıştay'a gitme cesareti bile bulamadı.Το συγκρότημα δεν ήταν καν σίγουρο για το αν θα συνέχιζε την πορεία του.
Bu beceri ve cesaret birçok kişiye örnek oldu.Η διαγωγή και η γενναιότητά τους ήταν αφορμή να τους εκτιμούν πολύ οι πολίτες.
Ancak kimse ayağından sürüklemeye cesaret edemedi.Κανείς δε τολμούσε να τον σκοτώσει.
Yirmi yaşında ölmek için tüm cesaretime ihtiyacım var.) oldu.J'ai besoin de tout mon courage pour mourir à vingt ans !
Aklını kendin kullanmak cesaretini göster!Hav modet til at bruge din egen forstand!
Ancak kimse ayağından sürüklemeye cesaret edemedi.Ingen vovede at protestere.
Kırmızı: Kahramanlık, cesaret.Eroico – Heltemæssigt; heroisk.
Kimse Lagana'ya karşı çıkmaya cesaret edemez.Der er ingen der tør at gå hen og forsvarer Jens.
Anne Marie Walden Boxoffice bilgisi IMDb'de Ateş Altında CesaretErik Nyegaard i Frihedsmuseets modstandsdatabase Dines Bogø om Flammen
Şirket, Danıştay'a gitme cesareti bile bulamadı.Ej heller turde storrådet at sige ham imod.
Ama cesaret edip çektim.Det gav hende mod.
Cesaretinden dolayı, 2. Sınıf Demir Haç madalyası aldı.Han opnåede for sin indsats jernkorset af 2. klasse.
Cesaretli karakteri hemen göze çarpmaktaydı.Hans urolige natur ytrede sig allerede tidlig.
"TSK Üstün Cesaret ve Ferâgât Madalyası", "TSK Üstün Hizmet Madalyası" ve "TSK Şeref Madalyası" sahibidir.Medaljer for tapperhed og udmærket tjeneste: Distinguished Conduct Medal.
Bu olayın demiryolu işçilerine cesaret vereceği düşünülmüştü.Jernbanesabotørernes dristige arbejde.
Bismarck, Leopold'u teklifi kabul etmesi için cesaretlendirdi.Bismarck oppfordret Leopold til å godta tilbudet.
Cesaretini bul, ve yaşa."Vær takknemlige for at dere fremdeles puster!».
Şeritlerdeki üç renk dayanışma, barış ve huzur, cesaret ve kararlılık sembolize etmektedir.De tre fargene er ment å symbolisere henholdsvis solidaritet, fred og ro, og mot og besluttsomhet.
Ama cesaret edip çektim.De turde å gjøre det.
8 Nisan günü V. Aleksios'un ordusu Haçlıları cesaretsiz kılan kuvvetli bir direnç ortaya koydu.Den 8. april kjempet Alexios V Dukas’ hær og ga fra seg hard motstand som avskrekket korsfarerne.
Şirket, Danıştay'a gitme cesareti bile bulamadı.De ville derfor ikke ha æren, for å ha funnet eventyret.
Şövalye Demir Haçı aşırı savaş cesareti ya da başarılı askeri liderlikten dolayı verilmiştir.Jernkorsets ridderkors ble gitt som anerkjennelse for ekstremt mot i kamp og militært lederskap.
Adamlarının cesaretine ve disipline güvenen Sezar hatların tutulmasını emretti.Cæsar stolte på disiplinen og motet til sine soldater, og gav ordre om at de bare skulle holde linjen.
Semerkand yakınlarında çıkan bir çatışmada yaralanır ve gösterdiği cesaret nedeniyle takdire layık görülür.Under et slag i nærheten Samarkand ble han såret, og senere dekorert for tapperhet i krig.
İsyan, diğer toprak sahiplerinin Haile Selassie'ye meydan okumaları konusunda cesaretlendirdi.De nektet også å akseptere at beinrestene tilhørte Haile Selassie.
Sadako'nun gösterdiği cesaret, onu Japon çocuklarının gözünde kahraman yaptı.Hun introduserte Sorge for Ozaki, som ble Sorges viktigste informant i Japan.
Sen yeryüzünü ve haklarını fethettin; Özgürlüğün cesaretinden ortaya çıkacaktır.Kau telah menguasai tanahmu dan mendapatkan hak-hakmu; Kebebasanmu akan lahir dari keberanianmu.
Bismarck, Leopold'u teklifi kabul etmesi için cesaretlendirdi.Bismarck mendorong Leopold agar menerima tawaran tersebut.
Örneğin cesaret erdemi, korkaklık ve deli cesareti gibi kusurların ortasında yer alır.Misalnya keberanian sebagai jalan tengah dari pengecut dan gegabah.
Kimse Lagana'ya karşı çıkmaya cesaret edemez.Tak ada yang berani melawan Rogue.
Stern’in cesaretlendirmesiyle ve Taylor’un da desteğiyle, Rabi bu düşüncesini hayata geçirmeyi başardı.Dibimbing oleh Stern, dan sangat dibantu oleh Taylor, Rabi memakai gagasan untuk pengerjaan.
Ali'nin cesareti, Hillary Clinton ve Condoleezza Rice gibi ünlü isimler tarafından takdirle karşılandı.Keberanian Ali dipuji oleh para tokoh perempuan terkemuka termasuk Hillary Clinton dan Condoleezza Rice.
Cesaret bakımından.Melatih keberanian.
6- Cesaretsizlik.Cemburu 6.
Cesareti ile ün salmıştır.Dia terkenal atas keberaniannya.
Kırmızı: Kahramanlık, cesaret.Merah, melambangkan keberanian.
Cesaretinden dolayı Sovyetler Birliği Kahramanı madalyasını aldı.Untuk aksi heroiknya tersebut, ia mendapatkan gelar Pahlawan Uni Soviet.
Bir daha buraya gelmeye cesaret edemezler" dedi.Setelah mereka kaluar, mereka tidak akan kembali lagi ke tempat ini.”
Smitty cesaretinden şüphe ettiği için Doss'tan özür diler.Smitty meminta maaf karena meragukan keberanian Desmond dan keduanya memperbaiki kesalahan.
Bu ne cesarettir.Berani sekali Kau?
Bunu görenleri bir umut ve cesaret sarar.Mereka melambangkan kebangkitan dan harapan.
Cahil cesareti vardır.Berbagai hikmat diperolehnya.
Sadako'nun gösterdiği cesaret, onu Japon çocuklarının gözünde kahraman yaptı.Sadako juga merupakan pahlawan wanita bagi para gadis di Jepang.
6- Cesaretsizlik.6- Cải Trạng.
Otuzlu yılların yarısından itibaren hiçbir Alman gazetesi Hesse’nin makalelerini yayımlamaya cesaret edemedi.Bắt đầu từ giữa thập niên 1930 không một báo Đức nào dám đăng bài của ông nữa.
Tek başına bu çocuğun cesareti herkesin umutsuzluğa kapılmasını önlemişti.Niềm can đảm của đứa trẻ này đã ngăn trở được một sự tràn ngập của tuyệt vọng.
Bu da bir cesaret gösterisidir.Đây là biểu tượng của sự can đảm.
"Annemin Cesareti (Oyun Eleştirisi).톰보이 매력” (bằng tiếng Hàn).
Bu ne cesarettir.Em dũng cảm là vậy.
8 Nisan günü V. Aleksios'un ordusu Haçlıları cesaretsiz kılan kuvvetli bir direnç ortaya koydu.Ngày 08 Tháng Tư, quân đội của Alexios V đã kháng cự một cách mạnh mẽ và làm nhiều quân viễn chinh nản lòng.
Kırmızı: Kahramanlık, cesaret.Màu đỏ: Lòng dũng cảm.
Kendisi aşırı cesaretiyle tanınır.Ông ấy được biết đến bởi giọng ca pha cực kỳ chuẩn.
Cesareti vahşilikten uzaktır.Ý chỉ Lê Thọ Vực rất hung bạo.
Almanlar sürekli el bombası attıkları için buna cesaret edemediler.Suốt một thời gian, quân Đức không bắn phá được chiến hạm địch vì lỗi này.
Ruslar kaleye bir daha saldırmaya cesaret edemediler.Quân Thanh không dám tấn công quân Trịnh thêm một lần nữa.
Girmesi cesaret isteyen bu su "karpuz çatlatan" olarak anılır.Ai là người gan dạ mới qua được ở đây nên gọi là “Cửa Gan”.
Sapere aude (Latince: "Bilmeye cesaret et!")Sapere aude – (Quyết trở thành nhà thông thái).
Bu cesaret tarihte hiçbir kahramanda görülmemiştir.Hành động này chưa từng xảy ra trong lịch sử thế giới.
Kim onu uyandırmaya cesaret edebilir?お目覚めはいかが?
Bu beceri ve cesaret birçok kişiye örnek oldu.その魅力と洗練ぶりは多くの人々の称賛の的であった。